Eskiden Burası Byzantion’du…

İstanbul aşkım bilinmekte. Bu şehri gezmeye, bu şehri solumaya doyamıyorum bir türlü. Hal böyle olunca Ahmet Ümit’in kaleminden çıkan, tarih kokan bir polisiyeyi, “İstanbul Hatırası” kitabını okumamak olmazdı. Ne zamandır bekliyordu rafta. Dün gece aniden sayfalarında kaybolma kararı verdim.
 
Kitap hızlı gitmekle beraber, İstanbul hakkında bilmediğim ya da merak etsem de açıp okumadığım şeyleri bana fark ettiriyor. Mesela ben İstanbul’un ilk adının Byzantion olduğunu bilmezdim.
 
İstanbul’un eski adı Konstantinopolis değil miydi dediğinizi duyar gibiyim. Ben de öyle bilirdim ama değilmiş işte.
İstanbul’un ilk adı “Byzas’ın kenti” anlamına gelen Byzantion imiş. Byzas, şehrin kurucu kralı. Kendisi bir yarı-tanrıymış.
Argos Kralı İnakhos’un kızı İo, Hera tapınağının rahibelerinden biridir. Güzelliğiyle görenleri kendine aşık eden İo, kısa zamanda Zeus’un da dikkatini çeker. Zeus’un aşkı, karısı Hera’nın kulağına gider. Kıskanç karısından İo’yu korumak isteyen Zeus, genç kızı beyaz bir ineğe dönüştürür. Ancak Hera, bunu da kısa zamanda öğrenir. İneği kaçırtıp başına Argos’u bekçi diker. Zeus ise sevdiğini bu zulümden kurtarma görevini Hermes’e verir. Hermes, Argos’u öldürerek İo’yu kurtarır. Bunu duyan Hera, beyaz ineğin peşine bir at sineği gönderir. Sinek İo’yu öyle bir ısırır ki, canı yanan kadın (inek) kıtalar arası koşarak İstanbul Boğaz’ını geçer. Yabancıların buraya “inek geçidi” anlamına gelen “bosphorus” demelerinin nedeni de budur zaten. Can havliyle Haliç’e kadar koşan İo, burada “Keroessa/Boynuz” adını verdiği bir kız çocuğu doğurur. Kız büyüdüğünde Poseidon ile evlenerek Bizans İmparatorluğu’nun kurucusu Byzas’ı doğurur.(Kaynak: cnngrbz.blogspot.com )
Boğaz’ın önemi Antik Yunan dönemine kadar dayanmakta. O dönemde Boğaz’dan geçen antik Yunan gemileri Karadeniz’deki Yunan kolonilerinden aldıkları tahılları Atina’ya ve diğer antik Yunan kentlerine taşırlarmış. Bu önemli stratejik noktanın garanti altına alınması için, Megaralılar tarafından MÖ 685’de Boğaz’ın Asya tarafına bugünkü Kadıköy’ün bulunduğu yere Kalkedon adlı ilk Yunan kolonisi kurulmuş.

MÖ 658 yıllarında Yunanlılar, daha verimli topraklarda yaşamak için kendilerine yeni bir yurt aramaya başlamışlar. Delf Tapınağı’nın kâhini, Megara Kralı Byzas’a “Körler ülkesinin karşısındaki yerler size yurt olacak” demiş.

Kral Byzas, MÖ 650 yılında  halkıyla birlikte Sarayburnu’na gelmiş. Sarayburnu’ndan etrafına bakınca buranın güzelliğine hayran kalmış. Kalkedonyalıların bu kadar güzel, bu kadar yaşamaya elverişli yeri göremeyip boş bıraktıklarına göre kör olması gerektiğini düşünüp, körler ülkesinin karşısındaki yer burasıdır diye Sarayburnu’nda konaklamış. MÖ 608’le 600 yılları arasında Sarayburnu’nda kendi adını verdiği “Byzantion” şehrini kurmuş.

Şehir stratejik konumundan ötürü daha sonraki dönemlerde önce Roma İmparatorluğu’nun, daha sonra Bizans İmparatorluğu ve Latin İmparatorluğu’nun, son olarak da Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nce şehir 1930 yılından beri resmi olarak İstanbul diye adlandırılmaktadır. (Kaynak: tr.wikipedia.org )
 

Bu kitap sayesinde daha öğrenecek dolayısıyla paylaşacak çok şey olacak gibi. Ne dersiniz?

 

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s