Festivalin Ardından…

Emek’in olmadığını ve yıkılacağını öğrenmem nedeniyle buruk başlayan İstanbul Uluslararası Film Festivali‘nin 29.su dün sona erdi. Bu sene 10 bilet almama rağmen gönüllüsü olduğum Toplum Gönüllüleri’nin Ulusal Atak’ı nedeniyle Diyarbakır’a gittim ve bu bilet alırken planlayabildiğim bir şey değildi. Haliyle aldığım biletlerin yarısında vazgeçtim. Değer miydi derseniz cevabımı kişisel blogum İspat Aşikardır‘da vereceğim yakında;)
Gelelim izleme şansı bulduğum 5 filme…
*Bu Filmde Ben Varım ile 2009’da İstanbul Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü kazanan Ian Fitzgibbon’ın yeni filmi Getirin Kellesini, yönetmenin ödüllü filmi gibi kara mizah türündeydi. Güldürmek için kelime oyunlarına başvurmak yerine küçük hareketler ve mimiklerle izleyicilere keyifli dakikalar yaşatan filmin oyuncuları arasında Cillian Murphy, Jim Broadbent, Brendon Gleeson gibi yetenekli isimler vardı.
*Dostlukla aşk, gerçeklerle kurgu arasında gidip gelen ve bunu yaparken kafanızı karıştırmayan ve sizi bir dakika dahi sıkmayan bir romantik komedi olan Orjinal Altyazılı türün “farklı ve özgün” bir türünü görmek isteyen sinemaseverler için iyi bir seçenekti.
*Efsanevi grup The Beatles’ın üyelerinden John Lennon’ın hayatından bir kesite ışık tutan Nowhere Boy, Lennon’ın Paul McCartney ile nasıl tanıştığından, teyzesi Mimi ve annesi Julia arasında kalışından ve müziğe nasıl yöneldiğinden bahsediyordu. Son yıllarda izlediğim en iyi müzik filmlerinden olan Nowhere Boy’u özellikle The Beatles hayranları izlemeli!
* Tolstoy, ölümünün yüzüncü yılında çeşitli etkinliklerle tüm dünyada anılıyor.Aşkın Son Mevsimi’nde Tolstoy ile kırk sekiz yıllık karısı ve esin perisi Sofya arasındaki eğlenceli, duygusal ve karmaşık aşkın hikâyesi anlatılıyordu. Filmdeki performanslarıyla, Helen Mirren En İyi Kadın Oyuncu Christopher Plummer da En İyi Yardımcı Erkek oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildi.
*Cannes’ın en çok konuşulan filmlerinden olan Annemi Öldürdüm, aynı zamanda Kanada’nın Oscar aday adayıymış. Henüz yirmi yaşındaki Xavier Dolan yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı ilk filmi eşcinsel bir gencin ergenlik dönemi sancılarını zaman zaman mizahi bir üsluba bürünerek anlatan başarılı bir dramdı.
Bir süredir bloga yazı giremediğim için kusura bakmayın sinemasever dostlarım. Hepinize bol filmli günler :)
Reklamlar

2 thoughts on “Festivalin Ardından…

  1. Emek sinemasının yıkılacak olması üzücü gerçekten de. Yazık…

    Kritikler için de teşekkürler. Sayende izleyemesem bile hemen hemen her film hakkında bilgi sahibi oluyorum :)

    Beğen

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s