Yalnızlık Paylaşılmaz der şair adam..

Ozdemir Asaf

Özdemir Asaf’ın en bilenen dizeleridir..

“Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.”

YKY’nın ‘Doğan Kardeş Seçme Şiirler’ serisinden çıkan ‘Dokuza Kadar On’ kitabını bitirmiştim, tam da büyük şairin ölüm yıl dönümü öncesiydi. Birkaç satır karalamanın vaktiydi ancak fani dünyanın oyalamaları bahanem oldu, yazamadım. Kısmet bu geceyeymiş.

Kalıplara sığdırılamayacak bir kalem onunkisi. Nevi şahsına munhasır denir ya, Özdemir Asaf şiiri öyle bir şiir. Dili sade ancak anlamda çetrefilli de.

“Yaşamak değil,

Beni bu telaş öldürecek.”

Der mesela. İnsan İstanbul gibi bir telaşın içinde yaşıyorsa manası dallı budaklıdır bu satırların. Gündelik koşuşturmasından kalan vaktinde kendini yaşamak isterse de ‘telaşından’ yaşayamaz insan. Hep düşünür ki ‘başkası ne der?’.

“Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş,

Sersem.

Ben seni beklerken ölmem ki…

Beklersem.”

Dilindeki kinayeyi severim ben. Sevdalı dizelerde bile sağ gösterip sol vurur bana göre.

“Sen bana bakma,

Ben senin baktığın yönde olurum.”

En çok Özdemir Asaf’ın dizelerinde hissederim ben manayı. Mana ki anlık oluşabilecek bir şey değildir, belli bir zaman gerekir, birkaç defa dilden kalbe akmalıdır. Asaf’ın bazı dizeleri vardır ki, her duyduğunuzda yeniden aşık olursunuz.

“Ölsen, ilkin yazık-oldu deyecekler.

Sonra durup, neden öldü deyecekler.

Dostlar ergeç unutacak bir gün ama…

Uzun zaman seni anar sevmeyenler.”

Bir gün öldüğümde mezar taşıma bu dizeler yazılsın. Bana ölümü korkusuzca düşündürebildiği için bu dizeler hak ediyor  o taşı. Hayır, hayır karamsarlık değil bu. Gerçeklik…

“Ben kendimi sensizliğe alıştırıyorum

Sen de kendini bensizliğe alıştır diye.”

Bağlılık insanın elini ayağını keser ya.. İnsan birinin bıraktığı ‘sensizliğe’ alışamaz, alışmak istemez ya da. Eğer karşı taraf unuttuysa, sensizlik karşındaki kişiye dokunmuyorsa o bağı koparmak bir nebze kolaydır.

“Seni bende, beni sende arıyorlar,

Beni senden, seni benden tanıyorlar,

Bir birim gibiyiz tümünün gözünde,

Yarım’larımızı bütün sanıyorlar.”

Ya o da alışamıyorsa? Ya yarımlarınız bütün sanılıyorsa? O zaman alışmak zordur işte.

“Kendimi sileceksem, bilirim sende varım.”

Unutulmama arzusu bundan ötürü olabilir mi? Başkasında yaşadığımızı bilmek var olma halimizi devam ettirir mi? İnsan bazen kendinde bile var olamazken…

“Her seven

Sevilenin boy aynasıdır.

Sevmek

Sevilenin o aynaya bakmasıdır.”

Sevgiye dair en sevdiğim satırlarıdır bunlar. Bu satırları her okuduğumda derim ki ‘Aşk, filmlerde olur sanırdım. Şiirlerde olurmuş..’

“Bir yürek üşümüş

Kapamış kapılarını,

Onarmak zordur.”

Ve böyle yürekler daha büyük sevilmelere ihtiyaç duyarlar, çünkü ancak büyük bir sevgi üşüyen bir kalbi ısıtabilir.

Reklamlar

Günlerden Nazım…

NHR15 Ocak 1902’de doğmuş mavi gözlü dev..

“Şiiri sevmemek mümkün mü?” dedirten satırlara imza atmış..

Sevdanın sesi olmuş..

Severiz Nazım’ı. Şiirle aram iyi değilken de severdim.

Atıf Yılmaz’ın yönettiği 1975 yapımı Türk filmi İşte Hayat’ta duymuştuk ‘Kadınlar’ şiirini..

Ve kadınlar,
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız

En çok ‘Şimdi sen de herkes gibisin’ deyişine hayran oldum ben Nazım’ın. Sevişine, sevip vazgeçemeyişine…

Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey…
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum…

Tek derdimiz sevgi olsun şu yalan dünyada. Sevmek olsun karanlıkların ışığı. Nazım’ınki gibi sözcükler dökülsün dudaklarımızdan. Onun satırları yaşadıkça O da yatsın huzurla. İyi ki doğmuş..

Sevmek, sevdiğin kişiyle birlikte olmak değildir unutma. Çünkü aşk; onunla yaşamak değil, onu yaşamaktır aslında.