YOU WILL NEVER KNOW!

imany

Fotoğraf akbanksanat Instagram sayfasındandır.

You will never know
I will never show
What I feel
What I need from you

Sizi bilmem ama ben bu sözlere vuruldum da dinlemeye başladım Imany’i.

Bir şarkı daha bir şarkı daha derken bir de baktım ki sesine de sözüne de tavrına da hayran olmuşum.

26. Akbank Caz Festivali kapsamında Volkswagen Arena’da konser vereceğini duyunca nasıl mutlu oldum anlatamam. Konser yaklaştıkça bu sesi canlı canlı dinleyeceğim için heyecanlandım bile! Ve dün akşam anladım ki heyecanlanmam boşuna değilmiş. Hayatımda izlediğim en iyi konserlerden biriydi. Belki de en iyisi.

Konserin bir yerinde kadınların ‘anlaşılmamaktan şikayet ettiğini’ söyleyenlere seslendi. Dedi ki yanılıyorsunuz biz anlaşılmak istemiyoruz. Bizim tek istediğimiz özgür olmak! Aklımızla ve bedenimizle ne yapmak istiyorsak onu yapabilmek. Herkesle eşit haklara sahip olmak, ne eksik ne fazla. Eşit.

Imany, seyirciyle bağlantı kurmayı başarabilen sanatçılardanmış. Özellikle Please and Change şarkısına biz kadınları olduğu kadar erkekleri de dahil edebilmiş olması harikaydı. Şarkı erkeklerin hiç değişmediğinden bahsediyor, özetle. Enerjinizi onları değiştirmek için harcamayın, beğenmiyorsanız onları başkasıyla değiştirin dedi. Ben de dedim hay kurban olduğum ne de güzel söyledi. Konserin en iyi 2. performansı bu şarkıya aitti.

En iyi performans hangi şarkısı mıydı? Hiç kuşkusuz mikrofon olmadan, sadece gitar eşliğinde seslendirdiği Seat With Me.

Sahneye, harika ekibini onurlandırmayı ihmal etmediği Silver Lining (Clap Your Hands) şarkısıyla veda etti. Şarkı söylemeyi bırakmayın dediği seyirci mırıldana mırıldana onu sahneye geri çıkarınca da 3 şarkı daha söylemeyi, aramıza katılıp bizle keyfini sürmeyi unutmadı. Harika enerjisine, güzel yüreğine sağlık.

There is no justice, there won’t be no peace.

Reklamlar

Biraz ruhumu besledim sadece..

IMG_20160430_201533Jülide Özçelik ismini bu sene 13 Şubat’ta verilen Sevgililer Günü konseri sayesinde duydum. Bir Varmış Bir Yokmuş filminde sesine de oyunculuğu kadar hayran olduğum Mert Fırat, Jülide Özçelik ve İstanbul Senfoni Orkestrası ile beraber sahne alacaktı. Mert Fırat nedeniyle gittiğim konserden Jülide Özçelik hayranı olarak çıkıverdim!

Sesi o kadar duru ve güçlü, şarkıları o kadar naifti ki ilk fırsatta tekrar canlı dinlemeliydim. Uluslararası Caz Günü bahanesi ile Garanti Caz Yeşili etkinliği olarak yine Zorlu PSM’de sahne alacağını duyunca kaçırmadım tabi! Nisan ayını harika bir müzik ziyafetiyle kapattım. Jülide Özçelik’in Jazz İstanbul Volume 1 ve 2 albümlerini muhakkak dinleyin, özellikle Zaman, Hayat, Gizli Cennet, Bugün Neden Gelmedin, Kendinle Kalırsın,  Mecnunum Leylamı Gördüm şarkılarına bir şans verin.

Dün akşam Jülide Özçelik’ten önce sahne alan Ece Göksu & Neşat Ruacan Trio’yu da ilk kez dinleme şansım oldu. Ece Göksu’dan dinlemekten keyif aldığım It’s Allright with Me şarkısıyla bu yazıyı bitirmek istiyorum. Evet, çok uzun olmadı. Ama hiç olmamasından iyi.

Denize bıraksam kendimi…

3727770210_7b6598a9f1

 

Kitabın sayfalarını karıştırıyordum. Sonra bir sayfada durdum istemsiz. Marquez’den bir alıntı vardı.

Hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile. Kimin gülümsemene aşık olacağını bilemezsin.

Gülümsedim bu cümleyi okuyunca. Kitabın kapağını kapattım ve Heybeli’den karşı kıyıya baktım. Denizin sesine ulaşmaya çalışıyordum ki arkadan Göksel’in sesi çalındı kulağıma.

Denize bıraksam kendimi
Kumlara uzatsam gölgeni

Akşamki konser düştü aklıma. Göksel’in dudaklarından dökülen her sözde anım vardı sanki. Aşka aşık olduğumu Göksel ile keşfettim ben. Aşk kahrolsun ama kahrolmasın da demem, aşkı arayıştan vazgeçememem ondan belki de. Sahi ya, benden geçti mi aşk?

Havada umut ruhum firar
Güneşte kurutsam kalbimi

Genciz gerisi bahane.

