Senden Bana Kalan: Cevap Bekleyen Sorular

The Descendants birçok kişinin aksine George Clooney nedeniyle değil yönetmeni Alexander Payne nedeniyle merak edip izleme listeme aldığım bir filmdi. Bunun sebebi o dönem okumakta olduğum Kayıp Kuşak Filmleri kitabı olabilir. Sinemayı sevmeme neden olan birçok yönetmenin içinde bulunduğu bu kuşağın en önemli isimlerinden biri Alexander Payne. En son 2005 yılında Sideways filmi ile karşımıza çıkan yönetmen verdiği arayı The Descendants gibi başarı bir filmle sonlandırdı. Altı dalda Oscar’a aday gösterilen film, En İyi Uyarlama Senaryo dalında ödülü kazandı. Altın Küre’de de Drama dalında En İyi Film seçildi.
Film Hawaiili zengin bir toprak sahibi olan ancak avukatlık yaparak geçimini sağlamayı tercih eden Matt King’in Hawaiili olmak ile ilgili insanların kafasındaki yargıları eleştirdiği bir nutuk ile başlıyor. Birçok insan için tatil cenneti görülen bu yerde de insanların sıkılabileceğinden, işle ya da aile yaşamlarıyla ilgili sıkıntılar yaşayabileceğinden falan bahsediyor. Bu kısım Gen X kuşağına özgü uslubu film boyunca hissedeceğimizin habercisi niteliğinde.
Matt’in karısı bir tekne kazası geçiriyor. Yaşam ünitesine bağlanıyor ve ölmesi an meselesi. Matt de bu trajik olayla beraber silkeleniyor. Hayatını gözden geçireceği, kızlarıyla ilişkilerini, bitmekte olan evliliğini, bitmesinin nedenlerini sorguladığı bir döneme giriyor. Kafasını dinlemek ve cevaplar bulmak için de kızlarıyla birlikte sahip olduğu toprakların bulunduğu Kauai’ya bir tatile çıkıyor.
Matt King rolünde izlediğimiz George Clooney kariyerinin en iyi performanslarından birine imza atıyor. Mimikleri, dış görünüşü, duruşu… Matt King için biçilmiş kaftan olmasına neden oluyor bunlar. Shailene Woodley ve Amara Miller gibi genç yeteneklerin yanısıra Matthew Lillard ve Judy Greer gibi tanıdık yüzler de var filmde. 
Kayıp kuşak sinemacılarının sorduğu başlıca soru “Ben kimim? Nereye aitim?”dir. Matt karakteri de bu soruları soruyor film boyunca. Ama onun varoluşundan ziyade hayatının neresinde olduğu ile ilgili bir film bu. Buram buram Gen X etkisi görülmese de hissediliyor.
Türü dram olarak gösterilse de mizah unsurlarını da barındıran bir film The Descendants. Diyaloglarına değil karakterlerinin içinde bulunduğu durumlara gülebildiğiniz bir mizah bu. Ve birçok gözün göremeyeceği bir aşkı barındırıyor içinde. Matt ve karısına duyduğu aşk. Aldatılan birinin üzüntüsünü ve sinirini yaşasa da sevdiğiyle beraber geçirebilecekleri zamanları iyi değerlendirmemiş olmanın kederini yaşayan bir karakter olmuş Matt King.
İçinde aşkı ve mizahı barındıran bir dram olması nedeniyle keyifle izleyebileceğiniz bir film var karşınızda. George Clooney’nin en iyi performanslarından birini sergilediği, bağımsız sinemanın önemli isimlerinden Alexander Payne’in imzasını taşıyan, senaryosuyla ödül almış The Descendants, yılın en iyi filmi olmaya da adaydı. Tüm bu sebeblerden dolayı görülmeli diyorum…

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s