Maksat kitap kokusunu doyasıya içimize çekmekti.

Kitap sevgisi nereden geliyor diye soru mu olur? Bu bana ‘neden nefes alıyorsun?’ demek gibi bir şey. Benim için temel ihtiyaç gibi, hayatın olurunun bir parçası kitaplar. Dolayısıyla Kartal’dan Beylikdüzü’ne gitmek de olası geliyor bana. E kitap fuarı zamanı çünkü!
İstanbul’a geldiğimden bu yana tek bir kez gidemedim. O seneyi neden kaçırdım, hatırlamıyorum. Ama hatırladığım şu ki her sene başka kitap severlerle paylaştım bu keyfi. Her seferinde ayrı bir tat aldım. 
Bir Cumartesi mesaisinden sonra amacım Kadıköy’e gidip Mephisto’ya uğramak, belki bir çay içip biraz dergi okuduktan sonra eve geçmekti aslında. Ama bir baktım ki metrobüse yürüyorum ve yine üşenmeyip gidiyorum taa oralara.
Kitap fuarından kitap almak hesaplı mı? Hayır, internetten daha uyguna ve zahmetsiz alabilirsiniz. Öğrencilik zamanlarındaki gibi söyleşi/panel dolaşacak vaktim de olmuyor. Ama o kalabalığı görmeyi, binlerce kitabın arasında gezinmeyi, sevdiğim bir yazara rastlamayı, Ot Dergisi, Penguen, Leman, Uykusuz stantlarında vakit öldürmeyi seviyorum n’apabilirim?
Arkadaşımla buluşmamız biraz zaman alıyor, çünkü fuar hınca hınç dolu. Onu ararken Ot Dergisi standını görüp hemen Ot’un alamadığım son sayısını ve tabi ki kupasını alıveriyorum. Oradan az ilerde Metis’in standına denk geliyorum. Raflarda dolaşırken ismi ‘Prag’ olan bir kitaba denk geliyorum. Prag, hayallerimin şehri.. Kitabı incelemem ile almaya karar vermem arasında saniyeler geçiyor sadece. Tam ödemeyi yapacağım o da ne Didem Madak’ın setine gözüm takılıyor. Onu da alıveriyorum. 
Arkadaşla buluşuyoruz sonunda. Kendisi FOM Kitap’ın sahibi.Çocuk kitapları basıyor. 4. kitabı Yuvaya Uçmak yeni çıktı. Tüm kitaplara şuradan ulaşabilir, facebook sayfasını şuradan takip edebilirsiniz. Ki bence edin. Şimdiki çocuklar daha mı şanslı sanki? Arkadaşım diyordum… Fuat diyebilirim artık o zaman. Fuat daha çok öykü okuman lazım diyor, onun üzerine Cemil Kavukçu’nun bir kitabını hediye ediyor bana. Kitap hediyesi almaktan hiç bıkmayabilirim galiba. Beraber Notos’un standına da uğruyoruz. Ben Tomris Uyar’ın kapak olduğu sayıyı o Sait Faik’in kapak olduğu sayıyı alıyor. Fuat ve tanışmama vesile olduğu insanlarla bolca, keyifli sohbetin edildiği bir gün geçirdim kısadan hisse.
Ve fark ediyorum ki..
Orası da bana kalsın.

Aniden Kendimi Tüyap’ta Buldum!

İstanbul’a geldiğim yıldan beri hiç aksatmadan gittiğim bir etkinliktir kitap fuarı. Her sene de farklı insanlarla keyfini çıkardığım… Son üç yıldır Uykusuz İmza Günü’ne göre ayarlıyordum gideceğim günü. Her sene de 60-70 Lira civarında harcarım, sabittir bütçem de hani. Ama bu sene başladığı tarihlerde Edirne’de olduğumdan bir kere planlanamamıştı ya… Gidemeyeceğimi düşünmüştüm. Dün akşama kadar da böyleydi durum.
Neredeyse bir yıldır görüşmediğim bir arkadaşım aradı akşam. Kendisi “arkadaşın arkadaşı” statüsünden tanıştığım ancak çok sevdiğim, fikirlerine değer verdiğim, zevkine de güvendiğim sağlam bir adem evladıdır. İki yıl önce Tüyap vesilesiyle tanışmıştık hey gidi hey.
Yarın Tüyap’a gidelim mi deyince “he” dedim ben de. Zaten birinin dürtmesini bekliyorum. Kaçırmadım fırsatı. Bu sabah buluşup kahvaltımızı ettik ve koyulduk yola.
Tüyup’a Taksim’den kalkan servisler yoktu bu sene. Avcılar’a kadar metrobüs yaptık. Baktık epey kuyruk var atladık bir vesaite gittik fuar alanına. Girdiğimiz gibi de ver elini Uykusuz Standı.
Açıkçası programı incelemedim doğru dürüst. Uykusuz İmza Günü’nü varsa da görmemişimdir. Stantta “Makul Koca Memoşko“yu görünce imzalatasım gelse de “seneye artık” dedim ve takvimimi de alıp o yayınevi senin bu yayınevi benim dolanmaya başladık.
İlk kitabımı Altıkırkbeş’ten aldım. Peter Hanson‘dan “Kayıp Kuşak Filmleri“. Sinemayla ilgili bir şeyler almasam şaşırırdım zaten. Sonra Woody Allen kitaplarının olduğu bir stant gözüme takıldı. Malumunuz kendisinin hastasıyımdır. Tanrı oyununu da içeren klasiği “Tüysüz“ü almadan duramadım. 
Hani demiştim ya arkadaşın zevkine güvenirim diye. Uzun zaman önce yine zevkine güvendiğim bir arkadaşımın önerdiği Sabahattin Ali‘nin “Kürk Mantolu Madonna“sını al diye tuttturunca dayanamadım onu da aldım. Tam YKY’dan minimum harcamayla ayrıldık diyordum ki kendimizi Metis Yayınları’nın önünde bulmayalım mı! Taa 12. Anahtar Eğitmen Eğitimi’nden beri almayı niyet ettiğim Oruç Aruoba‘nın “Yürüme” kitabını da aldım sonunda. Bir de gider ayak şu çok satanlar listesinin dikkat çeken kitaplarından “Şahane Hatalar“ı 24 TL yerine 15 TL’ye görünce onu da aldım tabi. Hatta aldık. Haliyle April Yayıncılık’tan sonra koşarak uzaklaştık Tüyap’tan. Fazla da zorlamaya gerek yok bütçeleri. 
Kitapların orijinal fiyatları+ eve en yakın D&R’a gidip gelmek=92,5+2=94.5
Kitapların Tüyap’taki fiyatları+Servis kuyruğu beklemeden gidip gelmek=70+7,5=77,5
17 Lira kar. Değer miydi? Değerdi valla. O fuarın içinde yayınevi yayınevi dolaşmanın keyfi bir başka…