Harekete Geçmenizi Sağlayacak 15 Film!

Bugünlerde peşpeşe bir olumlu bir de olumsuz bir eleştiri aldım bu blogla ilgili. Biri beni oldukça keyfe sokan biri ise düşündüren… Bana yorum yollayan iki kişiye de vakit ayırıp yorumlarını ilettikleri için teşekkürler. Paylaşmaktan mutluyum, kendimi geliştirmeye de çalışıyorum. Bir kişi bile keyif alıp okuyorsa ne mutlu bana.
Gelelim yazıya. Bir blog yazarı olduğum kadar okuyucusuyum da. Bu konuda, yani ilgi alanlarınıza yönelik sayfalar bulmanızda yardımcı bir site var: Stumbleupon. Ben de o site sayesinde güzel yazılar okuyorum şu aralar. Geçenlerde dolaşırken bu listeye rastladım. www.ivillage.com diye bir sitede izleyenlere “harekete geçmek” için ilham veren 15 filme yer vermişler. Ben de bu listeyi sizlerle paylaşıyorum.
Will Smith’e En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı getiren film, kariyeri ve evliliği biten bir adamın karısı onları terkedince oğluyla hayata tutunma hikayesini anlatıyor. Wall Street’te borsacı olabilmek için bir eğitime tabi olan Chris, bir yandan da batması nedeniyle elinde kalan malları satmaya çalışıyor. Eğer eğitim süresini başarıyla tamamlarsa hayatı yoluna girecek olan adamımız bir yandan da biten evliliğinin çocuğunu etkilememesi için çabalamakta. Evsiz, eşsiz, işsiz kalmasına rağmen hayata tutunmaktan vazgeçmeyen bu adamın dipten zirveye çıkış hikayesi ilham verici olduğu kadar duygusal bir dram. Benim gibi sulugöz olabiliyorsanız, hazırlıklı olun!
Erin Brockovich (2000)
Gen X Sinemasının önemli isimlerinden Steven Soderbergh’in imzasını taşıyan filmin başrolünde Julia Roberts var. Güzel yıldız bu filmle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandı. İki kere boşanmış ve iki çocuğuyla birlikte yaşayan Erin, işsiz ve amaçsız bir hayat mücadelesi içindedir. Ona arabasıyla çarpan Ed sayesinde bir şirkette masa başı bir iş bulur. Bir dava için araştırma yaparken iki kişinin şehir suyu nedeniyle zehirlendiğiyle ilgili belgeler bulur. Ed’in uyarılarına rağmen işin peşini bırakmaz.
My Left Foot (1989)
İrlanda edebiyatının saygın isimlerinden Christy Brown’un yazarın hayatından kesitleri anlattığı kitap olan Sol Ayağım’ın sinema uyarlaması. Beyin felçli olarak doğan Christy Brown, hastalığı nedeniyle hareketlerini kontrol edemez ve tekerlekli sandalyeye mahkum bir yaşam sürer. Ancak çocukluğunda, sol ayağının felçten etkilenmediğinin farkına varması hayatını değiştirir. Hüzünlü bir hikaye gibi dursa da yaşanmış bir azim ve umut hikayesi olması nedeniyle izlenmesi gereken filmlerden.
The Blind Side (2009)
Evsiz genç Michael aile nedir bilmiyordur, foltbol ise tutkusudur. Bu tutkusu sayesinde bir okula kabul edilir. Sessizliği nedeniyle iletişim kurmakta zorlanan Michael’ı, çocukları onunla aynı okula giden Anne fark eder. Yardım etmek amaçlı başlayan ilişkileri Michael’ bir aile de kazandırır. Gerçek bir hikayeden uyarlanan film Avatar’ın Oscar’ı kucakladığı sene En İyi Film adaylarından biriydi.
Norma Rae (1979)
Amerikanın güney eyaletlerinin küçük bir kasabasında yaşayan bir fabrika işçisinin hikayesini anlatan film hakkında nette hali hazırda pek bir şey bulamadım. Haliyle izleyip yorumlamak gerek. Ama ateşleyici bir karaktere benziyor Norma Rae. Filmin iki de Oscar’ı var.
Precious: Based on the Novel Push by Sapphire (2009)
Harlem’de ona zulm eden annesiyle beraber yaşayan 16 yaşındaki Clarice “Precious” Jones, yoksulluk, şişmanlık, istenmeyen gebelik gibi birçok sorunla boğuşmaktadır. Sınıfın “sorunlu” kızı olmasından dolayı, okul yönetimi Precious’ı özel bir eğitim programına gitmeye zorlar. Burada benzer geçmişlerden gelen Afrikalı-Amerikalı genç kızlarla beraber yeni bir hayata adım atar. İdealist öğretmeni ise ona yeni bir umut ışığı olur. Gösterildiği yıl Hollywood’da büyük ses getiren film, En İyi Film dahil 6 dalda Oscar’a aday gösterildi. 

Shine (1996)

Dünyayla paylaşmaya korktuğunuz bir yeteğiniz var mı? David Helfgott’in büyük bir piyanist olacağı çocukluğunda öngörülmüş olsa da erken yaşta gelen bu beklenti ve babasının baskısı nedeniyle büyük bir çöküntü yaşar. Akıl hastanesinde geçirdiği 10 yıl yeteneğinden bir şey götürmez ve yıllar sonra yeniden keşfedilir.

Dünyanın en tanınmış piyanistlerinden David Helfgott’un yaşam öyküsü Geoffrey Rush’ın muhteşem performansıyla beyazperdeye bu filmle aktarılmıştı. En İyi Film dahil 7 dalda Oscar’a aday gösterilen filmle Geoffrey Rush, En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmıştı.

