Haftanın Yıldızı: Meryl Streep

Yakın zamanda sahiplerini bulan Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde ödülü alan Meryl Streep hakkında yazmak için bundan daha uygun bir hafta olamaz sanırım. Geçen hafta sinemalarımıza, onu ödüle götüren filmi The Lady Iron ile misafir de olmuşken ve Akademi Ödülleri’nin de muhtemel adayıyken.
62 yaşındaki Amerikalı oyuncu 1977 yılından bu yana yani 34 yıldır beyazperdede. Ancak bundan 5-6 yıl öncesine kadar şuanki popülerliği yoktu. Ne zaman ki gişeye oynayan filmlerde, türden türe oynamaya başladı o zaman popüler sinema seyircisi tarafından da fark edildi. 16 defa aday olduğu Akademi ödüllerinden iki kez ödülle döndü. Birçok film festivali ve ödül töreninde 104 kez ödüle aday gösterildi ve 98 ödül kazandı. Kramer vs. Kramer (1979) ve Sophie’s Choice (1982) gibi ona Oscar heykelciğini kazandıran filmlerini bir kenara bırakıp bana göre “en iyi” performanslarına imza attığı beş filmini sizlerle paylaşacağım. Özellikle son yıllarda enerjisine hayran kalmamak mümkün değil. Zaten meyvelerini de topluyor. 
Blogu takip edenler benim Woody Allen hayranlığımı da bilirler. Belki onun en sevdiğim filmlerinden birinde en sevdiğim oyunculardan birini görmem nedeniyle belki de geçlik yıllarındaki Meryl Streep’i görmenin sevincindendir emin değilim, Manhattan’daki sadeliği ve zarafetiyle kendisine hayran kalmıştım.
Out of Africa (1985)  – Karen 
Sydney Pollack’ın önemli filmlerinden Out of Africa, gösterildiği yıl 11 dalda Oscar’a aday olmuş ve 7 kategoride ödüle layık görülmüştü. Merly Streep’e de hem Oscar hem de Altın Küre ödüllerinde adaylık getirmişti. Meryl Streep tarafından canlandırılan Karen Blixen’ın 1937 yılında yayımladığı kendi anılarına dayanan kitaplardan uyarlanan Out of Africa, oyuncunun kariyerinin önemli filmleri arasındadır.
The Devil Wears Prada (2006)  – Miranda Priestly
Lauren Weisberger’in kitabından uyarlanan Şeytan Marka Giyer, Miranda Priestly isimli huysuz, zor beğenen bir editörün etrafındakilere çektirdiklerini anlatır. Moda dünyasında tutunmanın, bir iş kadını olmanın zorluklarını seçilen sektör nedeniyle oldukça “şık” bir dille anlatan filmde baş belası Miranda’yı oynayan Meryl Streep bu rolünden sonra daha da çok hayranlığımı kazanmıştı.
Mamma Mia! (2008) – Donna
Abba şarkılarıyla yazılan başarılı müzikal Mamma Mia’nın sinema filmi eleştirmenlerden iyi notlar almasa da altmışına merdiven dayamış olan Merly Streep’in enerjisine hayran kalmamıza neden olmuştu. Müzikal türünü sevenler için de iyi bir seyirlikti.

Julie & Julia (2009)  – Julia Child
When Harry Met Sally… (1989)‘nin senaristi Nora Ephron’un uzun süren sessizliğini bozduğu filmi Julie & Julia, dönemin iki göz dolduran ismini bir araya getirmişti: Amy Adams ve Meryl Streep. Yemek yapmayı seven iki kadın hakkında paralel ilerleyen sıcacık bir hikaye. Geçen sene iki farklı rolle aday olduğu Altın Küre ödülünü Julia Child rolüyle kazanan Meryl Streep bu seneki The Iron Lady’deki zaferini de sayarsak on kez Alrın Küre’yi evine götürdü. Henüz son filmini izleyemesem de beyazperdede görmekten çok keyif aldığım bir isim, daha nice yıllar izlemek dileğiyle.

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s