Hugo ile Georges Méliès’e Saygı Duruşu

Martin Scorsese sinema tarihine sahip çıkan, eski filmleri onarıp tekrar gösterime sokmak gibi idealist amaçları olan, çalıştığı kişilerce “mükemmeliyetçi” biri olarak tanımlanan bir yönetmen. Hal böyle olunca Hugo gibi sinemanın doğuşuyla ilgili bir film yapmış olması şaşırtıcı değil.Şaşırtıcı olan Hugo’nun Akademi tarafından 11 dalda aday gösterildiği gecede görsel efekt dalında “Rise of the Planet of the Apes”i ve görüntü yönetimi dalında “Tree of Life”ı geride bırakması ve ödülü alması. 
Neden şaşırıyorsun ki, Hugo iyi bir film değil miydi diyebilirsiniz. Hugo iyi bir film ancak ödüllere boğulacak kadar iyi değil. Ona puan verirken 9’a bastıysam tek sebebi sinema tarihine dokunuyor ve Georges Méliès gibi tanınması gereken bir ismi yeni nesile tanıtıyor olması. Görsel olarak başarısına diyecek yok ancak bu sene rakipleri ondan daha güçlüydü ve ödülleri ondan daha çok hak ediyordu.
Film, Brain Selznik’in ünlü çocuk romanı “Invention of Hugo Cabret”tan uyarlanmış. Usta yönetmenin ilk üç boyutlu filmi olma özelliğini taşıyor. Sinemanın bize hayal gücümüzü yaşattığı fikrini veren bir film için üç boyutlu olması doğru bir seçim. Oyuncu kadrosu Harry Potter filmlerinden tanıdığımız Frances de la Tour, Richard Griffiths, Helen McCrory gibi tanıdık isimlerin yanısıra Ben Kingsley ve Christopher Lee gbi ustatları da barındırıyor. Ancak filmde en büyük yükü çocuk oyuncular omuzluyor. Baş karakter Hugo’yu canlandıran Asa Butterfield ve onun en yakın arkadaşı Chloe Moretz gelecek vaat ettiklerii haykırıyorlar..
Babasını kaybedince amcasının yanına gelen Hugo, amcasının ortadan kaybolmasıyla kimsesiz kalmıştır. Babasından öğrendiği saat tamiri sayesinde Paris istasyonundaki saatlerinin bakımını yapmakta ve böylece fark edilmeden istasyonda yaşamaktadır. Yalnızlığını unutturan tek şey ise babasından kalan otomatondur. Onu tamir etmek tek gayesidir. Bir gün istasyondaki oyuncak dükkanının sahibi Georges ile yolları kesişir. Ve Georges hakkında esrarengiz bir sır perdesi de aralanmış olur.
Georges Méliès hakkında film boyunca bilgi edinecek, belki benim gibi daha fazla şey öğrenmek için küçük bir araştırmaya da gireceksiniz. Filmden önce bilmeniz gereken kendisinin stop-motion tekniğinden storyboard uygulamalarına kadar birçok yeniliğin babası olarak biliniyor olduğu. Sinemanın hayal gücümüzün bir aynası olabileceğini işaret eden bir sürü erken dönem filminin yapımcısı, yazarı ve oyuncusu olan Georges Méliès’in ismini duymamış olsanız da gözüne roket saplanmış aydaki adam sahnesini bilirsiniz.
Sinema tarihi hakkında merak uyandırıcı özellikte olması, görsel anlamda bir şölen olması, izlemekten keyif aldığımız isimleri aynı filmde toplamış olması. Tüm bunlar Hugo’yu sevmeniz için birer sebep. Ama başta da söylediğim gibi bu sene Hugo’dan daha iyi filmler vardı. Hugo ise senenin iyilerinden sadece biri. Sinemanın ilk dönemlerine meraklı izleyicilere tavsiyemdir. İyi seyirler…

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s