Kadın Yurttaşların Güçlendirilmesi Eğitici Eğitimi’nin Ardından…

Bir toplum gönüllüsü olduğumu paylaşımlardan anlamışsınızdır (: Eğitim sorumlusu olmamla körüklenen eğitim aşkım eğitmen olma isteğimle hat safhaya çıkınca ilgimi çeken (ki son dönemde ayrımcılık, nefret söylemi, toplumsal cinsiyet konusunda düşünce ufkumu, bilgimi geliştirecek her şey bu kapsamda) her eğitmen eğitimine başvurdum. Red yeme sayımdaki artışın ardından Ka-der’den kabul edilmem bir kilit nokta oldu. Ka-der, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği, toplumsal cinsiyet ve haklar üzerine yürüttüğü bir proje için eğitici eğitimi başvurusu açmıştı. Projenin tam adı Kadın Yurttaşların Güçlendirilmesi Projesi. Amaç isimden de anlaşılıyor zaten. Daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Eğitime kabul edildiğimin haberini Ankara’dayken almıştım. Epey mutlu oldum tabi (: 12 Şubat’tan bu yana 5 gündür toplumsal cinsiyet, anayasa ve anayasal haklarımız, medeni haklarımız, TCK’dan kaynaklanan haklarımız üzerine yoğun ama bir o kadar da keyifli bir eğitim aldım. Toplamda 20 kadındık ve gerçekten renkli bir ekiptik :) Gönül isterdi ki aramızda erkekler de olsun ancak projenin içeriğinden kadın katılımcı esası varmış :( Neyse, bugün sertifikalarımız aldık ve en az 25 kişiye ulaştırmak amacıyla yola koyulduk. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken bir aktarım yapma isteği yok değil hani içimde bakalım…
Şimdi diyeceksiniz nedir bu toplumsal cinsiyet arkadaşım? Neden kadınlarla ilgili bir eğitimde yer alıyor? Kısaca şöyle diyeyim… Şimdi kadınlar ve erkekler arasındaki fiziksel ve biyolojik farklılıklar biyolojik cinsiyetimizi oluşturur. Toplumsal cinsiyet ise kadın ve erkeklerin sosyo-kültürel açıdan tanımlanmasını, toplumların kadın ve erkeği birbirlerinden ayırt etme biçimlerini ve onlara verdiği toplumsal rolleri ifade etmektedir. Ancak bu konu kadın olmak, kadınsılık,erkek olmak, erkeklik, cinsel kimlik, cinsel yönelim gibi konularla epey dallanıp budaklanmaktadır, baştan söyleyeyim (: Bu konularla ilgili ilerleyen zamanlarda da paylaşımlarda bulunurum zaten. Benim aldığım eğitim kadın-erkek üzerinden anlatıldı ve tahmin edileceği üzere kadın ağırlıklıydı. Peki erkekler de toplumsal roller yüzünden baskıya, ayrımcılığa maruz kalmıyor mu? Tabi ki kalıyor. Mesela erkekler evin reisidir, eve bakmak zorundadır gibi söylemlerin hepsi bu kapsama girebilir. Ancak ataerkil bir toplum olduğumuzdan kadınların uğradığı ayrımcılık, maruz kaldığı şiddet vs. daha ağır basmakta ve bilinçlendirilmesi gereken de daha çok kadınlar gibi durmakta. Değil mi? (:
Toplumsal cinsiyetle ilgili öğrendiklerimi aktarmaya ilerleyen günlerde devam edeceğimi söylemiştim. O yüzden bu gecelik sanırım yeter. İlk eğitmenliğim, “eğitim” isminden korkanlar için “kolaylaştırıcı”lığım, hayırlı uğurlu olsun (:
Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s