Gerçeklik Güzeldir!

“Hediye almak güzeldir.” diye düşünmüştü kadın. Ona yakışacağını düşündüğü için bir şeyler aldığını söyleyen sevgilisi telefonu kapattığında aşık insanların yüzünde görmeye alışık olduğunuz o şapşal, mutlu gülümsemesinin keyfini çıkarıyordu.
Hediyesini aldığında, paketi açarken bir ses “beğenmeyeceksin” demişti. Beğenmediği bir şeyi, kalp kırmamak adına beğendim diyen biri olamamıştı hiçbir zaman. Ama bu sefer karşısındaki kişi hayatının aşkıydı. Ona da bu kadar “filtresiz” bir tepki verebilir miydi?
“Çok güzel aşkım, ama hiç benim tarzım değil ki bu.” Sözcükler çıkıverdi bir anda. Karşısında hayal kırıklığına uğramış bir çift göz vardı. Durumu açıklamaya çalışmak manasızdı, ama denedi. 
Hediyeyi değiştirmeye giderlerken “Bunca ay beni tanıyamadı mı?” diye sordu kendine. “Bana Ankara’yı sevdirecek şu yazarın, en azından ben sevdireceğini umuyorum, kitabını alıp içine de sadece ‘seni seviyorum’ yazsaydı mesela.” Bir an durdu. “Sen ‘ya beğenmezse’ fikriyle hediye almazken o cesaret edip bir hediye almış, biraz kıymet bil!” dedi içindeki çelişki dolu, karmaşık diğer “ben” ona. Beğenmedim demiş olmasından pişman değildi ama elindekinin değerini bilmemesi, tadını çıkarmaması keyfini bozmuştu. 
Neden böyleydik? Her zaman bir şeyler hayal edip gerçekleşenler hayallerimizle örtüşmediğinde mutsuz olup kenara çekilirdik? Hep daha romantiğini, daha hayalimizdekini, “daha”sını isterdik? Oysa bir zamanlar hayali ile yetinirken şimdi var olan şeylerden keyif almayı bilmeli insan. Hayatımızdaki şeylerin hayallerdeki gibi olmaları değil var olmalarıdır önemli olan. 

Reklamlar

2 thoughts on “Gerçeklik Güzeldir!

  1. Her şey gibi bu da sanırım tüketim toplumu olmamıza bağlı. Bilinçaltımıza o kadar çok romantiklik nasıl olmalı, aşk nasıl yaşanmalı türevi veri işleniyor ki farkında olmasan sürekli beklentiler içinde oluyoruz.
    Çoğu zaman önceden bir şeyler hayal ettiğimiz ve o hayaller bize sunulanla örtüşmediği için mutsuz oluyor, anın tadını çıkaramıyoruz malesef :(

    Beğen

  2. Tuketim toplumu ile ilgili oldugunu dusunmuyorum ben. soyle ki; herseyde oldugu gibi bu surec aski da nasil yasamamiz gerektigini ogutler ve bize bir dizi ruyalar gosterir. bu gosterim sonunda herkes tabiri caizse fransiz usulu ask ister. ama biz biliriz ki; boyle bir ask yoktur ve tamamiyle kendi icimizde urettigimiz -ki bu her yonuyle disa kapali etkilesimsiz bir yapi- degerler cercevesinde karsi taraftan birseyler bekleriz/isteriz.
    tuketime bagli degerler, insani bir mekanik algi sureci icinde ele alir, yorumlar.. ask da bir mekanik algi surecidir fakat icinde “insan” ogesi vardir ve bu varolussal bir gercekliktir. bu baglamda; tuketim belirttigim noktayi gormez/es gecer/belki de goremez..

    Sikinti, sadece insan icinde urettigi degerler vardir ve bu karsi tarafla hicbir zaman uyusmaz aradaki bosluk da populer olan “postmodern insan yalnizligi”dir..

    Beğen

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s