Onun da Sırları Var: J.Edgar

Clint Eastwood, Milyon Dolarlık Bebek filmiyle En İyi Yönetmen dalında Oscar’ı kazandığı 2004 yılından bu yana Changeling, Gran Torino , Invictus gibi dramaya yakın, sevgiye odaklanan hayat hikayeleriyle karşımıza çıktı. Yönetmenin son filmi J.Edgar, hiçbir dalda Oscar’a aday gösterilmedi. Yönetmen koltuğunda Eastwood’un oturduğu, başrollerinde Naomi Watts, Leonarda Di Caprio, Judi Dench gibi isimlerin yer aldığı, senaryosunu da Milk’in Oscar ödüllü senaristi Dustin Lance Black’in kalema aldığı bir film nasıl olur da Golden Globe’da bile tek adaylık alırdı?
Dünyanın en büyük parmak izi katalogunun yanı sıra bilimsel bir suç araştırma laboratuvarı ile ülkenin her yanından seçilen güvenlik görevlilerinin eğitim için gönderildiği FBI Ulusal Akademisi’ni kuran ve 48 yıl boyunca FBI’yı yöneten J.Edgar’ın hayatını, özellikle de bir kamu görevlisinin ötesindeki J.Edgar’ı ele alıyor film. Onun sert, taviz vermez, disiplinli görev adamı kimliğinin ötesindeki aşığı gözler önüne seriyor.
Filmin geçtiği yer ve zamanlar bizden çok uzakta ve bilgili olmak için özel ilgi alanı isteyen konular.  Amerika’da suçun sokaklarda cirit attığı, Amerikan halkının güvenliğinden korktuğu yıllar. J. Edgar bilimsel araştırmalara merakıyla dikkatleri üzerine çeken, mesleğiyle yatıp kalkan ve tek derdi Amerika’nın güvenliği olan bir vatansever olarak karşımıza çıkıyor başlarda. Mesleki tırmanışı sırasında yoldaşı olarak seçtiği Clyde Tolson’ın hayatına girmesiyle kendisinin insani tarafını görme şansına erişiyoruz. Tanıştıkları ilk andan itibaren aralarındaki bağı hissettiğimiz ikili hem çok yakın dost hem de birbirlerini kimseyle paylaşamayan iki aşık oluyorlar. 
Hepimiz ruhumuzda bazı sırlar barındırırız. Kimseye anlatmak istemediğimiz hislerimiz, yaşanmışlıklarımız vardır. Toplumu karşı açık biri olduğumuzu söylüyorsak da kendimize sakladığımız bir parçamız olur. J. Edgar’ın da böyle bir parçası vardı işte. Dustin Lance Black de bu parçaya odaklanmayı seçmiş. Film boyunca J.Edgar’ın FBI için yaptıkları, beraber çalıştığı Amerikan başkanlarına yönelik şantajları, reklam uğruna gerçekleri saptırdığı zamanları, özel yaşamı ve Clyde ile olan ilişkisini dengeli bir şekilde izliyoruz. Bu da biyografik bir film için çok büyük bir artı.
Filmin hikaye aktarımındaki ve yaklaşık yarım asırlık bir dönemde Amerika’yı beyazperdeye aktarmadaki başarısını bir kenara koyarsak… Karakterlerin yaşlılıklarını da aynı oyuncuların oynadığı filmde makyajları başarılı bulmadım ben. Özellikle Clyde Tolson’ı canlandıran Armie Hammer’ın makyajı göz tırmalıyordu ve bence filmdeki performansını da etkiliyordu. Ayrıca filmin süresi de Amerikan tarihine yabancı izleyicileri sıkacak uzunlukta. Filmin tarihi anlamda bu kadar detaylandırılması “acaba sadece Amerikan seyircisine mi hitap ederek çekilmiş?” sorusunu aklıma getirdi.
Gelelim yazının başındaki sorumuza… J.Edgar zaten Amerikalıların tanıdığı bir isim. Onun hayatını konu alırken evrensel bir dil yakalanamamış olması, makyajların başarısızlığının oyunculukların inandırıcılığını zedelemesi, filmin gereksiz uzunluğu gibi sebepler filmin olumlu yanlarını göz ardı etmemize neden oluyor. Bu durumda eleştirmenlerin de filmi göz ardı etmesine şaşmamak gerekiyor. J.Edgar, Leonarda Di Caprio’yu farklı bir rolde izlemek isteyenlere önerilebilir. Daha fazlası değil.
Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s