Doğu’nun kalemi Amin Maalouf.

Doğunun kalemi Amin Maalouf. Dolu dolu akıyor yine sayfalara.
“Doğu’dan Uzakta” yazarın Türkçe yayınlanan 14. ve en yeni kitabı. 1949’da Lübnan’da doğan yazar, Asya ve Akdeniz çevresi kültürlerini ve yaşanmışlıklarını yoğun ama akıcı bir dille anlatıyor eserlerinde.
“Doğu’dan Uzakta” romanının kahramanı Adam, sevilmesi zor bir karakter gibi geliyor başlarda. Ama severseniz, kendi kaleminden yazdığı hikayesine ortak oluyorsunuz seve seve, artan bir merakla. Ülkelerindeki savaş nedeniyle yolları ayrılmış çocukluk arkadaşlarının, yıllar sonra gerçekleşen eve dönüş hikayesini anlatıyor Amin Maalouf. Aslında Adam’ın kendi dünyasına, benliğine ve savaşlarına tanık oluyoruz. Kendini ve yaşadıklarını sorgulayan herkesin Adam’ı sevebileceği kanısındayım. Çelişkilerimiz, korkularımız, hatalarımızla biz oluyoruz ve Adam sayesinde bir kez daha farkındalık yaşıyoruz kendimize ve insanlığımıza dair.
Sanmayın ki “Doğu’dan Uzakta” felsefi bir roman. Doğuya dair güzel bir hikaye. Farklılıklarına rağmen bir arada kalabilmiş ve yolları farklılıkları yüzünden ayrılmak zorunda bırakılmış bir grup arkadaşın hikayesi.
Amin Maalouf’u tanımam tesadüfen oldu. Yıllar önce, yazarın “Yolların Başlangıcı” kitabı hediye edilmişti bana.  Semerkant ve Doğu’nun Limanları ile daha da çok sevdim kendisini. Ara ara, altı çizile çizile okunacak kalemlerden biri benim gözümde. Eğer henüz keşfetmediyseniz Doğu’nun Limanları ile başlangıç yapın derim. Size hitap ederse çok geçmeden sıra “Doğu’dan Uzakta” romanına da gelir zaten…
Altı çizili cümleler:

– Bazı insanlar ancak yazarken düşünür. –

– İnsan geçmişin yok olması karşısında kolay avunur; 
asıl kaldırılamayan, geleceğin yok olmasıdır. –

– Vicdan yumağını çözmek de en az duygu ipliklerini çözmek kadar zordur. –

– Bu benim yaşamım ve onun unutulmaktan başka bir şeye layık olmadığını 
kabullenirsem, yaşamayı da hak etmemişim demektir. –

– Ben, ne zenginlerin miyopluğundan, ne açların körlüğünden mustarip olduğu için 
dünyaya bilinçli bakabilen orta tabakadanım. –

– Söylenmiş kelimeler unutulabilir, ama duygusal bellek silinemez. –

– Bizim gibi toplumlarda utanç zorbalığın bir aracıdır. Dinler boynumuza yuları geçirmek ve yaşamamıza engel olmak için suçluluk ve utancı icat etmişlerdir! Eğer erkekler ve kadınlar ilişkileri, duyguları, bedenleri hakkında serbestçe konuşabilselerdi, 
tüm insanlık daha gelişkin, daha yaratıcı olurdu.-

– İnsan maziyi idealize ettiği için kendi zamanını hep küçümser. –

– Dingin bir mutluluk tutkuları törpüler ve hayal gücünü uyuştururmuş. –

– Yabancı bir kadınla birliktesin, sana ne okuduğunu soruyor veya aynı şeyi sen ona soruyorsun, eğer ikiniz de kitap okuyanlar alemine aitseniz 
paylaşılmış bir cennete el ele girmek üzeresiniz demektir. –

– Aşktan söz etmek ne kadar soylu bir işse, aşklarını anlatmak da o ölçüde bayağılıktır.-

– Komünizm insanları eşitlik adına köleleştirmişti, 
kapitalizm de ekonomik özgürlük adına köleleştiriyor. –


Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s