Çember Kırılınca Artık Eskisi Gibi Olmaz

Kırık Çember (The Broken Circle Breakdown)
2010 yapımı Çölde Kutup Ayısı (The Misfortunates) filmiyle İstanbul Film Festivali’nden Altın Lale ödülüyle dönen yönetmen Felix van Groeningen, yeni filmi Kırık Çember (The Broken Circle Breakdown) ile Filmekimi kapsamında ülkemizdeki sinemaseverlerle buluşmuş, çok vakit kaybetmeden Başka Sinema kapsamında da vizyon şansı bulmuştu. Film, bir kadın ile adamın zıtlıklardan doğan aşkını, beklenmeyen bir bebekle aile olmalarını ve biricik kızlarının kanser olması sonrası yaşadıkları ayrılığı anlatıyor.

Kadın karakterimiz Elise (Veerle Baetens), vücudundaki sayısız dövmesinden yarattığı beklentinin aksine oldukça dindar biridir. Erkek karakterimiz Didier (Johan Heldenbergh) ise bluegrass* müzik yapan bir grubun üyesidir, kovboy kılığında dolaşan, hayranı olduğu Amerikalı kovboylar gibi yaşayan bir adamdır. Birbiriyle alakası olmayan bu iki karakter, zıt kutuplar birbirini çeker klişesiyle heyecanlı bir ilişki yaşarlar. Ancak Elise’nin hamile kalması ikisinin de hayatını değiştirir. Maybelle adını verdikleri küçük kızlarını kaybetmeleri ise aşklarını ve hayatlarını sorgulamalarına neden olur.

Aşkı da hayatı da sorgulamak için elimizden kayıp gidişine tanık olmak mı gerekir? “Kaybetmeden değerini bilememek” klişenin kurbanı olan bizler hayatı sorgulamaktan kaçan ve olduğu gibi yaşayan bireyler oluyoruz belki de. Çünkü sorgulayınca “gerçekler” ile yüzleşiyoruz ve hiçbirimiz gerçeklerle yaşamak istemiyoruz sanırım. Aşkın sonsuz olmadığı gerçeği, hayatın sonsuz olmadığı gerçeği… Kırık Çember’de Elise ve Didier’ın aşkına şahit olup beklenmeyen bir ölümle yok oluşlarını görmek bana olduğu gibi size de sorular sordurtacaktır.
Maybelle’in kanser ile savaştığı dönem bahçedeki terandaya (teras ve verandanın birleşimi olarak Didier’in icadı camlı veranda aslında) çarpıp ölen kuşlarla ilgili uydurulan “kuşlar ölüRler ve yıldız olurlar” hikayesi de hayatta inanmak istediğimize inandığımız ve gerçeklerden kaçmak için masallara sığınan küçük bir çocuk olmaktan vazgeçemediğimize vurgu yapıyor. Kuşlar öldükten sonra gelmedikleri gibi, çok değer verdiğimiz birilerini kaybedince bizler de eskisi gibi olamıyoruz diyor film. Aynı Elise’nin Alabama, Didier’in de Monroe olması gibi. İsimleri aynı kalsa da onlar artık aynı insanlar değiller. Bizler de olamayız, hayatla ve yaşadıklarımızla değişiriz.

Aşkı, acıyı, yaşamı, ölümü, mutluluğu barındıran dolu dolu bir hikaye var karşınızda. Hikayesi izlemeye alışık olduğunuz öğelerden beslense de bluegrass* ve country müzik severleri sevindirecek kaliteli şarkıları ve zıtlıklar sentezi olan baş karakterleriyle izledikten sonra sizde yer edecek filmlerden Kırık Çember.

*Bluegrass, Amerika’nın güney kısmında, İrlanda ve İskoçya kökenli insanlar tarafından çalınan geleneksel bir müzik türüdür. İrlanda müziğinin etkisi fazladır, genelde gitar, mandolin ve keman gibi müzik aletleri kullanılır.
Reklamlar

One thought on “Çember Kırılınca Artık Eskisi Gibi Olmaz

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s