29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nden Seçtiklerim…

İstanbullu sinemaseverlerin merakla beklediği 29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin bilet satışları yarın başlıyor! Tabi Lale Kart üyeleri çoktan biletlerini aldılar… Sıra kartı olmayan sinemaseverlerde! Bilet fiyatları ile ilgili daha önce haber yapmıştım. Şimdi de gözüme çarpan festival filmlerini sizlerle paylaşıyorum…
ANNEMI ÖLDÜRDÜM – J’AI TUÉ MA MÈRE
Cannes’in en çok konusulan filmlerinden olan Annemi Öldürdüm, ayni zamanda Kanada’nin Oscar aday adayi oldu. Filmin merkezinde, annesini sevmeyen escinsel lise ögrencisi Hubert var. Annesinin düzenbazca manevralarindan ve suçluluktan bunalmis, onu küçümsemekten kendini alamiyor. Bu ask/nefret iliskisinin kafa karisikligiyla Hubert ergenligin gizemlerine sürükleniyor. Henüz yirmi yasindaki Xavier Dolan yazip yönettigi ve basrolünde oynadigi ilk filminde son derece açik sözlü.
ORIJINAL ALTYAZILI – V.O.S.
Dört kisilik bir oyun. Ask ve dostluk üzerine bir romantik komedi. Gerçek ile kurgu arasinda ince bir çizgi… Clara, Vicky, Ander ve Manu çift olmadiklari halde bebek sahibi olmaya karar vermis dört arkadas. Beraber çokça vakit geçirirlerken ikisi, diger ikisinden habersizce birbirine âsik oluyor. Hikâye senarist Ander tarafindan yaziliyor ve olaylar gelistikçe biz izleyiciler, filmin onun yazdigi biçimde çekildigini görüyoruz. Bu tempolu film orta yas, iliskiler, güzel tesadüfler ve sinema hileleri üzerine bir zihin egzersizi.
ASKIN SON MEVSIMI – THE LAST STATION
1910 yilinda seksen iki yasindayken bir tren istasyonunda zatürreden can veren Tolstoy, ölümünün yüzüncü yilinda çesitli etkinliklerle tüm dünyada aniliyor. Jay Parini’nin romanindan uyarlanan bu filmde, Tolstoy ile kirk sekiz yillik karisi ve esin perisi Sofya arasindaki eglenceli, duygusal ve karmasik askin hikâyesini izlerken büyük yazarin hayatinin son yilina tanik oluyoruz. Filmdeki performanslariyla, Rus kani tasiyan Helen Mirren En Iyi Kadin Oyuncu Christopher Plummer da En Iyi Yardimci Erkek oyuncu dalinda Oscar’a aday gösterildi.
NOWHERE BOY
John Lennon’in çocuklugunu hayal edin… Sevgiye nasil ihtiyaci oldugunu ve Paul McCartney adli çocukla nasil tanistigini… John, paramparça Liverpool kentinde büyüyen yalniz, merakli ve zeki bir gençtir. Teyzesi Mimi ve annesi Julia’nin etkisinden kaçisi müzikte bulur. Filmin, Lennon’in üvey kardesi Julia Baird’in kitabina dayanan senaryosu Matt Greenhalgh (Anton Corbijn’nin Control’ünün senaristi) tarafindan yazilmis. Filmin yönetmeni Ingiliz fotografçi ve kavramsal sanatçi Sam Taylor Wood. GQ dergisinde “son on yilin en iyi müzik filmi” olarak övülen Nowhere Boy, 2009 Londra Film Festivali’nin kapanis filmiydi.
HÜCRE 211 – CELDA 211
Juan gardiyan olmak üzeredir. Ise bir gün erken gelir. Iki meslektasi ona hapishaneyi gezdirirken, birdenbire tavandan düsen bir parçanin çarpmasiyla bayilir. Gardiyanlar onu ayiltmak için 211 numarali bos hücreye götürür. Juan bilinci kapali halde hücrede yatarken hapishanede bir ayaklanma patlak verir. Ayildiginda güç bir durumla karsi karsiyadir: Hayatta kalmak için mahkûm rolü oynamak zorundadir.
JULIE & JULIA
Yemek pisir, ye, bloguna yaz… Kariyerinin zirvesine erisen Amerikali sef ve televizyon yildizi Julia Childs, bir gün Julie Powell adinda, hayattan beklentisi kalmamis bir sekreterin iddiasindan haberdar olur: Julie, Julia’nin yemek kitabinda yer alan 524 yemek tarifinin tümünü bir yil içinde pisirecek, deneyimlerini de internetteki blogunda dünyayla paylasacaktir. Harry ile Sally Tanisinca, Mesajiniz Var, Sevginin Bagladiklari gibi romantik komedilerle taninan yönetmen Nora Ehpron’un bu sirin ve leziz Hollywood yapimi, Meryl Streep’e 2010’da En Iyi Kadin Oyuncu dalinda Oscar adayligi getirdi.
TEK BASINA BIR ADAM – A SINGLE MAN
Hem elestirmenler hem de izleyiciler tarafindan övgüyle karsilanan bu dramin yönetmeni, dünyaca ünlü moda tasarimcisi Tom Ford. Christopher Isherwood’un ayni adli romanindan uyarlanan filmde, uzun yillar birlikte oldugu sevgilisinin ölümünün ardindan orta yasli, escinsel bir Ingilizce ögretmeninin bir günü anlatiliyor. Ilk uzun metraj denemesi oldugu için Tom Ford’un finansmanini bizzat karsiladigi bu filmdeki performansiyla Colin Firth, En Iyi Erkek Oyuncu dalinda Oscar’a adaya gösterildi.
ELVEDA – L’AFFAIRE FAREWELL
Christian Carion, Oscar adayi savas drami Ateskes ile kalplerimizi çalmisti. Son filmi Elveda’da da Niels Arestrup ve Willem Dafoe gibi yildizlardan olusan müthis bir kadroyla karsimizda. 1980’lerin basinda, Soguk Savas’in en kizistigi dönemde geçen bu casus filminde, usta yönetmen Emir Kusturica Bati’ya bilgi sizdirmaya karar veren KGB subayi Grigoriev’i canlandiriyor. Grigoriev, Sovyetlerin siyasi durumundan tiksinmistir ve kaçip bu sistemden kurtulmaya karar verir. Paranoya hissi ve Moskova’nin Büyük Birader atmosferiyle gerilim iyiden iyiye tirmanirken, bir Fransiz mühendisin yardimiyla, farkinda olmaksizin tarihi bir olayda, Dogu Bloku’nun çöküsünde rol oynar.
GETIRIN KELLESINI – PERRIER’S BOUNTY
Fazlasiyla siradan bir yasam süren Michael’in basi siradisi bir dertte. Dublin’in en büyük ve en belali gangsteri Darren Perrier’a borcu var. Borcunu ödemesi için sadece 24 saati kalmis, ama bes parasiz. Daha da beteri, âsik oldugu komsusu Brenda, Perrier’in adamlarindan birini vuruyor. Bu manzaraya bir de Michael’in uyku sorunlari olan babasi eklenince iste size gelmis geçmis en acayip kaçak üçlüsü. Dublin’de geçen tempolu bir komedi-gerilim olan Getirin Kellesini’nin yönetmeni Bu Filmde Ben Varim ile 2009’da Istanbul Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü kazanan Ian Fitzgibbon.
ÖFKE – RAGE
Skandallar! Gösteris! Moda! Satafat! Podyumda cinayet! Özellikle Jude Law’un bir kadin mankeni canlandirmasiyla büyük ses getiren, yildizlar karnavali Öfke “New York’taki bir modaevinin çalisanlarinin özel dünyalarini -bir ögrenci tarafindan cep telefonu kamerasiyla çekilmis gibi- yedi gün boyunca igneleyici ve komik bir sekilde anlatirken, podyumdaki bir kaza, cinayet sorusturmasina dönüsüyor”. Yönetmen Sally Potter en degisik ve sade filmi olan bu sarsici çalisma için söyle diyor: “Imaj her seydir. Öfke, kâr etmek için güzelligin çirkin bir üslupla kullanilmasini konu aliyor.” Öfke, cep telefonlarindan gösterime giren ilk uzun metrajli film.
ÖZEL HAYATLAR – NOTHING PERSONAL
Bu dokunakli, incelikli ve sakin ilk film, iliskilerinde teselli bulmaya çalisan iki yalniz insani izliyor. Adam hayatinin olgunluk döneminde, Irlanda kirsalinda gözlerden uzak evinde yalniz bir yasam sürmektedir. Genç ve isyankâr kadin ise avare bir gezgin olmayi seçmistir. Yalnizliklarinin özgürlükleri, kisisel alanlari oldugu konusunda hemfikirdirler. Peki, anlasmayi ilk kim bozacaktir?
KÖPEK DISI – KYNODONTAS
