Kurtul anılardan, sarıl yarınlara.

Yıla Ankara’da başlamıştım.. Ve İstanbul’da bitirdim.
Ankara’ya gidişimde her şeyin düzeleceği umudu vardı içimde. Sonuna kadar denedim aşkı. 2014 aşkı deneyip de bulamadığım yıl oldu. 
Bitişlerden çok başlangıçlar vardı ama hayatımda.
Cemal Süreya’yı tanıdığım yıl oldu mesela. Şiiri keşfettim adım adım, isim isim. Cemal’i sevince Tomris’i de sevdim, Turgut’u da.  Yeri geldi Ali Lidar’a katıldım yeri geldi Ah Muhsin Ünlü’ye. Ah Muhsin Ünlü demişken, ‘İtirazım Var’ ile Onur Ünlü’yü tanıdım. Ki bu da yılın en iyi kazanımlarından bana göre.  Didem Madak’ı tanıdım bir de. En çok gidişlerin ardında kalan kadınlara dokunur kendisi, bana dokunmaması mümkün değildi ki! 2014 şiiri sevdiğim yıl olarak kayıtlara geçebilir mi?
Sinema geri planda kaldı hayatımda bu yıl. Festivallere ve Başka Sinema’ya daha çok tutunmam bu sebepleydi belki de. Şubat demek !f demekti, Nisan demek İstanbul Film Festivali.  Ve adı üstünde Ekim demek Filmekimi demekti. Film izleyememin tek sebebi kitap değildi elbette. Diziler izledim, film tadında. Game of Thrones ve Masters of Sex’ten bahsediyorum. Prodüksiyon açısından çok dıyurucu diziler değil mi?
Kitaplar en yakın arkadaşlarım oldu bu yıl. Hep başucumdaydılar, hep yanımda. 28 kitap okudum geçtiğimiz yıl, bir kısmı şiir çok azı öykü. Hiç tanımadığım isimler tanıdım. Virginia Woolf, Tezer Özlü, İnci Aral, Haruki Marukami, George Orwell, Selim İleri, Ahmet Altan, Osho, Dostoyevski, Yusuf Atılgan’ı ilk kez bu yıl okudum. Bu yıln en’lerini listelemek gerekirse…
1. AhmetUmit ve Beyoğlu’nun En Güzel Abisi
2. GeorgeOrwell ve Hayvan Çiftliği
3. VirginiaWoolf ve Kendine Ait Bir Oda
4. UygarŞirin ve Karışık Kaset
5. Osho ve Aşk, Özgürlük ve Tek Başınalık
Kitap hayatımın merkezine girince kahve de girdi. Yıllar önce hiç uğramadığım Starbucks ikinci durağım oldu evimden sonra. Kahveli kitaplı paylaşımlarım boy gösterdi Instagram hesabımda.
Müzik de vardı her zamanki gibi hayatımda. Müziksiz hayat olur mu zaten? Tarkan’ı dinledim bu yıl, sonunda. Sezen Aksu’yu dinledim. Festivallere gittim bolca. Birgünlük Festival, GNCFEST, Zeytinli Rock Festivali. Pharell Willams ve Happy’i omuzlarda dinledim canlı canlı. Kimleri dinledim en çok derseniz.. Mehmet Erdem, Candan Erçetin, Aylin Aslım, Cem Adrian, Nazan Öncel, Sıla vardı dinlemeye doyamadığım. Pharrell Williams, Kathy Perry, Lady Gaga, Sia, Avicii, Calvin Harris vardı dans etme sebebim. Iyeoka, Indila, Ceylan Ertem, Özlem Bulut, Imagine Dragons, Adamlar gibi keşifler kaldı geriye daha çokca dinlenecek. Ve tabi geç kazanılanlar vardı, bu sene keşfedilenler: Zaz, Joss Stone, Norah Jones, Jehan Barbur, Oi Va Voi gibi. Ama 2014 için benim için en önemli kazanım Ahmet Kaya şarkılarıydı.
Sinema azdı belki ama tiyatro boldu. 2014 tiyatronun değerini anladığım yıldı. Oyun Atölyesi, Moda Sahnesi, Şehir Tiyatroları… Merdivenler diye bir oyun izledim mesela, etkisi derin. Mert Fırat’ı, Haluk Bilginer’i izledim mesela sonunda. Daha defalarca da izlerim.
Kadıköy’de takılmaya başladım mesela. Belfast Irısh Pub ve Lal ilk duraklarım oldu. İkinci Yeni var mesela, Qawah var Kadıköy’de. Bilir misiniz? Bilin derim. Bir de Karaköy’e bilin.
Bir de üzüldük bu yıl bolca. Adaleti bekledik, bekliyoruz umutsuzca. Bu ülke adaletini yitirdi. Umudunu da.. Öfkelendik, yediremedik bazı şeyleri. Bir geyik olan ‘ülke yaşanmaz oldu gidelim’ lafı ciddiye bindi. Ciddi ciddi düşünüldü. Ama her şey kanıksandı zaman sayesinde. Korktuğumuz başımıza geldi. Her geçen gün yeni bir saçmalığa uyanıyor bu ülke.
Ülkenin gerginliğini nasıl attık peki? Ben iyi havalarda çimlerde çıkardım acısını mesela bu yıl. Çimlerde yatarak, gökyüzünü seyrede seyrede.. Caddebostan Sahili’nde yoga yaptım bir de. Al sana bir yenilik daha!

