Festival Hazineleri :28.İstanbul Film Festivali

Festival Hazineleri’nin son yazısı tabi ki de İstanbul’un en geniş içeriğe sahip film festivali İstanbul Film Festivali‘nde 2009 yılında gösterilen filmlerle ilgili. Yılın en çok beklediğim festivali olan bu festival iki yıldır vize haftama denk geldiği için bir haftası kayıp geçmekle beraber şansıma bana kalan haftada benim istediğim filmlerin uygun seanslarını bulmak da nasip olmuyor. Bu nedenle geçtiğimiz festivalde 5 filme gitmiştim fakat gidemediğim filmleri bir kenara da not etmiştim. Şimdi görmek istediğim ve listeme aldığım bu filmleri sizlerle paylaşacağım. Ama önce izleme şansına eriştiğim filmlerden kısaca bahsedeyim.

Sinemada İnsan Hakları başlığı altında gösterilen Kırmızı Adamların Toprağı, toprağına sahip çıkmaya ve değerlerini korumaya çalışan bir grup yerlinin hikayesine odaklanıyordu. Biri yerli diğeri ise yerlilerin mücadele içinde olduğu yabancı toprak sahiplerinin kızı olan iki gencin “farklılıklardan” doğan duygusal çekimlerinin de anlatıldığı film “birbirlerimizin değerlerine ve haklarına saygı duymalıyız” mesajı vererek konseptine uyum sağlasa da düşük temposu nedeniyle zaman zaman sıkılmanıza neden olabilecek bir filmdi. İzlediğim diğer Sundance gibi önemli bir festivalde yarışması nedeniyle ilgimi çeken Dağınık Yataklar filmiydi. Yirmi yaşındaki Axl’in, onu küçükken terk eden babasını bulmak için Londra’ya gelmesini ve bu sırada türlü ırklardan ve kültürlerden gelen özgür ruhlu insanlarla tanışmasını çarpıcı bir görsellikle anlatan film atmosferi nedeniyle keyif almamı sağlayan, sade bir yapımdı. Minimalist sinemaya yeni yeni ilgi duyduğum için yere göğe sığdırılamayan birçok yönetmeni yeni yeni tanıyorum. Reha Erdem de bu yönetmenler arasında ve kendisinin de katılımıyla gerçekleşen son filmi “Hayat Var”ın gösterimini kaçırmadım. Film sonrası gerçekleşen söyleşi kadar film de keyif vericiydi. Tim Burton sayesinden tanıdığım ve örneklerini de seve seve izlediğim bir stop motion örneği olan $9.99, yaşamanın ve mutlu olmanın anlamı hakkında başarılı bir komediydi. Festivalde izlediğim filmlerden en çok beğendiğim film ise başına gelmeyen olay kalmayan kahramanımızın ağlanacak haline güldüğüm absürt komedi “Bu Filmde Ben Varım”dı.

Gelelim isteyip de gidemediğim filmlere… Juliette Binoche’un yer aldığı ve Olivier Assayas’ın en iyi filmi olarak övülen Yaz Saati, gerçek hayatta askerlik yapmış on beş çocuğun rol aldığı ve SİNEMADA İNSAN HAKLARI bölümünde gösterilen Kuduz Köpek Johnny, Küçük Günışığım’ın yapımcılarının Amy Adams’lı filmi Günışığı Temizleme Şirketi, Across the Universe’da Jude rolüyle çıkış yapan Jim Sturgess’in Kuzey İrlanda’yı otuz yıl şiddetiyle sarsan “Büyük Sorun” döneminin en çok tartışılan isimlerinden Martin McGartland’ı canlandırdığı politik gerilim 50 Ölü Adam, 2008 BAFTA’da En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerine layık görülen Yaz,ilk filmi “XXY” ile geçen yıl tanıma yine bu festival aracılığıyla tanıma şansı bulduğum Lucía Puenzo’nun yeni filmi Balık Çocuk aklımın bir köşesinde tuttuğum filmler. Tabi bunlar benim seçtiklerim. Afyon Savaşı, Kiraz Çiçekleri gibi arkadaşlarımın öve öve bitiremediği filmler de vardı bu festivalde. Dilerim kaçırdıklarımı izleyebilir ve yorumlarımı sizlerle paylaşabilirim, İstanbul’da festival sezonu açılana kadar tüm sinemaseverlere bol filmli günler.

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s