Dinlemeyi Bilenlere…

11 ay kadar önceydi. Yakın zamanda Eskişehir’de bir etkinlik olacaktı. Eskişehir’e gitmeyi epeydir istiyordum. Ama hep bir aksilik çıkıyordu. Gidemiyordum. Bu sefer de her zamanki gibi niyet etmiştim ama yine gidemem diye çok heves etmiyordum. Parasal olarak sıkıntılı bir dönemimdi ve bilet alabileceğimden de emin değildim. Ama Eskişehir’de olacak arkadaşlarım “gelsen harika olur” benzeri konuşmalarla aklımı çeliyordu. Etkinlik 12-13 Mayıs’taydı. Ayın 10’u gelmiş ve hala bilet almamıştım. 11’inde her zamanki gibi işe gittim. Hala karar verememiştim. Kendimi ekonomik olarak sıkmak istemiyordum ama içimden bir ses “git” diyordu. Aniden kararımı verdim ve vazgeçmeden bilet alıp akşamına yola çıktım.

Gittiğime çok sevinmişti arkadaşlarım. Ben de çok özlemiştim onları. Sabaha kadar muhabbet ettik. Oysa erken kalkmamız gerekiyordu. Sabah uyandığımızda uzun süre kendimize gelemedik. Etkinlik için ekiple yapılan toplantıya geç kaldık. 

Etkinlik başlayalı ne kadar olmuştu hatırlamıyorum. Ben görevim gereği etkinlik alanının dışındaydım. Ne için içeri girdiğimi bile hatırlamıyorum. Depo dediğimiz kısıma gittim. Ekipten çoğu kişiyi tanıyordum. İçeride görev yapanlarla sohbet ediyordum. İki salon vardı. Arada da bir kapı. Ben de kapının önündeydim. Aniden önümden biri geçti. İçimden “Ne yakışıklı çocuk ya, acaba tanışsam” mı diye geçirirken arkamdan birinin geçtiğini hissettim. Ve birden yakışıklı prensimi karşımda buldum. Elini uzatmıştı. Ve “Merhaba. Biz tanışmadık sanırım. Ben Gökay.” dedi. O ses tonunun beni nasıl etkilediğini anlatmam mümkün değil. İçimden geçirirken gelip onun benle tanışmasının şokundaydım. Ve tanışma anımız yavaş çekimde izlediğim bir video gibi yaşanmıştı.

Aylar geçti. Sanki aylar geçmemiş gibi. Ve ben o adama aşık oluyorum. Her geçen gün artan bir aşkla bağlanıyorum ona. Tanışmamızı her düşündüğümde “O gün iyi ki Eskişehir’e gitmişim.” diyorum. İçimdeki sesi dinlemeseydim belki de hayatımın aşkıyla tanışamayacaktım.

Benim için bu durum içimdeki sesi dinlememdi. Kader efendinin bir oyunuydu. Ancak bugünlerde okuduğum bir kitap bana bunun “meleklerin işi” olduğunu söylüyor. Meleklerin bize işaretler gönderdiğini, bizim iyi olan şeylere yönlenmemiz için bazen “içimizdeki ses” olabildiklerini kanıtlayan bir sürü hikaye yer alıyor bu kitapta. Kadere inanan ancak hayatımızın varış noktası belli olsa da yolun nasıl olacağının bizim irademizde olduğunu düşünen biri olarak “Meleklerden Dinlemeyi Bilenlere” kitabı okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu. Henüz bitmedi. Bitmeden de yazmak istemiyordum ancak bugün benim aşkımı bulma hikayeme benzer bir hikaye okuyunca dayanamadım, yazdım.

Sizin de böyle hikayeleriniz yok mu?

Arada evrenin sizi uyardığını, size işaretler gönderdiğini hissetmez misiniz?

Reklamlar

2 thoughts on “Dinlemeyi Bilenlere…

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s