Yunanistan’dan gelen en sok edici, kiskirtici ve en yaratici filmlerden biri olan Köpek Disi, atmosferiyle Michael Haneke’yi, duygusal sikinti açisindan Lars Von Trier’i animsatiyor. Film, üç genç kardesin anne babalariyla, sanki paralel bir evrende, farkinda olmadiklari bir tutsaklikta yasadigi evde geçiyor. Islevsiz ailelerin gelebilecegi son nokta bu…
HIRS – RESURRECTING “THE STREET WALKER”
Türkiye dogumlu Ingiliz yönetmen Özgür Uyanik’in senarist, yönetmen ve kurgucu olarak ilk yapiti olan bu “sifir bütçeli” film, “seytanca yaratici” ve “bastan sona orijinal” gibi olumlu elestiriler aldi. Film, sinemaci olmaya öykünen James Parker adinda bir adamin hikâyesini anlatiyor. James Parker tesadüfen 16mm, siyah-beyaz, 1985 yapimi, tamamlanmamis bir korku filmi olan “The Street Walker”in kayitlarini bulur. Söhretin kapilarini aralamak amaciyla bu sapik filmini bitirmeye niyetlendiginde istemeden, bir dizi korkunç, dehset verici olayi tetikler. Çokkatmanli bir sahte belgesel formundaki bu ilginç ilk film, takintinin, sinirsiz hirsin ve deliligin pençesinde bir karakter tahlili.
PATENCI KIZLAR – WHIP IT
Taninmis güzel oyuncu Drew Barrymore’un kameranin arkasina geçtigi ilk film, disiligi öne çikaran bir punk komedi. Senaryosu paten yarisçisi Shauna Cross tarafindan yazilan film, Teksas’ta küçük bir kasabadaki aykiri genç kiz Bliss’in hikâyesini ele aliyor. Ellen Page’in canlandirdigi Bliss, güzellik yarismalarinin dayatildigi Teksas’taki kasaba yasantisindan uzak durmaya çalismaktadir. Austin’de bir kadin paten yarismasi (roller derby) takimina katilinca asil tutkusunun ne oldugunu kesfeder ve kendini bulur. Ancak, olanlari ailesinden gizlemistir. Patenci Kizlar, elestirmenler tarafindan “son derece eglenceli, fazlasiyla sevimli ve dahiyane” bulundu. Yönetmen Drew Barrymore, filmin yapimciligini da üstlenmenin yani sira yan rollerden birinde de görülüyor.
KAMPING – CAMPING
Umutsuz Connie Nielsen’in trajikomik hikâyesi, babasinin iki yil önce, hem de baska gün kalmamis gibi onun dogum gününde intihar etmesiyle baslar. Connie o zamandan beri çevresiyle duygusal bir bag kuramamaktadir. Annesi Bodil kendini içkiye vurmustur ve 1982 Eurovizyon Sarki Yarismasi’na katildigi günlerin anisiyla yasamaktadir. Erkek kardesi Christian ise kendisinden küçükleri tartaklayan sisko bir kabadayi olmustur. Daha yumusak bir dille anlatacak olursak, zaman sanki artik akmiyordur ve aile fertleri birbirlerine pamuk ipligiyle baglidir. Danimarka’nin Langeland adasina her yil yaptigi karavan yolculugu da babayla birlikte tarih olmustur; ama tekrarlanmasi için vakit gelip çatar. Kamping, Jacob Bitsch’in ilk uzun metrajli filmi.
BUNNY ILE BOGA – BUNNY AND THE BULL
Katoviçe’nin sanayi mahallesinden Endülüs’ün arenalarina uzanan son derece komik, bir o kadar tuhaf, göz alici, renkli bir yolculuk. Eglenceli, deli, nefese nefese, çilgin bir yol filmi; üstelik tek bir apartman dairesinde geçiyor. Aylardir evinden çikmayan Stephen Turnbull, titizlikle takip ettigi günlük düzeninden sapinca aklina geçen yil arkadasi Bunny’yle çiktigi Avrupa seyahati gelir. Film iste bu anilari izler. Michel Gondry’nin görsel yaraticiligini Sideways’in mizahiyla birlestiren bu film eglenceli, dokunakli ve fazlasiyla özgün bir seyahat sunuyor.
Ayrıca TÜRK SİNEMASI 2009-2010 bölümünde Zeki Demirkubuz’un son filmi Kıskanmak, Reha Erdem’in yeni filmi Kosmos’a uzanan geniş bir seçki var.

İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması dolayısıyla İstanbul Film Festivali de İstanbul’da geçen, İstanbul’u konu eden Türk ve yabancı filmlerden oluşan özel bir seçkiyi programına dâhil ediyor.

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyeleri, 1980’den 2010’a kadar çekilen “ilk filmleri” değerlendirdi ve “son 30 yılın en iyi başlangıçları”nı seçti. Bu listede beş film, İstanbul Film Festivali kapsamında İyi Bir Başlangıç başlıklı özel bir bölümde seyirciyle buluşacak. Bu beş benzersiz ilk filmin gösterimleri, SİYAD üyesi sinema yazarlarının film öncesinde yapacakları sunumlarla gerçekleştirilecek.
SİYAD üyelerinin seçtiği bu beş en iyi ilk film seçkisinde;  Quentin Tarantino’nun tarzını bir tür olarak sinemaya sokan Rezervuar Köpekleri / Reservoir Dogs, Jane Campion’ın tuhaf karakterleri ve iki zıt kız kardeşin hikâyesiyle Sweetie, Coen Kardeşlerin ucuz korku filmlerinin korkutuculuğunu ucuz gerilim filmlerinin sürükleyiciliğiyle birleştiren neo-noir filmi Kansız / Blood Simple, Michael Haneke’nin tüketici toplumunun insanın kanını donduran kişiliksizliğini bir Avrupa tarzı olarak acımasızca sinemaya getiren Yedinci Kıta / Seventh Continent ve Lars von Trier’in içten dışa çözülen bir dedektif öyküsüyle psikolojik çürümeyi anlatan filmi Suç Unsuru / Element of Crime yer alıyor.
Hepimize iyi festivaller…
Reklamlar

3 thoughts on “29. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nden Seçtiklerim…

  1. ben de vize haftasıyla çakışmasından dolayı kısıtlı bir program dahilinde katılacağım ve endişe ettiğim yegane konu emek'ten uzak kalacak olmamız.. atlasın daracık koltuklarında dizlerime ağrılar girecek, yeni rüya ve beyoğlu'nda iğrenç eğimden ötürü altyazı okuma çileleri çekeceğim, sinepop'ta ne sorunlar çıkar muamma.. neyse.. kolay gelsin herkese :) her film the fall gibi çıksın da acımızı unutalım film esnasında..

    Beğen

  2. emek sinemasının kapalı olması buruk bir sevinç yaşatsa da biletlerimi almış olmanın mutluluğunu yaşamak güzel…
    herkese tekrar şyş festivaller :)

    Beğen

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s