“Bazen bir yere varmayacak olsa da, o yolda yürümek ister insan. Varacağı nokta değil, yolculuğun kendisidir keyif veren.”

Ben de yürümüşüm bu yıl bolca. Varış noktası birisi ya da bir yer olmasa da anılarım olmuş, birikimimlerim olmuş…

Alaçatı’ya gitmeyi çok isterken kendimi Bodrum’da bulmuşum mesela. O da ‘to do list’teydi. Çok da sevdim bu Bodrum’u. Denize, güneşe karşı kitap okumak ne güzeldi! Alaçatı gibi isteyip de ulaşamadığım bir şey daha vardı bu yıl: Opera. Seneye inşallah… 
OT Dergisi’ni keşfettim bir de. Radikal kapanınca gazete alamaz olduk. Gazete tadında bir mizah dergisi ihtiyacı doğdu ve OT imdadıma yetişti. Radikal demişken… Dijital ortama geçmek nasıl radikal bir karardır? Ayrıca Ezgi Başaran nasıl başarılı bir kalemdir?
2014 yılı topuklu ayakkabı giymeye alışma yılı da olabilir, evet. Kurumsal hayata geçişi bahane edip, yıllardır uzun boylu olmamı bahane edenlere inat giydim topuklu ayakkabıları. Feminist ruhun varsa feminen olamazsın diyenlere inat yürüdüm tak tak.
Öylesi, böylesi bitti bir yıl daha. 2015’in mottosu ne olsun derseniz? Unutursam Fısılda filmini izleyenler bilirler, finalde Hümeyra’nın seslendirdiği ‘Kirli Beyaz Kedi’ şarkısından alıntı yapacağım.
‘Kurtul anılardan, sarıl yarınlara.’
Reklamlar

Eskiden Burası Byzantion’du…

İstanbul aşkım bilinmekte. Bu şehri gezmeye, bu şehri solumaya doyamıyorum bir türlü. Hal böyle olunca Ahmet Ümit’in kaleminden çıkan, tarih kokan bir polisiyeyi, “İstanbul Hatırası” kitabını okumamak olmazdı. Ne zamandır bekliyordu rafta. Dün gece aniden sayfalarında kaybolma kararı verdim.
 
