Cumartesi huzuru..

İş hayatının girdabına girdim gireli ‘Cumartesiler sizin olsun Pazarlarımı bana bırakın’ modunda mümkün olan her Cumartesi kendimi dışarılara vururum. Mesaisiz Cumartesi geçirmeyeli de çok olmuştu. Belki de bunun etkisiyle ‘beni evden çıkarmayın’ moduna geçtim ve kendimle başbaşa bir Cumartesi keyfi yaptım.
Yeni yıl yaklaşırken bitiremeyeceğim kitaplara dadanmama kararı aldım. Karışık Kaset de sandığımdan erken bitince şiire daldım. (Karışık Kaset kitabına dair daha ayrıntılı yazasım var.) Didem Madak, yeni yıl öncesi için iyi bir tercih oldu. Şiirden kalan vakti de Ot Dergisi okuyarak ve film izleyerek geçirdim. Klasik bir ‘Benay evde tek başına’ günüydü aslında. Ama bir tatlı huzur çöktü ki bana, yazıp yaymadan duramadım.
Yeni yıla kadar bitiremeyeceğin kitaba başlamama.. Benim bir takıntım diyelim. Her yıl ne izlediğimin, ne okuduğumun vs. çetelesini tutan biri olarak böyle takıntılarım var. Bu yıl ajandamı da bu takıntılarımı düşünerek aldım zaten. Sinek Sekiz Yayınevi’nden çıkan 2015’in Defteri’ni almak bahanesiyle ilk idefix alışverişimi de yapmış bulunuyorum hatta. Of, ne kadar çok okunacak kitap var?!
Filmler demişken… (Demiştim!) Geçtiğimiz yıl sinema, festivalleri saymazsak, ikinci planda kaldı biraz. Daha çok kitap okur olduğumdan dolayı sanırım. Ama özlemişim. Blue is the Warmist Color’ı izledim bugün. Sertti, etkileyiciydi, kafa açtı. Bunu da ayrıca yazmak lazım tabi.
“Madem ‘bunu da yazacağım şunu da yazacağım’ diyorsun. Bu yazı yerine onları yazsana!” dediğinizi duyar gibiyim. Bu yazının asıl amacı ne bilmiyorum. Gelişine yazıyorum bu kez. Gelişini burada kesip konuya geçelim mi artık?
Duyduk duymadık demeyin, 26 oldum! Geçen yıl doğum günümden sonra ‘26’ya daha da memnun girmek nasip olur inşallah.‘ demişim. Oldu mu? Aslında bakınca bir yılda hayatımda neler olmadı ki? Ve bu olanlar beni daha mutlu yapmaktan ziyade daha sakin, durgun ve yorgun yaptı. Yok, yok bir yılda yaşlandım demiyorum. Sadece ‘hızlı’ bir yıldı diyorum. Kendime bir şeyler katarken kendimden bir şeyler götürdüm her zamanki gibi. Ama etkileri daha derin oldu gidenlerin belki de. Ay neyse!
27 için temennin ne derseniz… Bu kez bende kalsın. 
Reklamlar

Gördün Mü 25 Oldum?!

Geçen sene bu zamanlar kimlerleydim, bu sene kimlerle…
Ama umuyorum ki artık geçici olmayacak insanlar hayatımda. Geçici olmayacağım insanların hayatında.
İstanbul’a geldiğimden bu yana her sene başka insanlar vardı yanımda. Aynı İstanbul’da geçen her yılım gibi her doğum günüm de farklı oldu birbirinden.
Tabi her yıl sesini duyup, mesajını görüp mutlu olduğum insanlar var. O kadar da yalnız ve çaresiz değilim!
19 yaşımdan 20’ye geçişte de böyle tarif edilmez bir hale bürünmüştüm. Birden “20 yaşındayım” demek çok garip hissettirmişti. Aynı şeyi bu sene de hissettim. 25 olduk şaka maka…
Dolu dolu geçti yıllar. Bulunduğum yerden memnunum. 26’ya daha da memnun girmek nasip olur inşallah. 
Yani…

“İyi ki doğdum! 
Gördün mü yirmi beş oldum 
Özgürüm kanatlandım 
Durmadım ayaklandım 
Koşup ilerliyorum”