Gerçekler Hep Ortada, Görmek İstersen…

fbd7d3cc034dd7df2ec4051558be2709“Kör değilim. Eskiden de görüyordum ama görmek istemiyordum sadece. İnsan bazen gerçekleri görmek istemez.”

Kadın, ‘görme engellilerle empati kurmayı amaçlayan’ bir sergiye gitmek istiyordu. Sevdiği adama sordu. Kendisindeki hevesi onda göremese de sergiye gitmek üzere buluştular. Yapılan iş gönülsüz olunca kader efendi engellerdi. Ve yanılmadı kadın. Bilet bulamadılar. Kadın, ileri tarihe bilet almak istedi. Adam, bunu bile ‘gelecek planı’ olarak görmüş olacak ki istemedi.

Kadın, tiyatroya gitmek istiyordu. Hem adam da tiyatroyu severdi. Ama içinde ‘plan’ olan her şeyden kaçan adamı bilet almaya ikna etmek kolay olmadı. Gidecekleri günü hatırlatmaksa kadının göreviydi. Çünkü ‘umursamak’ kadının işiydi. Eğer ‘sonları’ olacağını bilse o tiyatroya gitmek ister miydi?

Adamın derdi ne tiyatroya gitmemekti ne de sergiye. Adam bu ilişkiye gönülsüzdü sadece. Ve gönülsüz yapılınca bir iş, kader efendi engellerdi.

Ayrılıklarından sonra adam tiyatroya sık gider oldu. Kadının istediği sergiye bile gitmişti. Ama başka bir kadınla.

Kadın düşündü, ‘bir ben mi fazlaydım?’ diye. Aslında kadın fazla değildi, adam kadına azdı…

Reklamlar

Gel dese giderdi kadın…

Adamın gidesi vardı.
Hayalleri vardı ertelediği.
Ve o hayallerde kadına yer yoktu.
Kadın “git” dedi istemese de. “Kal” dese neye yarardı ki?
Keşke beraber hayaller kurabilecek kadar onda, onunla olabilseydi adam.
Ama değildi, muhtemelen hiç olmayacaktı da.
Oysa adam “gel” dese giderdi kadın.
“Gel” dese gidebilecek kadar severdi çünkü.
“Gel” dediğinde gelmeyecek adamları, “gel” dediklerinde gidebilecek kadar severdi kadın.