Festival Hazineleri :!f İstanbul 2009

Festival Hazineleri serisinin ikinci ayağı olarak bağımsız film severlerin festivali !f Istanbul 2009! Bu yıl 8.si düzenlene festivalden Franklyn filminin Cuma günü vizyona girmesini fırsat bilerek festivalin tüm incilerini gözler önüne serelim istedim.

Bağımsız filmler her sinema izleyicisine hitap etmeyen, genellikle küçük stüdyolar tarafından üretilen ve düşük bütçeli olan filmlerdir. Bağımsız sinemaya ilgisi son iki yıldır ortaya çıkmış ve elinden geldiğince bu tarz filmleri izlemeye çalışan bir sinema sever olarak !f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali benim için büyük bir olaydı. Bütçem ve zamanım el vermediği için ancak 5 filmi izleyebilsem de basından ve dergilerden takip ettiğim kadarıyla festivalin gözdesi olan filmlerden bahsedeceğim bu yazıda.

Festivalin, Toronto ve Sundance gibi prestijli festivallerde gösterimleriyle büyük ses getiren yeni yapımlara yer verdiği Hit Filmler bölümünde Koş Lola Koş filminin yönetmeni Tom Tykwer’ın yeni filmi The International-Uluslararası, Pi ,Requiem for a Dream ve Kaynak gibi farklı yapımlarla ses getiren Darren Aronofsky’nin ödül avcısı filmi The Wrestler-Şampiyon,The Wackness-Arıza, En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar ödülünü aldığı Sil Baştan’ın senaristi Charlie Kaufman’ın ilk filmi Synecdoche New York, Wendy & Lucy, Guillermo Arriaga’nın yönetmenlik deneyimi The Burning Plain, Man on Wire-Teldeki Adam, Nick and Norah’s Infinite Playlist-Nick ve Norah’nın Bitmeyen Şarkıları, Borat’ın yönetmeni Larry Charles’ın yeni filmi Religulous-İlahi Komedi,Akademi Ödüllerinin yıldızı Slumdog Millionaire-Milyoner,The Sky Crawlers-Gökyüzü Savaşçıları, Tokyo! ve Kate Winslet’e Altın Küre ödülü getiren Revolutionary Road-Hayallerin Peşinde filmleri gösterildi. Festival kapsamında sadece The Burning Plain ‘i izleyebildim ancak vizyona girince Slumdog Millionaire-Milyoner ve Revolutionary Road-Hayallerin Peşinde ‘yi ve ev sinemasında Nick and Norah’s Infinite Playlist-Nick ve Norah’nın Bitmeyen Şarkıları ‘nı izleme şansı buldum ve izlediklerime ait yorumlarımı blogumda paylaştım.

Festivalin en iyi filmleri bu seçkide yer almıyordu tabii ki. Keşif Uluslararası Film Yarışması bölümde yarışan 8 filminden Cannes’da ses getiren Salamandra- Semender’yı izleyemedim henüz ancak Better Things-Daha İyi Şeyler ve Afterschool-Okul Çıkışı’nı izleyebildim. Better Things-Daha İyi Şeyler benim gibi bağımsız filmlere yeni alışan bir sinema sever için fazla ağırdı.Afterschool-Okul Çıkışı ise keyif alarak izlediğim ve Rushmore’u seven sinemaseverlerin beğeneceğini düşündüğüm bir bağımsızdı.

Her yıl dünyanın farklı coğrafyalarının anlatımlarına yer veren !f İstanbul’un bu yılki keşif yolculuğu İskandinavya topraklarınaydı. Kuzey Işıkları’ında son iki yılın en iyi İskandinav filmlerini bir araya toplanmıştı. İstemeden fakat “zorunlu” olarak yaptıklarımızın çocuksu utangaçlığı ve pişmanlığını bize hatırlatan Involuntary-İstemsiz ve Dogma lezzetindeki İzlanda filmi Country Wedding-Kır Düğünü filmlerini izleyemesem de festivalde izlediğim 5 filmden en iyisi olan Just Another Love Story-Başka Bir Aşk Hikayesi’ni büyük bir keyifle izledim! Bir araba kazasının iki insana geniş ve bambaşka olasılıkların olduğu yeni birer hayat vermesini konu alan filmi herkese şiddetle tavsiye ederim.

Amerika’da gelişen yeni dalga bağımsız film akımının son örneklerine yer verilen Amerika’dan Yeniler bölümünde farklı filmler arayanları memnun edecek olan Baghead-Kese Kağıtlı Katil ve Momma’s Man-Annesinin Oğlu gibi filmler gösterildi. Bu bölümden izlediğim film olan Nights and Weekends-Geceler ve Haftasonları’nda bir ilişki tüm duygusal çıplaklığının ortaya koyuluyordu.

Farklılıkarımız ve farkındalıklarımız üzerine etkileyici ve ödüllü filmlere yer veren Gökkuşağı bölümünde hayata apayrı yaklaşan Carla ve Lucie’nin kader tarafından araya getirilişinin ince işlenmiş öyküsü Nothing Else Matters-Başka Birşeyin Önemi Yok ve İran’da cinsiyet değiştirme operasyonu geçirmeyi planlayan genç nesil erkekleri konu alan çarpıcı belgesel Be Like Others-Herkes Gibi Ol gözüme çarpan ancak izleyemediğim filmlerdi.

All The Boys Love Mandy Lane-Herkes Mandy Lane’in Peşinde, Martyrs-İşkence Tarikatı ve ülkemizde henüz vizyon şansı bulamayan Tokyo Gore Police festivalin korku dolu bölümü Nöbetçi Sinema’da gösterilen yapımlardı.

Festivalin en iyi filmleri arasından yer alan The Good, The Bad, The Weird-İyi, Kötü ve Çılgın’ın da gösterildi Fantastik Filmler bölümünün bir diğer gözdesi olan Franklyn sonunda vizyona da giriyor. Benim gibi kaçıranlara tekrar duyurulur! Bir dahaki !if’in daha makul fiyatlarda olması dileğiyle.

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s