12 Yıllık Kölelik

“12 Years a Slave”
Özgürlüğün tam olarak tanımını yapın desem, yapabilir misiniz? Hak, hukuk, adalet kavramları da işin içine girince ‘özgürlük’ kavramı içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Solomon Northup’a göre ise özgürlük şu cümlenin içinde gizli: “Ben hayatta kalmak istemiyorum, ben yaşamak istiyorum.” İnsanca yaşamak…
Yıl 1841, New York. Keman çalmaya gönül vermiş özgür ve mutlu bir adam: Solomon. Ailesine biraz daha rahat bir yaşam sağlamak için Washington’a çalışmaya gidiyor. Ve bir sabah ellerine, ayaklarına zincir vurulmuş olarak uyanıyor. Çünkü O artık Georgia’lı Platt adında bir köle.
Medeniyetleriyle övünen Amerikalıların insanlığın kıyısından bile geçmeyen ırkçılık ve ayrımcılık dolu yıllarının mahkumlarından sadece biriydi Solomon Northup. Köle olarak yaşamaya mahkum edildiği 12 yılın hikayesini, filmle aynı ismi taşıyan bir kitapta topladı.
Hunger ve Shame gibi iki çarpıcı filme imza atan Steve McQueen tarafından yönetilen, John Ridley ile birlikte senaryosu yazılan ’12 Years a Slave’ akademi tarafından 9 dalda Oscar’a aday gösterildi. Solomon Northup’un Chiwetel Ejiofor tarafından canlandırıldığı filmde, Hunger ve Shame’de parlayan Michael Fassbender da yer alıyor. 
19. yy’da siyahiler ‘mal’ gibi alınıp satılıyordu. O dönemde siyahilere yaşatılanlar saymakla bitmez. Birçoğuna ’12 Years a Slave’ sayesinde tekrar, beyazperdede de olsa tanıklık ediyoruz. Brad Pitt’in Bass karakteriyle kısa fakat anlamlı bir rolle boy gösterdiği filmde, “adalet yerini bulur” nutukları yaşatılan her zulümde aklımızdan geçse de Solomon gibi yavaşça insanlığa dair umudumuzu kaybediyoruz. “İnsan malını nasıl isterse öyle kullanır.” anlayışına sahip beyaz adamlar, siyahilerin kendisini aşağılık görmesi için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Tecavüz ediyorlar, sirk maymunu gibi onları gecenin bir saati oynatıyorlar, dövüyorlar, sövüyorlar… Kolayını bulsalar düşünmesini engelleyecekler derler ya, o hesap bir baskı var üzerlerinde. Onları görüp de modern dünya ırkçılarını/ayrımcılarını hatırlamamak mümkün mü? 
’12 Years a Slave’ sadece Amerikanın karanlığına ışık tutmuyor, günümüzde yaşanan düşünce soykırımına dair de insanı tetikliyor. Sadece dünü, geçmişi değil bugünü ve geleceği de sorgulamanızı sağlıyor. 2 saati aşkın süresi gözünüzü korkutmasın. Yaşatılan onca acıya şahit olacağınız fikri biraz ruhunuzu yorar belki. Ancak ’12 Years a Slave’ bu yılın değil, tüm zamanların izlenmesi gereken filmleri arasında yerini almalı. İzleyin, üzerine düşünecek çok şey  bulacaksınız. [Puanım: 8/10]

Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s