Wreck-it Ralph: Kendini Olduğun Gibi Sev

Yılın en önemli sinema ödülü Oscar’ların dağıltılmasına az bir süre kaldı. Haftalardır Oscar Boy’un çabasıyla yürüttüğümüz tahminlere, izleme oranımın düşüklüğü nedeniyle biraz diğer ödül törenlerini ve festival izlenimlerini takip ederek biraz da izlediklerimi göz önünde bulundurarak katkı sağlamaya çalıştım ben de. Animasyon kategorisinin adaylarını ayrı bir heyecanla bekledim. Geçtiğimiz yıl sinemada izlediğim filmlerin tamamına yakınının animasyon olması ve en sıkı takip ettiğim tür olması nedeniyle heyecanlıydım. Adaylar açıklandığında beni şaşırtan tek aday “The Pirates! Band of Misfits” oldu. İzlemedim ve açıkçası izlemeyi de düşünmüyorum. Zaten Oscar yarışında iddialı da bulmuyorum.
Adaylar arasından Pixar’ın “kadın kahramanlı” Brave’i ve Tim Burton’ın Frankenweenie’si sivriliyor. Fakat Wreck-it Ralph, hem aldığı olumlu eleştiriler hem de “atari oyunlarıyla” büyüyenleri cezbeden konusu ile “ben de varım” diyor. Hal böyle olunca da ilk fırsatta izledim Ralph ve “kahraman olma çabalarını”.
Bir oyun salonu düşünün. İçinde envai çeşit atari oyunu var. Bu salon Ralph gibi oyun karakterlerinin evreni. Onlar metro yolu işlevi gören elektrik kabloları aracılığıyla buluşan, oyun saatleri dışında “normal” bir hayatları olan, oyun zamanı ise tüm hünerlerini gösteren sanatçılar aslında. 
Ralph,Tamir Et Felix oyununun kötü adamıdır. Bir gün kötü adam olmaktan sıkılıp kahraman olmaya karar verir. Kendi oyununda iyi olmasına izin verilmeyince de şansını başka bir oyunda dener. Ama fark etmeden tehlikeli olayların yaşanmasına neden olur. Bir oyun kahramanı olabilecek midir? Onu da filmi izleyince öğreneceksiniz.
Daha önce büyük işlere imza atmamış film ekibi, böyle küçük ayrıntılar düşünerek içine girmesi keyifli koskocaman bir dünya yaratmışlar. Yapım notlarından okuduğum kadarıyla o dünyayı yaratabilmek için epey oyun da oynamışlar. Filmde başına tuğla düşen Felix’in geçici süre Game Over olması ve oyuna geri dönmesi gibi oyun severleri mutlu edecek ayrıntılar çoğunlukta olsa da  Ralph’in kendi oyunundaki herkesten yüksek çözünürlükte olması gibi  gözden kaçan teknik detaylar da var. (Tamir Et Felix eski bir oyundur ve Ralph hariç herkes daha yavaş hareket etmektedir. Ben buna epey takıldım nedense.) 
Filmin en eğlenceli sahnelerinden biri, Ralph’in Vanellope’ye araba sürmeyi öğrettiği Rihanna’nın Shut Up and Drive şarkısı eşliğindeki sahneydi. Hem filmin enerjisine hem de sahneye çok uygun bir şarkı seçimi yapmışlar. Filmin diğer bir güzel ayrıntısı da Ralph’in hikayesine paralel olarak çözmeye çalıştığımız “Vanellope neden aksak?” sorusuydu.
Wreck-it Ralph, çocuk-yetişkin demeden herkesin kendisine bir şeyler katabileceği ve keyif alabileceği bir hikayeye sahip. Çocuklar hala yaşadıkları dünyanın içinden çıkmamış oldukları için yetişkinler ise her şeyin tospembe olduğu yıllara dönecekleri için Ralph’in dünyasının her pikseline nüfus edebilecekler. 
Oscar’ı almalı mı? Brave’den sonra en iddialı bulduğum animasyon diyebilirim fakat gönlüm ve fikrim Brave’in alacağını söylüyor. “Kişinin kendisini sevmesiyle hayatın daha güzel olduğunu” hatırlatan bu filmi görmeli miyiz derseniz, kesinlikle!
Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s