Kitap hızlı gitmekle beraber, İstanbul hakkında bilmediğim ya da merak etsem de açıp okumadığım şeyleri bana fark ettiriyor. Mesela ben İstanbul’un ilk adının Byzantion olduğunu bilmezdim.
 
İstanbul’un eski adı Konstantinopolis değil miydi dediğinizi duyar gibiyim. Ben de öyle bilirdim ama değilmiş işte.
İstanbul’un ilk adı “Byzas’ın kenti” anlamına gelen Byzantion imiş. Byzas, şehrin kurucu kralı. Kendisi bir yarı-tanrıymış.
Argos Kralı İnakhos’un kızı İo, Hera tapınağının rahibelerinden biridir. Güzelliğiyle görenleri kendine aşık eden İo, kısa zamanda Zeus’un da dikkatini çeker. Zeus’un aşkı, karısı Hera’nın kulağına gider. Kıskanç karısından İo’yu korumak isteyen Zeus, genç kızı beyaz bir ineğe dönüştürür. Ancak Hera, bunu da kısa zamanda öğrenir. İneği kaçırtıp başına Argos’u bekçi diker. Zeus ise sevdiğini bu zulümden kurtarma görevini Hermes’e verir. Hermes, Argos’u öldürerek İo’yu kurtarır. Bunu duyan Hera, beyaz ineğin peşine bir at sineği gönderir. Sinek İo’yu öyle bir ısırır ki, canı yanan kadın (inek) kıtalar arası koşarak İstanbul Boğaz’ını geçer. Yabancıların buraya “inek geçidi” anlamına gelen “bosphorus” demelerinin nedeni de budur zaten. Can havliyle Haliç’e kadar koşan İo, burada “Keroessa/Boynuz” adını verdiği bir kız çocuğu doğurur. Kız büyüdüğünde Poseidon ile evlenerek Bizans İmparatorluğu’nun kurucusu Byzas’ı doğurur.(Kaynak: cnngrbz.blogspot.com )
Boğaz’ın önemi Antik Yunan dönemine kadar dayanmakta. O dönemde Boğaz’dan geçen antik Yunan gemileri Karadeniz’deki Yunan kolonilerinden aldıkları tahılları Atina’ya ve diğer antik Yunan kentlerine taşırlarmış. Bu önemli stratejik noktanın garanti altına alınması için, Megaralılar tarafından MÖ 685’de Boğaz’ın Asya tarafına bugünkü Kadıköy’ün bulunduğu yere Kalkedon adlı ilk Yunan kolonisi kurulmuş.

MÖ 658 yıllarında Yunanlılar, daha verimli topraklarda yaşamak için kendilerine yeni bir yurt aramaya başlamışlar. Delf Tapınağı’nın kâhini, Megara Kralı Byzas’a “Körler ülkesinin karşısındaki yerler size yurt olacak” demiş.

Kral Byzas, MÖ 650 yılında  halkıyla birlikte Sarayburnu’na gelmiş. Sarayburnu’ndan etrafına bakınca buranın güzelliğine hayran kalmış. Kalkedonyalıların bu kadar güzel, bu kadar yaşamaya elverişli yeri göremeyip boş bıraktıklarına göre kör olması gerektiğini düşünüp, körler ülkesinin karşısındaki yer burasıdır diye Sarayburnu’nda konaklamış. MÖ 608’le 600 yılları arasında Sarayburnu’nda kendi adını verdiği “Byzantion” şehrini kurmuş.

Şehir stratejik konumundan ötürü daha sonraki dönemlerde önce Roma İmparatorluğu’nun, daha sonra Bizans İmparatorluğu ve Latin İmparatorluğu’nun, son olarak da Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nce şehir 1930 yılından beri resmi olarak İstanbul diye adlandırılmaktadır. (Kaynak: tr.wikipedia.org )
 

Bu kitap sayesinde daha öğrenecek dolayısıyla paylaşacak çok şey olacak gibi. Ne dersiniz?