INVICTUS: Sporun Birleştirici Yönünden Faydalanan Ilımlı Bir Liderin Hikayesi

Clint Eastwood Milyon Dolarlık Bebek filmiyle En İyi Yönetmen dalında Oscar’ı kucakladığı gece törende sahneye çıkan birçok genç sanatçıya taş çıkaracak enerjisi ile beni kendine hayran bırakmıştı. O zamanlar bir filmin yönetmeni kimmiş, daha önce neler çekmiş gibi soruları sormaya yeni yeni başlamıştım. Eastwood, sinemada oyunculuğuyla da yönetmenliğiyle de takdiri ve takibi hak eden bir isim. Geçen yıl Changelling ve Gran Torino gibi iki başarılı yapımla karşımıza çıkan 80lik delikanlı bu sefer yarı biyografik bir dramla sinemalarda: Invictus.

Nelson Mandella’nın (Morgan Freeman) ülkesinde birliği ve beraberliği sağlamak için Güney Afrika futbol takımı kaptanıyla (Matt Damon) yaptığı işbirliğinin ilham verici hikayesini anlatan Invictus, John Carlin’in “Playing the Enemy: Nelson Mandella and the Game that Make a Nation” isimli kitabından uyarlandı.  Filmin ismi Latince “yenilmez, fethedilemez” anlamına geliyor. Filmde de göreceğiniz  “Kaderimin hakimi benim, ruhumun kaptanı benim” dizeleri 1875’te İngiliz şair William Ernest Henley tarafından yazılan Invictus şiirinin sonu. Film de bu dizeleri benimseyen bir devlet adamının yaşananların intikamını alma hırsına kapılmadan ulusunu siyahıyla beyazıyla birlik içindeki bir ulus haline getirmeye çalışmasını anlatıyor.
Nelson Mandella rolünde, mesleğine aşkı nedeniyle kendisine gelen bütün projelerde yer almaya çalışan başarılı oyuncu Morgan Freeman’ı izliyoruz. Hala hayatta olan Mandella ile görüşmesinin onu canlandırmakta kendisine büyük yardımları olduğunu söyleyen Freeman rolüne hazırlanmak için Mandella’nın konuşmalarını izlemiş. Rolü için tek emek harcayan Freeman değil tabi ki. Takım kaptanı Pienaar’ı canlandırmak için Pienaar’ın rehberliğinde bol bol spor yapan Matt Damon, emeklerinin karşılığını rol arkadaşı gibi almış gözüküyor. İki oyuncu da bu filmdeki performanslarıyla bu seneki Oscar Ödüllerinin iddialı adaylarından.
Nelson Mandella, kazandığı konumun gücüne kapılıp kişisel intikamlarının peşinden koşmaması ve ona yapılan ırkçılığı göz ardı edip millet olmanın ne demek olduğunu göstermesi nedeniyle hayatı izlenmesi ve okunması gereken liderlerden. Eastwood biyografik bir yapım gibi gözükse de Mandela’nın tüm hayatını gözler önüne sermiyor. Onun sporun birleştirici gücünden faydalandığı dönemle ilgileniyor daha çok. Bu nedenle biyografik filmlerden hoşlanmayan sinemaseverler önyargılı davranmasınlar.
133 dakika gibi uzun bir süreye sahip olmasına karşın yer verdiği Ragbi mücadeleleri nedeniyle sıkılmayacağınızı da düşünüyorum. Bu söylediğim spordan ve maçlardan hoşlanan seyirciler için değil. Çok fazla maç sever biri olmasam da birebir mücadele sahneleri beni oldukça keyiflendirdi çünkü kamera kullanımı oldukça kontrollü ve başarılıydı. Kameranın arkasında Eastwood gibi ne yapmak istediğini bilen usta bir isim var sonuçta.
Invictus, bu seneki Oscar gecesinden ne gibi sonuçlar alır bilinmez ancak rolü için gerçekten çalışmış isimlerin yer alması ve ilgiyi hak edecek bir devlet adamına yer vermesi nedeniyle bu yılın görülmeye değer filmleri arasında yer alacağı kesin. Hepinize keyifli seyirler…
Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s