Kendini İyi Hisset Filmi: It’s a Wonderful Life

Frank Capra ismini 5 Oscar’lı filmi It Happened One Night (1934) ile duyanlardandım ben de. 7. sanata en büyük katkılarından biri hiç şüphesiz ki bu filmdir. Ancak her yılbaşı Amerikan televizyonlarında gösterilen It’s a Wonderful Life (1946)‘ı da unutmamak gerekir. 

Filmin başrollerini James Stewart ve Donna Reed paylaşıyor. Klasik film kültürü olmayan biri olarak ikisinin de ismini ilk duyuşumdu. George Bailey rolüyle beni kendisine hayran bırakan James Stewart’ı bunca zamandır bilmiyor olmak ne büyük kayıp! Bu filmi izledikten sonra uzun zamandır izlemeyi ertelediğim Hitchcock klasiği Rear Window (1954)‘u da bir heyecanla izledim. James Stewart, her sinemaseverin izlemesi gereken oyunculardan. Siz de onu sevmeye bu filmle başlayabilirsiniz.


Filmimiz baş kahramanı George Bailey büyük hayalleri olup büyüdüğü küçük kasabaya sığmayan, zeki ve hevesli bir gençken şartları gereği o küçük kasabaya mahkum kalmış bir adam. Filmin açılış sahnesinde etrafındaki herkesin onun için endişenlendiğini ve dua ettiğini duyuyoruz çünkü George intiharın eşiğinde. Melekler de George’un sevdiklerinin çağrısına cevap vererek koruyucu melek Clarence’yi yolluyorlar. Ama meleğin önce George’u o aşamaya getiren olayları öğrenmesi gerek.

Antidepresan etkisi ele aldığı konuların “pozitifliğinden” geliyor elbette. Yılbaşı geceleri, sevdiklerinizle birlikte olduğumuz bir gece olarak böyle bir filmi izlemek ve “sevgi bağlarınızı kuvvetlendirmek” açısından ideal olduğundan olsa gerek Amerikan televizyonlarında Yılbaşı gecelerinin vazgeçilmezi. 


İnsanların etrafındaki iyiliklerin değerini kaybetmeden anlamadıklarını, farkında olmadan bir çok insanın hayatına etki ettiklerini, sevginin en büyük hazine olduğun işlemesi nedeniyle size klişe gelebilir. Ancak kullandığı müzikler, akıcı dili ve başarılı oyunculukları nedeniyle “klişe” olmasına aldanmadan, keyifle izleyebileceğiniz bir film. Özellikle George ve Mary’nin Won’t You Come Out Tonight şarkısı eşiliğinde yürüdüğü sahne, kurdukları hayaller, aralarındaki konuşmalar filmi izledikten sonra da aklınızdan çıkmayacak sahnelerin başında geliyor. Ve o sahne aslında filmin neden bir klasik olduğunun da en büyük kanıtı.

Eğer bir sinefil olmaya niyetlendiysem klasik filmleri daha çok izlemem gerektiğini bana hissettiren It’s a Wonderful Life, hala tanımıyorsanız sinema zevkinize dair bir şeylerin eksik olduğuna emin olduğum James Stewart’ı da tanımanız açısından harika bir fırsat. İyi hissetmek için bile izlenmeye değer.

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s