Bu Akşam Yağmur Vardı İstanbul’da…

Bu sabah yağmur var İstanbul’da
Gözlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye
Anne sözü dinler gibi masum
Ağladım bu sabah
Günler dayanılmaz oldu
Senden uzak olunca
Martılar mahzun oldu onlar bile ağladılar
Şarkılarda düşünmek seni bana getirmez ki
Seni bana getirmez ki 
Bu dizeler dökülerken Alanson’un dudaklarından yüzüme gökyüzüne çevirip yağan her damlanın düşüşünü hissettim. Ama ağlamadım.. Dokunur sanıyordum bu konser bana. Demekki kapatmıştım tüm defterleri. Sadece şarkıyı hissetmek ve mutlu olmak.. Tüm yağmura rağmen bir şarkı daha dedim içimden hep. Geceye uygun şarkılarla, ağırdan gitseler de Ali Desidero’da, Piskopat’ta, Sude’de coşturdular herkesi. Teşekkürler Mazhar, Fuat ve Özkan!


Reklamlar

Şebnem Ferah Kuruçeşme Arena’da Harikaydı!

Şebnem Ferah’ı ilk ve tek izleyişim 5 yıl önceydi. “Kelimeler Yetse” albümü çıkalı çok olmamıştı ve tanıtım konserleri kapsamında Edirne’ye de gelmişti. Ondan sonra bir kez daha Edirne’ye gelmişti fakat ben gidememiştim. İstanbul’a geldiğimden bu yana da geçen aylardaki Boğaziçi Üniversitesi konseri dışında gitme fırsatım olmamıştı. Ama o fırsatı da son anda kaçırınca dün gece gerçekleşen Fanta Gençlik Festivali konserine gitme isteğim her zamankinden fazlaydı. Aslında TNK ve Ceza dinlediğim kişiler değildi ve özellikle Ceza’nın Şebnem Ferah’ın önünde çıkması Fanta’nın yaptığı yanlış bir seçimdi ancak utanmadan, sıkılmadan söyleyebilirim ki Ceza da oldukça keyifli vakit geçirmeme neden oldu. Kendisinin de o sahnedeyken saygısızlık yapan birkaç seyirciye dediği gibi “önemli olan Şebnem Ferah için de gelmiş olsak da ona ve müziğine saygı duymak”.
Şebnem konserine “Merhaba” ile başlayıp “Yalnız” ve “İnsanlık” ile devam edince yine albüm tanıtım konserine denk geldiğimi sandım. Ancak “Çakıl Taşları”, “Can Kırıkları”, “Mayın Tarlası”, “Sigara”, “Yağmurlar” gibi eski parçalarından harika bir seçkiyle sevenlerine yaklaşık iki saat süren bir müzik ziyafeti sundu. Kendisinin Dilek ile yaptığı davul şovu gecenin sürprizlerinden sadece biriydi. “Eski” şarkısını söylerken gösterilen slaytla müzik, tiyatro, resim kısaca sanatla uğraşan nice değerli isim anıldı ve bizleri “düşünmeye” teşvik ettikleri için bir kez daha alkışlandı. Slaytın Atatürk ile bittiğini söylememe gerek yok tabi ki. O ve ekibi bizlerle vakit geçirmekten aldıkları keyfi o kadar güzel yansıttılar ki… Konser “gürültü kirliliği” sebebiyle 12’den önce bitmek zorunda kalmasaydı diyorum hala… Şebonun da dediği gibi Kuruçeşme’de yer alan yabancılara gösterilen “esneklik” neden ona da gösterilmez ki!