Evet, gencim genç kalacağım!
Üç ay sonra 26 yaşımı doldursam da gencim!
Çünkü hala eğlenmeyi seviyorum, dans etmeyi seviyorum, gezmeyi seviyorum.
Pazartesi, tatil sonrası iş başı yapacak olsam da GNCFEST’ten geri kalmamam da bu yüzden.
Bakmayın böyle gazla anlattığıma, çok fena miskinlik yapasım vardı Pazar günü. Yıllık iznim bitmiş, son günümde evimde kahvemi içeyim kitabımı okuyayım diyordum. Ama arkadaşlarıma “tabi ki gidiyoruz” demiştim bir kere. Harika bir tatil yapmıştım, finali de güzel olsun dedim. Ve üşenmedim Kartal’dan Maslak’a yola çıktım.
Mabel Matiz erken çıkmış. Festivaldeki arkadaşlardan haber geliyor Mabel’i kaçırıyorsun diye. Dedim Mabel’den banane, genciz gerisi bahane.
Model‘e yetiştim. Yıllar önce, vay be yıllar olmuş, Edirne’de izlemiştim ilk. Biraz tatsız bir konserdi Edirne’deki. Ancak Model, GNCFEST sahnesinde parladı. Gönül isterdi ki daha önce defalarca izlediğim ve her defasında keyif aldığım Manga da parlasaydı. Ancak son albümlerini de beğenmediğim Manga‘nın sahnesi kötüydü. Manga’dan sonra çıkan Inna da teknik aksaklıklara kurban gitti. Ve festival coşkusu için Rita Ora’ya kadar oyalanmak zorunda kaldık.
İçinizi oynatan, dansınızı hoplatan ama kimin söylediğini bilmediğiniz şarkılar vardır hani? Rita Ora o şarkılara sahip bir hatunmuş meğer de sahneye çıkınca anladım ben. 45 dakika sahnede kaldı ama Pharrell Williams öncesi iyi ısındırdı bizleri. Yine de bir Pharrell değil tabi.
Justin Timberlake ile birlikte çalıştığı dönemle adını öğrendiğim Pharrell Williams, Despicable Me 2 filmi için yaptığı Happy ile yıla damgasını vuran isimlerden malumunuz. GIRL albümünü de konser bahanesiyle dinledim, beğendim. Kıssadan hisse Pharrell Williams sahnedeyken hepimiz kurtlarımızı döktük. Hatta ben eski bir dostun sayesinde Happy’yi omuzlarda dans ederek izledim. Eski dostlar deyince…
Yıllardır görmediğim bir arkadaşıma konser alanında denk gelmeme, yılların eskitemediği bir arkadaşımla eğlenmeme, hayatıma kısa süre önce girmiş ama hemen yer etmiş iki güzel insanla vakit geçirmeme bahane oldu GNCFEST. O nedenle “Because I’m Happy!”.

Bitti Haziran…

Akşam yazıyordum. Bloga mı diye sordu bir arkadaş. Hayır, bu ara kendime kendim için yazıyorum. Mısraları kendime saklamayı tercih ediyorum. Bir de yazılar sadece bana dair değil, bana dahil olanlara dair. Bu yüzden kendime saklıyorum.
Tabi bu boş durduğum, işten eve evden işe gittiğim, monoton bir bankacı olduğum anlamına gelmesin. Bankacı da diyemeyiz ya bana.. Yeni şeyler deniyorum, yapmayı özlediğim şeyleri yapıyorum, görmeyi özlediğim insanları görüyorum falan..
Yoga yaptım mesela! Caddebostan sahilde kendimle buluştum. O kadar rahatlatıcıydı ki… En kısa zamanda tekrar yapmalıyım.
Beşiktaş’taki Frank Kafka Cafe’de saatlerce kitap okudum mesela. Kitap okunası yerler hakkında tavsiyelere açığım. Bir de Kadıköy Bahariye’deki Starbucks’ı severdim ama orası kapattılar sanırım. 
Kitap demişken… Ahmet Ümit ve Beyoğlu’nun En Güzel Abisi’ni tavsiye ederim. Hem son bir yılda yaşananlara değinmesi nedeniyle, hem de yaşayamadığımız Beyoğlu’nu yaşatması nedeniyle beğendim. Nevzat Başkomiserim bir başkadır zaten.. Bir de daha çok kitap okuyabilsem ya!

Seyahat planları yapıyorum, bakalım harekete geçebilecek miyim? Geçeyim ya n’olur geçeyim gezmeyi çok özledim!
Opera Festivali’ni kaçırdım mesela. Çok şaşırdım, ama mutlu da oldum. Opera için can atan bir kitle olması ne güzel. Caz Festival’ini de seneye erteledim. Çünkü tercihimi Kardeş Türküler&Sezen Aksu ve açıkhavadan yana yaptım. Açıkhavada konser izlemek ne kadar güzel oluyormuş! Bol sürprizle bol keyifli bir akşamdı.
Tarkan’ı da izledim geçen zamanda, söylemiş miydim? Adam iyi gençler. Net. Konser demişken BirGün’lük Festival’i de unutmamak gerek. Ne güzel bir Pazar’dı o. İnsanın ülkeye dair umudunu arttıran bir kalabalık vardı. Gezi ruhu sen hep yaşa emi?
Sonunda Haluk Bilginer’i izledim mesela. Nehir oyunu gerçekten kaçırılmaması gereken bir oyunmuş. Ya da ben Haluk Bilginer nerede oynasa hayran olurum bilmiyorum. Emin olduğum şey “Oyun Atölyesi’ne daha sık gitmeli”. Tiyatroya daha sık gitmeli. 
Bir de son zamanlarda şiir var hayatımda. Hep olmalıymış ve bundan sonra da olacak zaten. Cemal Süreya, Turgut Uyar, Nazım Hikmet, Necip Fazıl.. İyi ki varsınız ki! Onlar ne güzel dizeler öyle. Bir tek onlar değil tabi. Ah Muhsin Ünlü (Onur Ünlü) mesela. Ne de güzel demiş..

“Sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
Belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma”