Vampirlerin ve Kurt Adamların Bitmek Bilmeyen Savaşı

Twilight’ın tabuları yıktığı vampirler deyince akla ilk gelen serilerden biri 2003 tarihinde, ilk bölümünün gösterime girmesiyle başlayan “Karanlıklar Ülkesi” serisidir. Günışığına duyarlı ölümsüz kan emicileri, onların en büyük düşmanları olan ve gümüş dışında her şeye karşı koyabilen kurt adamları ve onların ezeli savaşlarını konu alan seri, üç yıl arayla çekilen üç filmden oluşuyor.
Len Wiseman’ın yönettiği 2003 tarihli ilk film “Karanlıklar Ülkesi”, vampirlerle kurt adamların(Lycanlar) arasındaki savaştan bahsederek başlıyordu. Kate Beckinsale’in canlandırdığı Selene, nedenlerini sorgulamasının yasak olduğu bu savaşta vampirlerin tarafındaydı çünkü yıllar önce tüm ailesi Lycanlar tarafından öldürülmüş ve vampirlerin üç büyük liderinden Viktor, onun canını kurtarıp intikamını alması için ona ölümsüzlük vermişti.
Savaş sürerken yüzyıllar önce yok edildiği sanılan Lycan lideri Lucian’ın hala yaşadığını öğrenen Selene, Viktor’un yerine bıraktığı Kraven’ın ona inanmaması ve olası bir saldırıyı dikkate almaması nedeniyle Viktor’u vaktinden çok önce uyandırarak işlerin karışmasına neden olmuştur. Lycanların peşinde oldukları insanın özelliği nedir? Kraven gerçekten bir hain midir yoksa Viktor’un kirli sırlarına bekçilik mi yapmaktadır? Tüm bu soruların cevabını bulduğumuz ilk filmde, Viktor ve Lucian arasındaki kan davasının ileride serinin üçüncü filmi olacak “Karanlıklar Ülkesi: Lycan’ların Yükselişi”ne konu olacağını bilmiyorduk tabi.
Aksiyonu bol, adrenalini ve görselliği yüksek ilk filmin, sinemaseverleri memnun etmesi üzerine yapımcılar ve yönetmen, yine Kate Beckinsale’in başrolünde olduğu ve Michael – Selene arasındaki aşka daha çok değinilen ikinci film için kolları sıvadılar. İlk filmden üç yıl sonra “Karanlıklar Ülkesi: Evrim” sinemalardaki yerini aldı.
İlk filmin kaldığı yerden devam eden ikinci bölüm, Viktor’un ihanetini, onun canını alarak ödeten Selene’nin ilk vampir olan Marcus’un dirilmesini engellemeye çalışmasıyla başlıyordu. Viktor’un göründüğü gibi biri olmadığını anlayan Selene, ailesinin katledilmesinin sebepsiz yere olmadığını da öğreniyordu. İlk ölümsüz Alexander Cornivus’ın iki oğlundan Marcus, gücünü kontrol edemeyen kurt adam kardeşi William’ı diriltmeden durdurulmalıydı.
İlk filmden daha canlı ve daha vahşi olan “Karanlıklar Ülkesi: Evrim” hikayeye ait sürprizleri ve daha ayrıntılı düşünülmüş senaryosuyla devam filminin meraklılarını memnun etti. Korku sinemasının vazgeçilmez öğelerinden kurt adamları ve vampirleri dövüştürdüğü sayısız sahnesi ile aksiyon meraklısı tür tutkunlarına da hitap etmekteydi. Korku filmi severlerin ismini duymuş olacağını düşündüğüm Jeepers Creepers serisinin bir yarasayı andıran kana susamış seri katilini hatırlatan Marcus, “Karanlıklar Ülkesi: Evrim”in daha profesyonel olan yönetiminin de etkisiyle oldukça korkutucu ve tehlikeliydi.
İlk iki filmde güzel yıldız Kate Beckinsale’e Scott Speedman(Michael Corvin), Michael Sheen (Lucian), Shane Brolly (Kraven), Bill Nighy (Viktor) gibi isimler eşlik ediyordu. Hikaye ikinci filmle bitti ancak yapımcıların son yıllarda sık yaptığı bir şey vardı ki o da başlara, geçmişe dönmek. “Karanlıklar Ülkesi” serisinin de bir başlangıcı olmalıydı, tüm bu kavganın en başı… İlk filmde geçen o ilk sahnenin ne anlama geldiği, Sonja’nın kim olduğu, Lycanların nasıl güçlendiğine dair bir başlangıç… Ortada bu kadar soru varken üçüncü filmin nelerden bahsedeceği de belliydi haliyle. Yeni bölümde Kate Beckinsale yer almadı ve yönetmen koltuğuna Len Wiseman’ın yerine ilk iki filmin görsel efekt ekibinden Patrick Tatopoulos oturdu.
 “Karanlıklar Ülkesi: Lycan’ların Yükselişi” isimli üçüncü bölüm serinin hayranlarıyla buluştuğunda gerek görsel açıdan gerekse kurgu açısından sevenlerini pek memnun etmedi. Seriyi Kate Beckinsale ile özdeşleştiren salt sinemasever kitlesi, onun olmadığı bir bölüme baştan itibaren çok sıcak bakmamışlardı zaten. Bir de karşılarına böylesine kalitesiz bir yapım çıkınca hayal kırıklığı kaçınılmazdı. Filmde Sonja’nın kim olduğunu, Lycanların neden vampirlere karşı bu kadar öfkeli ve intikam dolu olduğunu hatta Viktor’un Selene’e olan zaafını daha iyi kavrayabilsek de ilk iki filmdeki aksiyonun ve romantizmin (evet yanlış okumadınız romantizmin) yerini tutamadı üçüncü bölüm.
Serinin takipçileri Kate Beckinsale’in de olduğu 4. bir film gündeme geldiğini okumuşlardır. Son filmde aradığını bulamayan birçok hayran gibi ben de yeni filme pek sıcak bakmıyorum. İşin büyüsünü böylesine bir üçüncü film çekerek bozdular. Yeni bir film tabiri caizse işin “cıvığını çıkarmak” olur. Tabi serinin Kate Beckinsale’li bölümlerinin tadını özlediğimizden,  yeni bölüm sinemalarımıza konuk olduğunda ilk izleyenlerden oluruz o ayrı. Ama beğenir miyiz? Bekleyip göreceğiz…
*bu yazım Blog Dergisi‘nin Şubat sayısında yayımlanmıştır.
 
Reklamlar

One thought on “Vampirlerin ve Kurt Adamların Bitmek Bilmeyen Savaşı

  1. Son filmde işi batırmasalardı süper üçleme olacaktı.4.bölümde çekilirse 3.nün başarısızlığına tüy dikmekten başka bir anlam ifade etmeyecektir.

    Beğen

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s