Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!

Kadın nedir? 
Kime denir? 
Neden 8 Mart var? 
Neden kadınlara pozitif ayrımcılık yapmaya devam ediyoruz? 
Bunları düşünmek için bir fırsat olsun mesela bugün. Kadına uygulanan duygusal ve fiziksel şiddeti, şiddetin eyleme dönüşmüş hallerini düşünün. 
Düşünün, bakalım lafa değil icraata bakmak nasıl oluyormuş?

Söylenenleri, yaşananları unutmayın. Unutturmayın. Yakında gerçekleşecek seçimlerde oy kullanın. Bir oy bir oydur. Hak yerini elbet bulur..
Kendini kadın “hisseden” tüm kadınlara selam olsun!

Reklamlar

Anne Ben Miss Piggy Oldum!

Hayır, aslında apikal rezeksiyon operasyonu geçirdim yani diş kökü ucumdaki kist, diş kökümün bir kısmıyla beraber çıkartıldı. Ve ertesi sabah kalkıp aynaya baktığımda yüzümün yarısı Miss Piggy gibi tombikti. Dudak, burun ve yanağım yüzümün sağ tarafında birbirine karışmıştı diyelim.
Düzenli olarak diş doktoruna gitmeye çalıştığım zamanları biraz esnettiğimde, ön dişlerimden biri her zaman bir sıkıntı çıkarıyor. Çok nazlı, hep ilgi istiyor. Ya da ben o dişi yaşatmak için inat ediyorum. 
En son 10 yıl önce kanal tedavisi olmuştum aynı dişten. Arada doktora gitsem de detaylı bir muayene olmadığımdan (röntgen önemli mesela) aynı diş 10 yıl sonra yine kanal tedavisi istedi. İstemekle kalmadı, bir de kist yaptım ben bir zahmet ameliyatla aldırıver dedi.
Salı günü, yaklaşık bir buçuk saatlik bir operasyondan sonra umarım ki bu rahatsızlığı geride bıraktım. Yarın dikişlerim alınacak. Küçük rahatsızlıklar ve şişlikler nedeniyle dinleniyorum. Rapor verdi doktorum da. Gerçi gariptir aklım dişimde değil de işimde! Neyse. Siz siz olun, düzgün bir diş doktoru bulun ve 6 ayda bir kontrolden geçin. Dişinize iyi bakıyor olmanız yetmiyor, yetse ben şuan bu yüzle dolaşıyor olmazdım!

Gördün Mü 25 Oldum?!

Geçen sene bu zamanlar kimlerleydim, bu sene kimlerle…
Ama umuyorum ki artık geçici olmayacak insanlar hayatımda. Geçici olmayacağım insanların hayatında.
İstanbul’a geldiğimden bu yana her sene başka insanlar vardı yanımda. Aynı İstanbul’da geçen her yılım gibi her doğum günüm de farklı oldu birbirinden.
Tabi her yıl sesini duyup, mesajını görüp mutlu olduğum insanlar var. O kadar da yalnız ve çaresiz değilim!
19 yaşımdan 20’ye geçişte de böyle tarif edilmez bir hale bürünmüştüm. Birden “20 yaşındayım” demek çok garip hissettirmişti. Aynı şeyi bu sene de hissettim. 25 olduk şaka maka…
Dolu dolu geçti yıllar. Bulunduğum yerden memnunum. 26’ya daha da memnun girmek nasip olur inşallah. 
Yani…

“İyi ki doğdum! 
Gördün mü yirmi beş oldum 
Özgürüm kanatlandım 
Durmadım ayaklandım 
Koşup ilerliyorum”

Gitmedim, Buradayım!

SHOW MUST GO ON!
Epeyce uzun bir ara oldu.
Ama sebepsiz değil. Hayatımda yeni bir sayfa açtım derler ya öyle bir şey.
Artık Avrupa Yakası sakini değilim mesela. Levent dolaylarından kopamam, Anadolu Yakası’nda yaşayamam diyordum. Yaşıyorum. Hiç fena da sayılmaz ayrıca!
Yeni işim, yeni evimi de beraberinde getirdi. Artık gerçekten kendi paramı kazanıyor ve kendi hayatımı yaşıyorum. Kendi borcumu ödüyorum ya, daha güzeli yok! (Elbet vardır da ben bu hazzı uzun zamandır arzuluyorum.)
Taşınma derdim tahminimde büyük çıkınca yerleşik düzene geçmem de uzun sürdü. Haliyle interneti de ancak bağlattım. Yeni sezonları başlayan dizilerimi yakaladıktan sonra da ilk iş buraya yazıyorum.
Çok değil, 4-5 ay öncesine kadar hayatımın ayrılmaz parçası olan sosyal medyadan, bloglarımdan ayrı kaldım epeyce. Tabi bu arada kendimi kitaplara verdim. İnternetsiz hayatın faydası daha çok kitap okumaya vakit bulabilmemdi. En kısa zamanda üç beş karalama gelecektir bu yönde.
Aşka dair de yaşanmışlık oldu, dostluğa dair de. Kaybedilenler var elbet ancak hayat yeniliklere gebe. Ve bir bağ güçlüyse küllerinden doğuyor yine.
Kısadan hisse gitmedim, buralardayım yine!

Yeni Yeni Heyecanlar…

(Beşiktaş Sahilinden İstanbul Boğazı)
Bugün Beşiktaş Sahili’nde durmuş İstanbul Boğazı’nı seyrederken “Seni bırakmaya hazır değildim be İstanbul, sen de hazır değilmişsin demek ki” diye geçirdim içimden. “Sosyal Medya Analistliği”ni bırakıp “Artık daha kurumsal bir yerde daha planlı bir kariyer planı çizmeliyim” düşüncesiyle başvurduğum bir işe sahip olmama, İstanbul’da yepyeni bir başlangıç yapmama sayılı günler var. Ve ben uzun zamandır beklediğim bir heyecan ve merak içerisinde günleri sayıyorum. Bir yandan da beni görmeye gelen ailemle İstanbul’un tadını çıkarmaya çalışıyorum.
İstanbul ile yapacaklarım bitmemişken, bir umutsuzlukla basıp gitmeyi bile aklımdan geçirdiğim anlar oldu yakın zamanda. Ama içimden bir ses “biraz daha sabır” diyordu sanki. Birlikte yaşayacaklarımız henüz bitmedi diyordu huysuz ve tatlı İstanbul bana. (Avrupa yakası sıktı seni, biraz da Anadolu yakasını gel diyormuş meğer!) Hani derler ya “en karanlık an şafak sökmeden önceki andır” diye. Benim için şafak sökmek üzere galiba.
NOT: Fotoğraftan anlayacağınız üzere instagrama yeni bulaştım. 
         Bu da hesabım: http://instagram.com/benayg