Bir ebeveyn ve çocuğu arasındaki sevgiden daha büyük bir güç olabilir mi? Bu yürek burkan İtalyan filminde bir baba inanılmaz bir çaba gösteriyor, biricik oğluna düştükleri korkunç durumdan haberdar etmemek ve iyi hissettirebilmek için. Filmin başrolünde izlediğimiz Roberto Benigni aynı zamanda yönetmen ve senarist de. İkinci Dünya Savaşı’nda Yahudilerin yaşadıklarına, sevgi ve umut dolu bir hiakeyeyle ışık tutan bu film her şeye rağmen “hayat güzeldir” demenizi sağlayacaktır.
Philadelphia (1993)

Hiv ile yaşayan avukat Andrew Beckett (Tom Hanks)’in sağlık durumu öğrenilince kimse onunla aynı yerde bulunmak istemez; çünkü o hastadır ve gaydir. Ama Beckett, son anları kadar uğradığı ayrımcılığa karşı mücadele etmeye karar verir. Onun davası AIDS kurbanları ve eşcinsel Amerikalıların adil yaşaması için unutulmaz bir itiraz olur. Yaşanmış bir hikayeden uyarlanan film Tom Hanks’e En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandırdığı gibi ele aldığı ayrımcılık karşıtı mücadele ile de ses getirdi. 

Hotel Rwanda (2004)

Paul Rusesabagina bir otel yöneticisidir, bir kahraman değil ta ki Ruanda soykırımının şiddet onun kapısına gelene kadar. Komşusunun öldürülüşüne şahit olduktan sonra, komşularını ve ailesini kurtarmak ve kollamak için elindeki tek silahı kullanır, otelini soykırımdan kaçanlara açar. 1994 yılında, Ruanda’da yaşanan katliamlardan esinlenen “Hotel Rwanda”, bin iki yüz kişiyi vicdanının sesini dinleyip otelinde saklayarak kurtaran bir otel müdürünün, Oskar Schindler’in öyküsünü anlatıyor.

Biz gerçekten böyle bir dünyada mı yaşıyoruz? Hala bu kadar vahşi ya da bu kadar umursamaz olabilir miyiz? Bu tarz sorular sordurtan film, insanlık, yaşama tutunmak ve sevgi üzerine etkileyici bir yapım.

Seabiscuit (2003)

Karanlık dönemlerde herkes inanacak bir şeylere ihtiyaç duyar. Yarı körme kaybı yaşayan jokey ve hırpalanmış atı Seabiscuit, daha etkileyici safkan rakiplerine rağmen yarışmaları kazanmaya başlayınca Büyük Buhran’ın kahramanları oldular. Yaşanmış bir hayattan alınan film, 7 dalda Oscar’a aday gösterildi. İlham verici hikayeler arasına girmesi de ilham verdiği milyonlarca insanı düşününce kaçınılmazdı.


Working Girl (1988)

Tess McGill (Melanie Griffith) çoğu kızın lisedeki aşklarıyla yerleşmeyi düşündüğü Staten Island’dan gelmektedir. Sekreterlikten daha iyi şeyler yapmaya kararlı olan Tess, BusinessWeek dergisi okumak ve konuşma dersleri almakla vaktini geçirmekte, ilerlemek için fırsat kollamaktadır. Tess, patronu Katharine Parker’ın (Sigourney Weaver) kendi fikirlerini çalıp kendine mal etmesi üzerine, patronun yokluğunda koltuğuna yerleşir. Sonunda eline istediği fırsat geçmiştir ve olmak istediği insan olabilmek için her şeyi göze alır.

6 dalda Oscar’a aday gösterilen filmin başrollerinde Harrison Ford, Sigourney Weaver ve Melanie Griffith oynuyor. The Graduate filminin yönetmeni Mike Nichols tarafından çekilen film, 80’lere damgasını vurmuş Oscar’lı bir klasik.

Stand and Deliver (1988)

Jaime Escalante, hispanik öğrencilerin  (ABD’de 40 milyonu aşkın nüfusla yer alan, İspanyolca konuşan Latin kökenliler) devam ettiği bir okulda eğitim veren bir matematik öğretmenidir. Öğrencilerinin başarı potansiyeline inanan Escalante, sıra dışı öğretme yöntemleri geliştirerek, toplumun dışına itilen, umutsuz vak’a gibi görünen çete üyelerinin sınavlardan geçmesi için mücadele verir.

Jaime Escalante, kitabı “Escalante: The Best Teacher in America” ile yüzlerce öğrencinin AP sınavını geçmesine yardımcı olmuş bir öğretmen. Onun kitabından ve hikayesinden esinlenen Stand and Deliver (1988), kendisinin söylediğine göre %90 gerçek, %10 dramaymış.

Invictus (2010)

Nelson Mandella’nın (Morgan Freeman) ülkesinde birliği ve beraberliği sağlamak için Güney Afrika futbol takımı kaptanıyla (Matt Damon) yaptığı işbirliğinin ilham verici hikayesini anlatan Invictus, John Carlin’in “Playing the Enemy: Nelson Mandella and the Game that Make a Nation” isimli kitabından uyarlandı. Sporun birleştirici yönünden faydalanan ılımlı bir liderin hikayesi olan filmi usta yönetmen Clint Eastwood yönetti.

Gandhi (1982)

20. yüzyılın ilk yarısında İngiliz sömürgesi altındaki Hindistan’da geçen film, bağımsızlık mücadelesi için İngiliz yönetimine karşı “Pasif Direniş”i örgütleyen Mahatma Gandhi’nin hayatından bir kesit anlatıyor. Ben Kingsley’e En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazandıran film 11 dalda Oscar’a aday gösterilmişti.

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s