Senin Cennetin Nasıl Bir Yer?

Susie, 14 yaşında hayat dolu bir kızdır. Yaşamayı sever, ailesiyle mutludur. Önünde uzun bir ömür vardır, daha aşkı bile tatmamıştır. Küçük kardeşini boğulmaktan kurtarınca anneannesi yaptığı bu iyilik nedeniyle uzun bir hayatın onu beklediğini ileri sürdüğünde anneannesinin her zamanki gibi haksız çıkacağını nereden bilebilir ki? Ölümün komşusunun ellerinden geleceğini nereden bilebilir?
“Cennetimden Bakarken”de, Susie’nin ölümden sonra cennetle dünya arasında sıkışıp kalışını ve yarım kalan hikayesini kendi ağzından dinliyoruz. Öldükten sonra bedeninden kopan ve onun nerede olduğunu dahi bilmeyen Susie, ardında bıraktığı insanların neler yaşadığını izliyor ve hissediyor. Susie rolünde “Kefaret” filmiyle yıldızı parlayan Saoirse Ronan’ı izlediğimiz filmde genç yıldıza Rachel Weisz, Mark Wahlberg, Susan Sarandon ve Stanley Tucci gibi birbirinden yetenekli isimler eşlik ediyor. Filmin kasvetli bir havaya bürünmemesinde renkli anneanne karakteriyle Susan Sarandon’ın payı büyük. Unutmadan belirteyim, filmde Saoirse Ronan kadar etkileyici bir oyunculuk sergileyen Stanley Tucci’yi sarı saçları ve yeşil gözleriyle tanımakta zorlanabilirsiniz.
Filmin yönetmeni Peter Jackson’ı tanımayan yoktur herhalde. Film bittiğinde aklınıza Jackson’ın, Yüzüklerin Efendisi gibi büyük çaplı bir filmin ardından neden karakter merkezli bir drama çekmeyi düşündüğünü merak edebilirsiniz. Yönetmen kendini tekrarlamaktan korktuğu ve Susie karakterine hayran kaldığı için bu roman uyarlamasını çekmek istemiş. Filmin senaryolaştırılması sırasında Susie’nin tecavüzü ve ölümüne yer vermemesine de sanatsal ve etik bulmamasını bahane göstermiş. Susie karakterinin filmin en ilgi çeken noktası olan ölümden sonrayı anlatması sebebiyle özellikle yaşıtlarınca izlenebilmesi için bu sahnelerin olmaması gerekliymiş.
Filmin uyarlandığı aynı adlı romanın yazarı Alice Sebold, hikayenin de geçtiği Pennsylvania’da 17 yaşındayken tecavüze uğrar ve bir gün yolda yürürken ona tecavüz eden adamla karşılanır, onu ihbar edip yakalatır. Adamın ondan önceki kurbanlarını tecavüzden sonra öldürdüğünü öğrenir. Yani polislere göre şanslıdır. Yaşadığı olayla ilgili “Lucky” isimli bir anı yazan Sebold, bu anıyı romana dönüştürür. Romanındaki cennet tasviri oldukça kişisel ve dini sembollerden bağımsız olduğu için epey eleştiri alır.
Filme ve romana göre cennet yaşarken yapamadığımız şeyleri yaşayabileceğimiz ve kendi isteğimize göre şekillenecek bir yer. Cennetle dünya arasındaki yer ise bitmek bilmeyen bir rüya gibi. Cennet tasvirlerinin Hristiyanlarca semboller içermediği için eleştirilmesi beklenen bir tepki ancak bu hiçbir inanışa hizmet etmeyen hali aslında birçoğumuzun kişisel olmasını istediğimiz cenneti hissetmek gibi olduğundan benim hoşuma giden bir ayrıntı oldu. Filmin karakter işleyişleri başarılı, ne çok kasvetli ne de çok neşeli. Ölümden sonrasıyla ilgili “farklı” bir yapım arayanları cezp edecektir, iyi seyirler.
Reklamlar

One thought on “Senin Cennetin Nasıl Bir Yer?

  1. hakikaten filme yönelik bulunduğun tespitler güzel ve yerinde. fakat yönetmen, susie'nin ölümünü ve cenazesini göstermeyişinin sebebini sizden öğrendim. yalnız bu tür drama filmlerde pek hoşuma gitmeyen nokta cürmü işleyen kimsenin bu kötülüğü neden hobi haline getirdiğine yer verilmemesidir. zira böylelikle bizi filmin bitiminde “adam hala ortalıkta geziyor, yani tecavüze ve kesime devam” diye gereksiz gerilmeye mahkum olmayız. yani psikolijik vurgusu da yapılmalıydı.

    Beğen

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s