Kitap okumak dinlendirir.

Bir yazıda denk gelmiştim bu tespite: “Kitap okumak dinlendirir.” diyordu. Bir süredir okumayınca fark ettim ki kim dediyse doğru demiş. Okumadan, yazmadan dinlenemiyor bu bünye!
Kitap okuyamayışımın tek sebebi yoğunluk değil. Bir arkadaşın daha çok öykü okumalısın teşviki üzerine Cemil Kavukçu ve ‘Yalnız Uyuyanlar İçin’ kitabına başladım. Söz konusu öyküyken sürüklenip gidemiyorsun malum. Yeni bir kitaba da başlamak istemedim paralelinde. Hal böyle olunca… Öyküyle aram çok kötü sayılmaz, ama pek samimi de değiliz. Arkadaşım haklı, öykü ile aramı sıkı tutmalıyım. O yüzden denemeye devam…
Yazmaya gelince.. Kendimi bildim bileli kaleme deftere hevesliyimdir. Ama yaşadıkça, blog yazdıkça, okudukça yazmayı daha çok sevdim. Terapi gibi geliyor bana. İçimdekini dışa vuruyorum yazarak. Her yazdığımı paylaşamıyorum, ama yazıyorum işte. Gelişine…
“İki ömrüm olsun isterdim; biri yaşamak, diğeri okumak için.” demiş Goethe. Ben de sık sık bu hissiyata kapılıyorum. Okumaya meylim arttı, keza tiyatroya da. Haliyle yazma tutkumun kaynağı diyebileceğim sinema biraz 2. planda kaldı geçtiğimiz yıl. Başka Sinema da olmasa film izleyeceğim yok, o derece! Çok sert dal değiştirdim değil mi?
Okumanın en büyük dostlarıdır kahve ve müzik. Ben de özlediğim keyfe ve kadim dostlarıma dönüyorum müsadenizle.
Reklamlar

Fikrini Paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s