Genciz gerisi bahane.

Evet, gencim genç kalacağım!
Üç ay sonra 26 yaşımı doldursam da gencim!
Çünkü hala eğlenmeyi seviyorum, dans etmeyi seviyorum, gezmeyi seviyorum.
Pazartesi, tatil sonrası iş başı yapacak olsam da GNCFEST’ten geri kalmamam da bu yüzden.
Bakmayın böyle gazla anlattığıma, çok fena miskinlik yapasım vardı Pazar günü. Yıllık iznim bitmiş, son günümde evimde kahvemi içeyim kitabımı okuyayım diyordum. Ama arkadaşlarıma “tabi ki gidiyoruz” demiştim bir kere. Harika bir tatil yapmıştım, finali de güzel olsun dedim. Ve üşenmedim Kartal’dan Maslak’a yola çıktım.
Mabel Matiz erken çıkmış. Festivaldeki arkadaşlardan haber geliyor Mabel’i kaçırıyorsun diye. Dedim Mabel’den banane, genciz gerisi bahane.
Model‘e yetiştim. Yıllar önce, vay be yıllar olmuş, Edirne’de izlemiştim ilk. Biraz tatsız bir konserdi Edirne’deki. Ancak Model, GNCFEST sahnesinde parladı. Gönül isterdi ki daha önce defalarca izlediğim ve her defasında keyif aldığım Manga da parlasaydı. Ancak son albümlerini de beğenmediğim Manga‘nın sahnesi kötüydü. Manga’dan sonra çıkan Inna da teknik aksaklıklara kurban gitti. Ve festival coşkusu için Rita Ora’ya kadar oyalanmak zorunda kaldık.
İçinizi oynatan, dansınızı hoplatan ama kimin söylediğini bilmediğiniz şarkılar vardır hani? Rita Ora o şarkılara sahip bir hatunmuş meğer de sahneye çıkınca anladım ben. 45 dakika sahnede kaldı ama Pharrell Williams öncesi iyi ısındırdı bizleri. Yine de bir Pharrell değil tabi.
Justin Timberlake ile birlikte çalıştığı dönemle adını öğrendiğim Pharrell Williams, Despicable Me 2 filmi için yaptığı Happy ile yıla damgasını vuran isimlerden malumunuz. GIRL albümünü de konser bahanesiyle dinledim, beğendim. Kıssadan hisse Pharrell Williams sahnedeyken hepimiz kurtlarımızı döktük. Hatta ben eski bir dostun sayesinde Happy’yi omuzlarda dans ederek izledim. Eski dostlar deyince…
Yıllardır görmediğim bir arkadaşıma konser alanında denk gelmeme, yılların eskitemediği bir arkadaşımla eğlenmeme, hayatıma kısa süre önce girmiş ama hemen yer etmiş iki güzel insanla vakit geçirmeme bahane oldu GNCFEST. O nedenle “Because I’m Happy!”.
Reklamlar

Değmesin Ellerimiz..

Model ve şu paylaşılma rekorları kıran şarkısı. Ve o şarkının ruhuma, kalbime batan sivri sözleri…
Biz hiç beceremedik sevmeyi de terk etmeyi de.
Aşk kokan dudakların karşısında direnmeyi de.
“Değmesin Ellerimiz”i her duyduğumda tek bir insan gelirdi aklıma. Dün akşam Model’in konserindeyken bu şarkı çaldığında gelmedi ama. Demek ki o da geçmişte artık, ait olduğu yerde. Yerini aldı bir anı olarak.
Bu şarkıyı biriyle elele dinlemek… Bu olmasını istediğim bir şeydi. Oldu da. Mutlu olduğum bir akşamdan geriye kalan en güzel anıydı belki de. Elleri ellerimdeyken söyledik “Değmesin Ellerimiz”i. Ve o anın tadını çıkardık sonuna kadar.
Ben hissettiklerimi paylaşan biriyim bilindiği üzere. Hemen twitter’da yerini aldı bu mutlu an da. Haliyle karşılaşmayı beklediğim bir soruyla karşılaştım. Kim bu “değmesin ellerimiz”?
Ne gariptir ki sevgilim diyemedim. Bilmiyorum dedim. Özel biri, bu da yetiyor şimdilik. Sonra fark ettim ki ben uzun süredir kimseye sevgilim diyemiyorum ki. Çünkü insanlar anlık yaşıyorlar. Ya da emin olmadan hareket edebiliyorlar. Ve bu sebeple kalp kırıyorlar. Ben de kırıldım, muhtemelen kırdım da. O yüzden kimseye sevgilim diyemiyorum. 
İnsan hissettiğini yaşamalı. Bunu daha önce de yazmışımdır. Belki de en güzeli “adını koymamak”tır. Sen ne hissettiğini biliyorsun, o da. Mutlu musunuz? Evet. Hissettiğin gibi yaşarken karşı tarafı da mutlu edebiliyorsan, daha ne?
Aslında Model’in dün akşamki Edirne Konseri’nden de bahsedecektim. Ama bu yazıyla beraber yalan oldu. Bir iki kelam etmek gerekirse… 
Model’in sahnesi de şarkıları kadar iyi. Bir de Asortie Bar’a dinlemeye gelen seyircileri sigara içmekte ısrar etmeseydi de onlar da sahnedeyken, benim aldığım keyfi alabilseydi konserden. Tatları kaçmasaydı. Ama nerde? Zıkkım içesiceler söndürmedi o sigaraları.
O laftan anlamaz dinleyicilere rağmen sahneden erkenden inmeyen Model’e teşekkürler. Ve “Değmesin Ellerimiz”de elimi bırakmayan, beni mutlu eden sana da…