Bedeni Laure, Ruhu Michael

Aslında doğru bir başlık oldu mu emin değilim. Hassasiyetletin olduğu bir film en nihayetinde. Ama kabataslak haliyle olayın özeti de bu gibi geldi. Olur da okuyup rahatsız olan olursa uyarsın, çekinmesin.
Türkiye’nin ilk Kuir Festivali Pembe Hayat KuirFest, 17-24 Kasım tarihleri arasında Ankara’da yapıldı. Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Trans (LGBT) Dayanışma Derneği’nin düzenlediği Festival, LGBT bireylere yönelik ayrımcılığa ve şiddete dikkat çekerken Türkiye’de kuir teorinin ve sanatın konuşulmasına, tartışılmasına olanak yaratmayı amaçlıyordu. Bu festival kapsamında gösterilen Tomboy (2011) filmini de festivalde izleme şansı bulmuş, çocukluğunda benzer şeyleri yaşamış bir arkadaşım tavsiye etti.
Kuir teori nedir ile ilgili bir kaynak da vermek lazım. Öyle iki kelimeyle açıklanacak bir şey değil benim için. Merak edenler kaynağı indirip okusunlar derim.
Philadelphia, San Francisco ve Torino gey ve lezbiyen film festivallerinde de ödülleri bulunan Tomboy (2011),  sitesinde şöyle anlatılmış:
10 yaşındaki Laure, kısacık saçlarıyla bir oğlan görünümündedir. Yeni taşındıkları banliyödeki yeni arkadaşları onu erkek zanneder. Doğruluk mu, cesaret mi? Cesaret. Laure’nin yazı, yeni arkadaşlarına kendini ‘Michael’ olarak tanıttığı bir oyun alanına döner. Laure farklılığıyla Lisa’nın dikkatini fazlasıyla çeker. Gerçek kimliğini saklamak için uyanık fikirler bulan Laure, yaz sona erdiğinde sırrı ortaya çıkmayacakmışçasına yeni kimliğinden olabildiğince yararlanır. Çocukların kendi aralarındaki ilişkiler, çocuklarla aileleri arasındaki ilişki, daha da karmaşığı, birinin kalbi ve bedeni arasındaki ilişkiyi anlatan bu filminde yönetmen konuya aydınlatıcı olduğu kadar sevimli bir açıdan da yaklaşıyor.”
Film amatör çocuk oyuncularının performanslarıyla dikkat çekiyor. Laure gibi hissetmenin ne kadar zor olduğunu olabildiğince gerçekçi bir şekilde yansıtıyor. Bunu hem yaşamış birinin ağzından duyduğum hem de empati kurmaya çalıştığım için gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Böyle bir durumda yaşanılan sıkışmışlıklar, dışlanma korkuları, bedenini, kendini sorgulamalar… Hepsi ne eksik ne fazla, tam dozunda anlatılıyor. Bir de Laure’nin okula başlama mevzusu havada kalmasaymış ve finalini okulda, daha anlamlı ve Laure’nin yenildiği hissi vermeyen bir şekilde yapsalarmış… İşte o zaman çok daha iyi bir film olurmuş.
Kurgusunda eksik var ve finali olmamış diye filmin hakkını yemek olmaz. Başta da dediğim gibi çocuk oyuncularının performansları, trans bireylerin yaşadıklarına ucundan bir yerlerden de olsa dokunuyor olması, hele ki bunu yaparken “çocukluk” dönemini seçmiş olması Tomboy (2011)’u izlenesi ve üzerine düşünülesi yapıyor. Bir yerlerden başlamalı…

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s