Filmden Replik: Love and Other Drugs

“Bazen, en çok istediğiniz şeyler gerçekleşmez.

Bazen de, hiçbir zaman tahmin etmediğiniz şeyler, gerçekleşir.
Binlerce insanla tanışıyorsunuz ama hiçbiri size gerçekten dokunmuyor.
Sonra, biriyle tanışıyorsunuz ve hayatınız değişiyor.
Sonsuza kadar.”
Reklamlar

DURDUR || Boş Ev

Bu sahne Kim ki Duk’un Boş Ev filminden. Neredeyse hiç diyalaogun olmadığı bir film diyebiliriz Boş Ev için. Anlatmak istediği yaşadığımız dünyanın ne kadar gerçek ne kadar hayal olduğunu bilemeyeceğimiz. Bunu anlatırken de sözlere ihtiyaç duymuyor. Bakışlara, dokunuşlara bırakıyor kendini. Bizler de öyle yapsak her şey daha güzel olabilir belki de… Çünkü sözcükler girince araya hisler korkup kaçabiliyor, yanlış anlaşabiliyor kalpler. Bakışlara ve dokunuşlara bırakırsak aşkın daha güzel yaşanacağının kanıtı gibi bu film karesi de. Uzakdoğu sinemasını sevmiyorsanız bile Kim ki Duk filmlerine şans verin derim. İçselleştirmekte zorlanmayacağınız bir sinema anlayışı, aklınıza gelmeyecek bakış açıları var bu adamın.

DURDUR || A Single Man

Yeni yılın ilk günü oturmuş eski sinema dergilerimi karıştırıyordum. A Single Man’i izlememe rağmen hakkındaki yazıyı okumamış olduğumu fark ettim. Kerem Sanatel’e ait bir yazıydı. Aslında filmi izlemiştim, yazı gözümden kaçmıştı herhalde. Kalemine sağlık çok güzel bir yazı yazmış. Yazıda benim de filmi izlerken beğendiğim bir sahneden de bahsetmiş.

A Single Man izlerken keyif almama rağmen yazının başına oturunca yazdıklarımı beğenmediğim için hakkında yazmamayı tercih ettiğim filmlerden. Colin Firth ve Julianne Moore’un başarılı performanslara imza attıkları ve moda tasarımcısı Tom Ford’un sinema dünyasına harika bir yönetmenlikle giriş yaptığı A Single Man, Christopher Isherwood’un aynı adlı romanından uyarlandı. Isherwood, Don Bachardy ile süren 33 yıllık ilişkilerinde yaşadıkları tek ayrılık sırasında kaleme almış A Single Man’i. George adında bir adamın sevgilisini kaybettikten sonraki ilk gününde intihar etme hazırlıklarıyla başlayan ve onun “tesadüfi anların tadını” çıkararak intihar ve yaşamaya devam etme arasında gidip geldiği bir gün bu.

Kostümleri ve çekimleriyle tam bir dönem filmi de olan A Single Man’in en önemli sahnelerinden biri aslında George’un ders sırasında öğrencilerine yaptığı “toplumdaki ayrımcılık ve farklı olana nefret”  temalı konuşması.  Benim sizlerle yukarıda paylaştığım kare ise o söylemin resimlenmiş hali bir nevi. Konuşmasını yaparken bakış açılarından yola çıkan George, azınlıkta olanlara insanların bakış açılarının nefret dolu olabildiğinden bahsederken arabasını park ettiği yerde duran Psiko filminden alınan bakış tam da o nefreti simgeler nitelikte. George da toplumun azınlık olarak gördüğü bir kesimde, bir eşcinsel. Belki de bu nedenle sevdiği adamı kaybetmenin acısını içinde yaşıyor.

Film izlerken durdurup da tadını çıkarmamız anlar epey var. Ben de bundan sonra bu “anlar”ı sizlerle paylaşacağım. Bu fikri kafamda oturtmamı sağlayan yazıyı yazan Kerem Sanatel’e teşekkürler…

Filmden Replik: (500) Days of Summer

Summer: Bir sabah uyandığımda biliyordum.
Tom: Neyi biliyordun?
Summer: Seninleyken asla emin olamadığım şeyi.
Summer: Öyle yapmak istedim çünkü…
Tom: Sabah uyanıp farklı hissetmeyeceğini bilmem gerek.
Summer: Buna söz veremem. Kimse veremez.
Summer: Şunu bilmeni istiyorum ki ben ciddi bir ilişki aramıyorum.
Summer: Aşk diye bir şey yoktur; tamamen hayal ürünü.
Tom: Bence yanılıyorsun.
Summer: Gözden kaçırdığım nokta nedir peki?
Tom: Bence hissettiğinde anlayacaksın.
Tom: Âşık olursan ne olacak peki?
Summer: Ne? Buna inanmıyorsun, değil mi?
Tom:  Aşk diyorum, Noel Baba değil.