Neredeyim ben?!

CemilMeriç

Cemil Meriç ruh halimi özetlemiş adeta. Kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sever oldum ben.

Uzun zamandır görüşmediğim tüm arkadaşlarımda aynı dert var. Kitaplar kitaplar kitaplar, peki Benay nerede?

Benay proje yapıyor, Benay çalışıyor, Benay işinden çok insanlarda uğraşıyor. Çünkü Benay bir iş analisti!

İşi bahane ediyorsun demeyin, valla etmiyorum. İşimin yoğun olduğu bir süreçten geçiyorum, işten kalan vakitlerimi de sadece kendime ve sevdiğim şeyleri yapmaya ayırıyorum. O kadar.

Kitap okumak da beni en çok rahatlatan şey. Evimde, İstanbul’un kalabalığından ve insanların dertlerinden uzakta. Alıyorum kahvemi elime, açıyorum güzel bir şarkı (buaralar yine Norah Jones’a sardım mesela) ve okuyorum. Roman, öykü, deneme, şiir, dergi (kafa ve ot okumadan duramamak)… Bazen de yazıyorum gelişine. Ama blogluk olmuyor ki yazdıklarım. Evet, blogu erteliyorum. Kabul ediyorum.

Velhasıl kelam ben buradayım dostlarım. Vakit isteyene vakit ayırıyorum, istenmeyince de kendime ayırıyorum o vakti. Bu kadarcık bencilliği bana çok görmeyin emi?

Reklamlar

Anlayamazsınız, ben de anlamazdım.

Elimden geleni yaptım demiştim.
İnsan sevince elinden gelenler tükenir miydi gerçekten?
Sadece cevapsız kalan çabalarımdan yorulmuştum.
Peki gerçek sevdada çabaya cevap beklenir miydi?
Aklımın alamadığı tek şey var demişti kadın dostuna. Ayrılmadan iki gece önce, gecenin bir saatinde kapıma çiçeklerle gelen, ilişkimizde sıkıntılar yaşadığımızı düşünmemi ‘ben senle mutluyum’ diye cevaplayan adam nasıl oluyordu da iki gece sonra, bir sarılmaktan bile yoksun böylesi kolay bir ayrılığı kabullenebiliyordu? Hiç mi sevmiyordu gerçekten? 
Anlayamazsın demişti dostu kadına.
Bazen kendi davranışlarına bile anlam veremeyen kadın düşündü. Pişmanlık neydi? Kendi anlamlandıramadıklarımızın bir sonucu muydu mesela?
Aşkı bulmadan önce aşka dair düşünmez, aşkı özlemez, aşkı özlemezdim. Ama aşktan sonra ben, bir bağımlı gibi aşkı arar oldum. Ve aşk olmayınca tatmin olamadım. 
Keşke istediğimiz zaman aşık olabilsek… Ama bu mümkün değil. Aşk sizin isteklerinize göre davranmıyor maalesef. Onu kontrol edemiyorsunuz. Belki de bu kadar cezbedici olmasının nedeni budur. 
Bu kızı yeniden büyütmeliyim dedi kadın. Belki de bir dönüm noktasıydı yaşadığı. Hayat böyleydi belki de. Hayatı fazla ciddiye alıyordu belki de. Hikayesini anlatmalıydı. Yazmalıydı, her satırda yeniden büyüyecekti. Kendiyle bir oyuna girişiyordu. Ama bu oyunda kalp kırmamalı, başkalarının hislerini ezip geçmemeliydi. Bencillik mevzusu vardı bir de… Sahi onu n’apacaktı? Onun ilacı belliydi. Aşık olmalıydı yeniden. Ancak o zaman törpüleyebiliyordu bu bencilliğini. 
İçimdeki eksiği hissediyorum: AŞK.
Eskiden Unutursam Fısılda tadında filmler o yüzden etkilemezdi beni. Çünkü AŞK nedir bilmezdim. Hissetmediği bir duyguyu nasıl bilebilir ki insan?
Filmden çıktığımda, boğazımdaki yumrunun sebebi buydu işte. AŞK olmayınca geriye kalan boşluktu eksikliğimin sebebi. Ve dolana kadar da bir parça eksik olacağım. Ruhumun eksiğini bilmeden yaşamaktansa bilerek yaşamayı yeğlerim. 
Beni anlamıyorsanız… Siz hiç aşık olmamışsınızdır!