Nietzsche ağladığında…

                                    “Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini:
                                     Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?”
Zerdüşt Böyle Diyordu                                      
Zor bir adammış bu Nietzsche. Yalnızmış, hem de çok. Yalnız olmayı tercih etmiş çünkü. Kendini keşfetmek için, gerçekleri keşfetmek için yalnız olmak gerekirmiş ona göre. 
“Nietzsche Ağladığında” bir kurgu. Ama gerçeklerden oldukça yararlanmış bir kurgu.
Nietzsche’nin hastalığı ümitsizlik, dostlarına göre. Hangi doktora gitse şikayetleri geçmemiş. Çok hasta olduğunu düşünüyor Nietzsche de. Salome, teşhis konusunda ün yapmış bir doktora başvuruyor onun adına. “Avrupa’nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz.” diyor Salome Doktor Breur’e. Böylece başlıyor neden, nasıl gibi önemli duraklardan geçen fikir yolculuğu.
“Kendisiyle ve hayatıyla yüzleşmekten çekinmeyenlere…” diyor kitabın arka kapağında. Çok cesur ve kışkırtıcı değil mi?
Kendimle ve hayatımla savaşım bitmez, bitmeyecek de. Sorgularım, irdelemelerim. Böyle rahatlarım, böyle büyürüm her geçen gün. 
“Nietzsche Ağladığında” okurken “bir gün tekrar okumalıyım” dediğim bir kitap oldu. Durup düşündüğüm. Düşünüp yazdığım kimi zaman….
“Böyle oldu’yu böyle istedim’e dönüştürmek”

“Arzu edilenden çok arzulanmaya aşığızdır.”

“Güvenlik içinde yaşamak tehlikelidir.”

Kısmen özgür olunamaz.”

“Çocuklarınızı yetiştirmek için önce kendinizi yetiştirmeniz gerekir. Aksi halde, hayvani ihtiyaçlarınız ya da yalnızlığınız ya da içinizdeki boşlukları doldurmak için çocuk sahibi oluyorsunuz demektir.”

“İdeal evlilik ilişkisi, her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç olmadığı zaman kurulandır.”

“Neysen o ol!”

“Basit bir hayatın mı olsun istiyorsun? Sürüye yakın dur ve orada kendini unut.”

“Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir.”

“Hiç kimsenin bir şeyi sırf başkası için yapmadığını göreceksiniz. İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendisine hizmettir, bütün sevgisi kendisini sevmesindendir.”

“Çünkü artık yapacağı şey, diğerine boyun eğmek gibi geliyor. Belli ki yakınlaşma yolunu engelleyen şey güç.”

İnsan ilişkileri hep güce dayalı olmak zorunda mıdır? 
Hayatınızı paylaşacağınız insanla dahi anlaşmazlığınız güç savaşından mıdır? 
Neden herkes ilk adımı atmaya çekinir? 
Hayatımızı kontrol eden tek arzu, güce olan arzumuz mudur?
Ben düşündüm, yazdım. Siz de düşünün, yazın. Nietzsche ile ya da Nietzsche’siz.
Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s