Don’t You Forget About Me!

İyi bir şarkı dinlemek gibisi yoktur!
Bir de 80’ler ise, daha ne olsun?
80’lere olan sevgim Carrie Diaries‘in ilk bölümündeki tüm şarkıları incelememden anlaşılmıştır sanırım. 1985 yapımı The Breakfast Club filmine olan hayranlığım da üst düzeyde. Hele film sonunda çalan Don’t You (Forget About Me) şarkısına duyduğum an çarpılmıştım! Üzerine iki kelam edip yazmam içinse yine bir filmin finalinde duymam gerekti.

Easy A, The Breakfast Club’a ve yönetmeni John Hughes’a saygı duruşunu ihmal etmeyen, başarılı bir gençlik filmi. 2000’lerde gençlik filmlerinin samimiyetsizliği ortada! Filmin kahramanı Olive’in en sevdiği şarkı ise Simple Minds’ın Don’t You (Forget About Me) şarkısı.
1977 yılında kurulan İskoçyalı grup Simple Minds, 80’lerin başında adından sıkça söz ettirmiş bir grup. Amerika’da liste başı olan hit şarkıları Don’t You (Forget About Me) haricinde “Alive and Kicking” ve “Belfast Child”  isminde iki hitleri daha var. Grup 1986 yılında “En İyi İngiliz Grup” dalında Brit Award’a aday gösterildi. 
İşte bahsi geçen hitleriyle Simple Minds….
“Alive and Kicking”i buradan ve “Belfast Child”i buradan dinleyebilirsiniz.
Reklamlar

Fun’ın Solisti Nate Ruess ve Pink’ten Harika Bir Şarkı!

Sevgililer Günü yaklaşırken Twitter’de 14 Şubat’ın, aşkla ilgili konuların daha çok gündemde olduğu günleri yaşamaktayız. Bundan önceki 14 Şubat’lar bana bir anlam ifade etmezdi. Çünkü hiç bir zaman sevgilimin olduğu bir dönem olmadı 14 Şubat. Olsa da delicesine sevmedim bu zamana kadar. Delicesine, ne garip bir tanımlama değil mi? Ama aşk, delice bir şey zaten.

Pink’e olan hayranlığım ergenliğe girdiğim yıllara kadar uzanır. Odamın duvarlarına poster astığım yıllarda duvarımda en çok posteri olan isimlerdendi kendisi. Müziği, şarkı sözleri, klipleri… Her şeyiyle sevdiğim bir isim. Her albümünü, her video klibini de merakla beklerim.

Geçtiğimiz yıl çıkardığı 6. stüdyo albümü “Truth About Love” neredeyse her şarkısını sevdiğim, dinleye dinleye ezberlediğim bir albüm oldu. Her ne kadar “Try” favorim olsa da “Just Give Me A Reason” şarkısına da bir klip bekliyordum. Beklediğim oldu ve en az “Try”ın videosu kadar sevdiğim bir klip ortaya çıktı. Bir video bir klip kullandım işin tekniğinden anlamadığıma, doğrusunu bilen bana da söylesin bir zahmet.

Geçen yıla dair severek dinlediklerim arasında yer alan Fun’ın solisti Nate Ruess ile düet yaptığı şarkı, sevgililer gününe yaklaşırken biraz da ticari sebeplerle piyasaya sürülmüştür muhtemelen. Çünkü bence harika bir aşk şarkısı. Dinleyin, bakalım beğenecek misiniz?

“we can learn to love again.”

Lenka Kimmiş Meğer…

Windows 8’in başarılı reklamını görmüşsünüz. Reklamda kullanılan “Everything at Once” şarkısı bu başarının asıl sebebi desek yalan olmaz. Lenka’ya ait şarkı kısa sürede herkesin diline düştü. Meraklılar da Lenka kimmiş diye baktılar. Peki Lenka’nın geçenlerde lafını ettiğim Moneyball’ın final şarkısı The Show‘un yaratıcısı olduğunu biliyor muydunuz? Ben de az önce fark etmiş bulunuyorum.

Lenka kimdir hala bakmamış olanlara kısaca bahsedeyim kendisinden. Bu tatlı hatun Avustralyalıymış. Hem şarkı sözü yazarı hem de besteci bir kişilik. Windows 8’in reklamında kullanılan “Everything at Once” kendisinin yeni singleymış. 2007’de California’ya taşınmadan önce Avustralyalı bir elektronik-rock grubuyla iki albüm çıkarmış. Kendi ismini taşıyan 2009 tarihli ilk albümünde yer alan “The Show” ve 2. stüdyo albümü Two’da yer alan meşhur “Everything at Once” dışında, videoya sahip “Two”, “Heart Skips a Beat” ve “Trouble Is a Friend” şarkılarını da dinleyin derim. İzlenesi klipleri var, çok cici de bir tarzı.
Lenka’nın tüm videolarına buradan ulaşabilirsiniz. Ben sizleri “The Show”un yeni versiyonuyla başbaşa bırakıyorum. Bir de Lenka’dan dinleyin bakalım nasıl bulacaksınız?

Just Enjoy the Show!

Bloglarımla epeydir ilgilenememekteyim. Bundan en çok nasibini alan da burası oldu sanırım. Film izleyemiyorum ki müziklerine dair iki kelam edeyim. En son Virgin Suicides’ı izleyip soundtrack albümüne hayran kalmıştım fakat ona da yazmaya zaman olmadı. Benim dertlerimi yazabildiğim süreçte ispatasikardir.blogspot.com‘da ya da twitter.com/benayg‘de okuyabilirsiniz. O nedenle beni geçip Moneyball’a gelelim…

Filme dair bu blog için tek söyleyebileceğim beyzbolu sevmeseniz de beyzboldan anlamıyor olsanız da gösterinin tadını çıkarmak için MONEYBALL’a şans vermeniz gerektiğidir. Brad Pitt olgunluk çağlarını yaşarken filmde “müziğe” dair genç bir ismi duyacaksınız. Brad Pitt’in canlandırdığı Billy Beane’in küçük kızını oynayan Kerris Dorsey babasına söylediği “The Show” şarkısı ile kalbinizi çalabilir benden söylemesi.
Hem kadife gibi bir sesi olması hem de Kimya Dawson’ın tarzını hatırlatan yorumuyla benim kalbimi çaldı bu küçük kız. Lafı uzatmıyorum. Dinleyin bakalım nasıl bulacaksınız?

Friends with Kids (2011) Açılış Şarkısı: Hotel Song

2012 yılında son albümü What We Saw from the Cheap Seats ile hayranlarıyla buluşan güzel şarkıcının hayranı olduğum bilinir. Sesini nerde duysam tanırım, ve onun şarkısına yer veren filmi daha bir keyifle izlerim. (Aynı şey Florence + The Machine için de geçerlidir.) Bu sebeple olacak ki, filmin hemen açılışında Regina Spektor ve Hotel Song şarkısıyla karşılaşınca Friends with Kids filmi için de umutlandım. 
Film hakkında ne düşündüğümü Sinemahşer‘e yazdım. Biz gelelim bu blogta yer bulmasına neden olan kısma, yani açılış şarkısına.
Sanatçının 4. stüdyo albümü “Begin to Hope”da yer alıyor Hotel Song. Kendisinin en sevdiğim şarkılarındandır. Aynı albümde, daha önce filmlerde duymuş olabileceğiniz Fidelity, Better, On the Radio gibi birbirinden güzel şarkılar yer alır. Tavsiyem albümün tamamını dinlemeniz.
I have dreams of orca whales and owls
But I wake up in fear
You will never be my
You will never be my fool
Will never be my fool