Uyurgezer : UYURGEZERLİK BİTİYOR YENİ HAYATLARA MERHABA DEME VAKTİ!

2008 Sundance Film Festivali’nin yarışma filmlerinden Uyurgezer, X Men,X2,Batman ve Robin gibi filmlerin görsel efekt uzmanlığını yapan Bill Maher’in ilk yönetmenlik denemesi ve The Chumscrubber filmiyle bağımsız sinemaya hakim olduğunu gösteren Zac Stanford’un ikinci senaryosu. Uyurgezer aslında 6 yıl önce kaleme alınmış. Filme çekilmesi Stanford’un The Chumscrubber filminde de beraber çalıştığı Maher’in senaryoyu görmesiyle gerçekleşmiş.

Son yıllarda bağımsız sinemaya katkılarıyla adını duyduğumuz Charlize Theron’un yardımcı yapımcı olduğu Uyurgezer, başarılı oyunculardan oluşan kadrosuyla dikkat çeken bir bağımsız her şeyden önce. Senaryodan çok karakterlerin ön planda olduğu filmde Charlize Theron’un Cani ve Tek Başına filmlerinden sonra bir kez daha Amerikan taşrasında büyümüş sorunlu ve asi kadın rolünde izliyoruz. Tara rolünde Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ndan hatırlayacağımız Annasophia Robb, yardımsever amca James rolünde Terminatör’ün son filminden hatırlayabileceğimiz Nick Stahl ve büyükbaba rolünde izlediğimiz başarılı oyuncu Dennis Hopper da karakterlerini başarıyla canlandırarak filmi beğenmemizde büyük rol oynuyorlar.

Film Joleen’in, sevgilisi hapse girince, kızı Tara ile sokakta kalması ve erkek kardeşine sığınmasıyla başlıyor.İlk sahnelerde Tara’nın ‘’Yine mi taşınıyoruz?’’ sorusuna Joleen’in verdiği ‘’Bugün,geriye kalan hayatımızın ilk günü’’ cevabı bir hayata yeniden başlama mücadelesiyle karşı karşıya olduğumuzu düşündürtüyor bizlere.Joleen’in kızını ve kardeşini terk edişiyle filmin sandığımız gibi tek karaktere ve onun mücadelesine yoğunlaşan bir film olmadığını anlıyoruz.

Sorunlu ilişkilerine rağmen annesinin gidişiyle daha da hırçınlaşan Tara ve onu mutlu etmeye çalışan James’in ilişkilerine yoğunlaşıyor bu dakikadan sonra film. İşler yolunda gitmeyince Tara sosyal hizmetler tarafından alınıyor. Tara’nın doğum günü geldiğindeyse James yeğeninin mutlu olması için onu Utah’a kadar sürecek bir yolculuğa çıkarıyor. Çünkü tıpkı annesi gibi Tara’nın da bir süre uzaklaşmaya ihtiyacı var. Bu yolculuk birbirlerini tanımayan bu iki insanın hem birbirlerini hem de kendilerini keşif yolculuğu aynı zamanda. Bu yönüyle Thelma ve Louise’i hatırlatan Uyurgezer karakter analizleri yapan bir filmken bir yol filmine dönüşüyor. James, Tara sayesinde sorumluluk almayı öğrenirken Tara da James’i hiç sahip olmadığı babasının yerine koyuyor. Büyükbabanın çiftliğine vardıklarında ise geçmiş günlerine geri dönen James ve annesiyle dayısının yaşadıklarını daha iyi anlayacak olan Tara için zor günler başlıyor.

Filmin tek başarısız karakter anlatımı olan büyükbabanın çocuklarıyla neden anlaşamadığını öğrenemesek de James babasının kendisine ve kardeşine çektirdiklerini yeğenine de yapmasına tahammül edemiyor ve ikili Utah’tan ayrılıyorlar. Bu tatil sayesinde James yıllardır yaşadığı kabustan uyanıyor ve karakterlerimizin yaşadığı uyurgezerlik bitiyor, artık gerçekten ‘’geriye kalan hayatlarının ilk gününe’’ başlıyorlar.

Uyurgezer, aile içi iletişimsizliklerin çocukların kişilikleri ve hayatları üzerindeki olumsuz etkilerini dramatik ve yavaş bir tempoda anlatıyor. Gerçekleri sulandırmadan tüm sadeliğiyle anlattığı için herkese hitap eden bir film değil ancak karakter analizlerinden hoşlananları memnun edebilir. Büyükbabanın karakteri üzerine biraz daha düşülseydi daha başarılı olabilirdi. Yine de bağımsız filmlerden hoşlananların keyif alacağını düşünüyorum. İyi seyirler.

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s