İzmir, İzmir…

 

İzmir’e gitmek ne zamandır aklımdaydı. Amaçsız yürüyüşümde yolum oradan da geçmeliydi. Ürocanlar da toplanıyordu hazır, gideyim dedim. Buarada ürocan, üreme sağlığı eğitmenlerine denilmekte. 

17 Aralık doğum günümdü. 23.yaşımı geride bırakırken kendime hediye olarak bir İzmir tatilini uygun gördüm. İstanbul’dan biraz uzaklaşmaya, başka bir şehrin havasını koklamaya, arkadaşlarla eğlenmeye ihtiyacım vardı.

Yüksek lisans başvurum için girdiğim ingilizce yeterlilik sınavından çıktım, pastasız bir doğum günü geçirmeme gönlü razı olmayan bir iki arkadaşımla doğum günü pastamı yedim ve yollara koyuldum.
Sabaha karşı vardığım İzmir’de ilk durak Buca’ydı. Biraz dinlenmeden sonra ise turumuz başladı. 
İki yıl önce İzmir’e gittiğimde İnciraltı’na bile gitmiş ancak ne gariptir ki Asansör‘e gidememiştim. Hem tarihi olması hem de tüm İzmir’i görmenizi sağlayan harika manzarası nedeniyle İzmir’de gidilesi yerlerin başında geliyormuş oysa ki.Ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla 1907 yılında yapılan asansör şuan restore edilmiş ve varış noktasındaki restoran ve kafelerle sadece ulaşımı sağlamıyor, İzmir’i seyrederken çayını yudumlamak isteyenleri de ağırlıyor bir nevi. 

 

İzmir’de en çok vaktimi geçirdiğim yer Alsancak‘tı tabi. Salaş mekanları ve makarnayı seviyorsanız size Alavara‘yı tavsiye edebilirim. Yemekten sonra hemen yanındaki Defne‘de sıcak şarap içebilirsiniz, ki fena da yapmıyorlar hani. Yemek demişken fırında patates sevenlere Bolero’sunu yine benim gibi makarnadan vazgeçemeyenlere Alfredo’sunu tavsiye edebileceğim gayet şık bir mekan da var: Afin’s.
Ben hem içebileceğim hem rahat rahat sohbetimi edebileceğim mekan istiyorum derseniz Hayalbaz ve Sardunya’s tavsiyemdir. Özellikle Bomonti severler Sardunya’s aklınızda olsun. Ama fasıl yapacağım derseniz Tayfa Balık Evi iyi bir alternatif.

Alsancak çok pahalı diyenler oluyor. O zaman da Bornova sizi bekler. Küçük Park‘da sevgi yolunda ya da barlar sokağında herkese uygun mekan var. Yazmadan geçemeyeceğim bir mekan var tabi. Köri soslu tavuğuna bayıldığım Sonador.
Hep yemekten ve içmekten bahsediyorum değil mi? Ama kaldığım sekiz gün boyunca bol bol yedim, içtim, eğlendim. Ürocanlarımla da bir pasta kestim buarada :) Bana gece gece sürpriz yapmışlar canlarım.
Bornova ve Alsancak dışında ne alternatif var derseniz… Karşıyaka’ya geçebilirsiniz. Kemeraltı’nda gezip Kızlarağası‘nda kahve içebilirsiniz. Pasaport‘ta boyozla kahvaltı yapabilirsiniz. Kordonboyunda Sakız Adası diye bir mekan var. Anasonlu, damla sakızlı, likörlü çeşit çeşit türk kahvesi yapılmakta. Türk kahvesi aşıklarına özellikle tavsiye ederim. Farkındayım yine yemek-içmekten bahsediyorum :)
Aslında sekiz gün kalmak gibi bir niyetim yoktu. Ancak haftasonu İzmir Üniversitesi’nde Tog Anahtar Eğitimleri vardı. Ben de çilingir olarak dönemi burada kapatayım istedim. Eğitimi de verip uçakla bu sabah İstanbul’a döndüm. 
Hayatımda ilk kez uçağa binmiş biri olarak uçakla seyahat etmekten çok keyif aldığımı söylemem gerek. Özellikle bembeyaz bulutların üzerindeyken kendimi bir animasyon filminde (mesela Up) bir karakter gibi hissettim ve çocuksu bir mutluluktu benimkisi. Şimdi evimdeyim, İzmir bana epey iyi geldi. İstanbul sizi bunalttığında kaçıp kafa dinleyebileceğiniz güzel bir şehir. Ama o kadar. Yaşamak için hazır değilim, hala İstanbul’a doyamamışım. Ya da fazla alışmışım çünkü çoook özledim bu şehri çoook!
Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s