Neden okuyamıyorum?

tsundokuJaponlar buna tsundoku diyor, bir çeşit hastalık. Okuyamayacağım kadar kitap almak şeklinde özetlenebilir.

Hepsi bitmeye yakın bu kitaplar neden bu kadar birikti derseniz.. Her şeyin sorumlusu olarak Oğuz Atay ve Tutunamayanları göstereceğim. Kimse kusura bakmasın… Tutunamayanlar’ı okuyamadıkça bir kitap aldım elime ve sonuç bu! Tabi Mülksüzler’den sonra bir süre başka bir şey okumak istememem de birikmelerinde pay sahibi. Sonuç olarak Tutunamayanlar ve ondan sebep başlayıp sevemediğim Oblomov’u okumayı bırakıyorum!

Bazı filmler gibi bazı kitapların da zamanı var sanırım. Ve ben Tutunamayanlar için hazır değilmişim demek! Ya da bu kitap bana hitap etmiyor, bu daha basit ve makul bir neden. Sevemedim, sevemiyorum.

Hadi öykü okuyayım arada, belki o zaman akar gider dedim. Yok yok yok! Ne yapsam okuyamadığım gibi aklımı da kurcalamaktan öteye geçemedi bu kitaplar. Sonunda pes ettim. Ne Oblomov ne de Tutunamayanlar benim kitabım değil demek diyorum ve yola onlarsız devam ediyorum.

100 olan okuma hedefimin çok gerisinde olmakla beraber “kaç film izledim, kaç kitap okudum, kaç oyuna gittim” sayımlarıma da bir son vermem an meselesidir. Çünkü çok yorucu oluyor biliyor musunuz?! Kendimle yarışıyorum deliliğe bak.

Bu arada, fotoğrafta gördüğünüz yoga kitapları son dönem takıntımın ürünü olup Osho’yu okudukça yogaya bir adım daha yaklaştığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Ayrıca öykü okumaya alıştım alışalı romanlara zor bağlanır oldum. Siz kimseye öykü sevdirmeyin! (Şaka şaka sevdirin.)

Herkese iyi pazarlar!

Reklamlar