Kayıp Kuşak Filmleri: Sex, Lies, and Videotape (1989)

Dün akşam ne izlesem diye düşünürken başucumda bir süredir okunmayı bekleyen kitaplara gözüm ilişti. İçlerinden biri sinema ile ilgiliydi. Peter Hanson‘ın Kayıp Kuşak Filmleri kitabı. O an aklıma bir fikir geldi. Neden bir yandan kitabı okuyup bir yandan dönemin filmlerini izleyip üzerine bir iki kelam etmiyordum?
Kayıp kuşak, diğer bir deyişle Gen X sinemacıları çoğunluğu 1961-1971 yılları arasında Amerika’da doğmuş yönetmenlerdir.
– Amerikan tarihinin en telaşlı dönemleri içinde doğmuş,
– Popüler kültürle daha önce görülmedik ölçüde haşır neşir olmuş,
– Boşanma yaygınlığı gibi toplumsal değişimlerin olumsuz etkilerine maruz kalmış bu kişiler sonraları alaycılık, ilgisizlik ve yoksunlukla sarmalanmış bir gençlik kültürü oluşturmuşlardır. Filmlerinde “Ben kimim ve nereye aidim?” sorusuna odaklanırlar. Yarattıkları kahramanlar, kendi varoluşunun anlamını bulmaya çalışırlar.
Kitabın yazarı, kayıp kuşak sinemasının başlangıç filmi olarak Steven Soderbergh‘in Sex, Lies, and Videotape (1989) filmini kabul ediyor. Ben de oturdum, izledim.
Film üç temele dayanıyor. Bunlardan biri bazı insanların hakkında konuşmaktan çekindiği, gizli saklı yaşadığı ya da yaşamamayı tercih ettiği, bazılarının ise “hayatın bir parçası” olarak görüp hem yaşamaktan hem konuşmaktan keyif aldığı bir konu: Seks. Diğeri ilişkiler deyince akla gelen kavramlardan biri: Yalanlar. Ve son olarak, kadınların seks hakkındaki yalanlarını ve gerçeklerini, kendi yalan dünyasında yaşayan bir adama paylaştıkları bir araç olan: Videokasetler.
Ann, mastürbasyon yapmayı bile garip bulan, erkeklerden uzak duran evli bir kadın. Ann’in kocası John ve kardeşi Cynthia arada buluşup sevişiyorlar ve aralarındaki ilişki sadece seksten ibaret. İktidarsız olan Graham ise kadınların cinsel fantezilerini ve deneyimlerini anlattığı videokasetlerle kendini tatmin ediyor. Ann, John ve Cynthia, Graham’ın hayatına girişleriyle ilişkilerini, yaşamlarını sorguluyorlar.  
Cannes Film Festivali’nde Soderbergh’e Altın Palmiye kazandıran ilk uzun metrajlı filmi Sex, Lies, and Videotape (1989), onun ait olduğu yaşadığı döneme ait sorgulayışlarına, kişisel ve toplumsal eleştirilerine yer veren filmlerinin başlangıcıydı. Yönetmenliği kadar güçlü kalemiyle de yirmi yılı aşkın süredir kendisinden söz ettiren Soderbergh, son yıllarda zaman zaman çizgisinden kaysa da, özellikle bir dönem ortağı olan George Clooney ile çok kaliteli filmler ortaya çıkardı. Syriana (2005) bu birlikteliğin en başarılı işlerinden biri. Hem onun sinemasını hem de Gen X sinemacılarını anlamak açısından önemli bir film olan Sex, Lies, and Videotape (1989) senaryosu kadar Andie MacDowell başta olmak üzere oyuncularının performansıyla da izlenmeyi hak ediyor. Siz de Gen X sinemasına merhaba demek istemez misiniz?

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s