Maya Angelou’dan Öğütler

Dün, 86 yaşında hayatını kaybeden yazar, şair, sanatçı ve aktivist Maya Angelou’nun ölümünün ardından, her kadının ders alması gereken on sözünü paylaştı Radikal Kitap. Göz ardı ettiğimiz basit ama anlamlı tespitler her biri. Beni düşündürdü, ya sizi?
“Bizi özgür bırakan tek şey aşktır.”
Bizi tutsak eden de aşktır sanki? Yoksa gerçek aşk sadece özgürleştirir mi?
“Bir kadın, ne zaman kendi sesini duyurmak için ayağa kalksa, planlamamış bile olsa, tüm kadınlar için de ayağa kalkmış olur.”
O yüzden sesimizi duyurmaya devam!
“Başarı kendinizi sevmektir, işinizi sevmektir ve işinizi nasıl yaptığınızı sevmektir.”
Kendimizi seviyoruz diyoruz, gerçekten kendimize hak ettiğimiz değeri veriyor muyuz?
“Bir şeyi beğenmiyorsanız onu değiştirin. Eğer değiştiremezseniz kendi tutumunuzu değiştirin. Şikayet etmeyin.”
Çünkü şikayet ederek hiçbir sonuç alamazsınız.
“Kendinizi dinleyin. O sükunet içinde Tanrı’nın sesini duyacaksınız.”
İnanmak budur bana göre. Kendinize kulak vermek, kendiniz ve içinizde yaşadığınız toplum için fayda yaratmak, hayattan keyif almak, hayata keyif katmak da en temel ibadetler.
“Kendinize verebileceğiniz en güzel hediye affetmektir. Herkesi bağışlayın.”
İlk olarak kendinizden başlayın. Geçmişte takılıp bugünü ve yarınları kaçırırsınız yoksa.
“Hayat tam bir baş belasıdır. Dışarı çıkın ve kıçına tekmeyi basın.”
Yoksa’sını biliyorsunuz.
“Yeni bir yola koyulmak zordur ama bir kadını için için kemiren o durumda kalmaktan daha zor değildir.”
Her yol bir başlangıçtır. Hayat labirentinde kaybolmamak için yeni yollara açık olmak gerekir. Ve yoldaşlara..
“Kadınlar sert ve hassas olmalıdır. Mümkün olduğunca gülmeli ve uzun bir ömür sürmelidir.”
Sert ve hassas. Narin değil!
“Öğrendim ki, insanlar sizin ne söylediğinizi, ne yaptığınızı unutuyor. Ama onlara nasıl hissettirdiğinizi unutmuyor.”
Hissetmek.. Kalbimizle yaşamaktır. Ve kalbe dokunanların yeri bakidir.


Reklamlar

Bir şey yapmalı!

“İnsanlarla yollarınızın sonsuza kadar ayrılmasının ne kadar kolay olduğunu fark ettiğiniz an şok olursunuz. İşte bu yüzden, yanınızda olmasını istediğiniz birini bulduğunuzda bunun için bir şey yapmalısınız.” 
How I Met Your Mother 9.Sezon 21. Bölüm
Adım atmak. Kulağa çok kolay geliyor değil mi? En cesur olanlarımız bile söz konusu ‘hislerimiz’ ise gururuna yenik düşüp ihtiyacımız olan o küçük adımı atmıyoruz. Denesek ne kaybederiz ki? Denemeden kaybettiklerimizin yanında… Kazanma ihtimalimizi göz ardı edip, reddedilmekten ya da bir şeylerin büyüsünü kaçırmaktan korkup kim bilir kaç büyülü anı kaçırdık, bir düşünün.
How I Met Your Mother’da Ted’in anneyi bulana kadar, tüm cesaret kırıcı deneyimlerine rağmen vazgeçmeyişini bir çoğumuz burun kıvırarak izliyor belki. Ya da ‘Ted gibi biri yok ki’ diye iç geçiriyoruzdur. Peki biz neden Ted olmuyoruz? Ted olmak bu kadar zor değil. Mutlu olmak için şansını denemek aptallıksa aptal olalım. “Çok akıllıyız ama mutluluğu yakalayamadık” senaryosundan kat kat iyidir. 
Ted gibi gerçek aşkı arayan bir prens/prenses olun demiyorum tabi. Ama yaşamak istiyorsanız, deneyin. Tecrübelerinizden bir tuğla örmeyin hayatınıza. Hissettiğinizi yaşamak kadar mutlu edecek bir şey daha var mı şu dünyada? Bırakın ‘karşılık bulur muyum’ derdini, siz hissettiğiniz için yaşayın. Haydi, o adımı atmak sandığınız kadar zor değil!