Yeni yıl yeni yıl yeni yıl…

9

Yeni yıl! Bizlereeee kutlu olsun…

Böyle bir şarkı vardı sanki ilkokuldayken biz?

Neyse.

2016 zorlu bir yıldı herkes için. Üzücü birçok olay yaşandı ülkemizde. Karanlık bulutlar var, umutlar can çekişiyor.

Ama yeni bir yıl geldi. İnanıyorum ki 2017 daha keyifli, mutlu ve umut dolu olacak. Öyle umuyorum. Ummak…

2016’nın benim açımdan en verimli olduğu konu kitaptı, inanırsınız zaten. Arada kitap paylaşımlarımdan bıkanlar oluyordur. Ancak iyi bir fon müziği, leziz bir kahve ve kitap huzurumu yerine getirdi. Bu yıl biraz daha fazla sığındım kitaplara belki. İnsanlar yerine kitaplara güveniyorum belki de…

Hedefim 30’du. 55 tane kitap okudum. Detaylı bir külliyatı paylaştığım görselde görebilirsiniz. Özetle en sevdiğim 9 kitap:

💛 Duygu Asena, Aslında Özgürsün (Daha çok okumalı Duygu Asena’dan)
💛 Gündüz Vassaf, Cehenneme Övgü (Değişik kafalar isteyenler tanışmalı bu kitapla)
💛 Murat Uyurkulak, Bazuka (Ben öykülerini daha çok sevdim Murat Uyurkulak’ın)
💛 Seray Şahiner, Antabus (Tiyatro oyunu da muazzam, görülmeli!)
💛 Barış Bıçakçı, Sinek Isırıklarının Müellifi (En iyisi bu olabilir mi Barış Bıçakçı’nın?)
💛 Ayşe Kulin, Füreya (Ayşe Kulin biyografik hikayelerde iyi gerçekten, Füreya da tanınması gereken bir kadın)
💛 Melisa Kesmez, Bazen Bahar (İlk öykü kitabı Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz’den daha doyurucu buldum, daha çok yazsın dediğim isimlerden oldu bile Melisa Kesmez!)
💛 Jose Saramago, Körlük (2016 ne ki, hayatımın en’lerinden bu kitap)
💛 Ferzan Özpetek, İstanbul Kırmızısı (Aslında çok çok iyi bir kitap olmayabilir, ama içten ve Olimpos’ta bana arkadaşlık etti. O yüzden yeri özel.)

Bir de başlayıp yıl boyunca elimde sürüne 3 kitap oldu: Osho – Masumiyet, Bilgi ve Merak, Bilge Karasu –  Ne Kitapsız Ne Kedisiz (aslında sonradan daha çok keyif alır oldum, ama yeni yılda yeni başlangıçlar isteyenlerdenim ben),  Adam Phillips – Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine (yine yarım kaldı, ama bu defa daha ileriye gidebildim). Bıraktım ben de, yeni yıl yeni maceralar dedim. Belki zamanı gelmemiştir dedim.

2017’ye Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ı ile başlayacağım ama, dur bakalım… Yeni yılda okuma hedefim ise 100. Evet büyük oynuyorum ha ha. Aaa geri sayım zamanı geliyor, haydi görüşürüz…

goodreads-2016.png

Reklamlar

Kurtul anılardan, sarıl yarınlara.

Yıla Ankara’da başlamıştım.. Ve İstanbul’da bitirdim.
Ankara’ya gidişimde her şeyin düzeleceği umudu vardı içimde. Sonuna kadar denedim aşkı. 2014 aşkı deneyip de bulamadığım yıl oldu. 
Bitişlerden çok başlangıçlar vardı ama hayatımda.
Cemal Süreya’yı tanıdığım yıl oldu mesela. Şiiri keşfettim adım adım, isim isim. Cemal’i sevince Tomris’i de sevdim, Turgut’u da.  Yeri geldi Ali Lidar’a katıldım yeri geldi Ah Muhsin Ünlü’ye. Ah Muhsin Ünlü demişken, ‘İtirazım Var’ ile Onur Ünlü’yü tanıdım. Ki bu da yılın en iyi kazanımlarından bana göre.  Didem Madak’ı tanıdım bir de. En çok gidişlerin ardında kalan kadınlara dokunur kendisi, bana dokunmaması mümkün değildi ki! 2014 şiiri sevdiğim yıl olarak kayıtlara geçebilir mi?
Sinema geri planda kaldı hayatımda bu yıl. Festivallere ve Başka Sinema’ya daha çok tutunmam bu sebepleydi belki de. Şubat demek !f demekti, Nisan demek İstanbul Film Festivali.  Ve adı üstünde Ekim demek Filmekimi demekti. Film izleyememin tek sebebi kitap değildi elbette. Diziler izledim, film tadında. Game of Thrones ve Masters of Sex’ten bahsediyorum. Prodüksiyon açısından çok dıyurucu diziler değil mi?
Kitaplar en yakın arkadaşlarım oldu bu yıl. Hep başucumdaydılar, hep yanımda. 28 kitap okudum geçtiğimiz yıl, bir kısmı şiir çok azı öykü. Hiç tanımadığım isimler tanıdım. Virginia Woolf, Tezer Özlü, İnci Aral, Haruki Marukami, George Orwell, Selim İleri, Ahmet Altan, Osho, Dostoyevski, Yusuf Atılgan’ı ilk kez bu yıl okudum. Bu yıln en’lerini listelemek gerekirse…
1. AhmetUmit ve Beyoğlu’nun En Güzel Abisi
2. GeorgeOrwell ve Hayvan Çiftliği
3. VirginiaWoolf ve Kendine Ait Bir Oda
4. UygarŞirin ve Karışık Kaset
5. Osho ve Aşk, Özgürlük ve Tek Başınalık
Kitap hayatımın merkezine girince kahve de girdi. Yıllar önce hiç uğramadığım Starbucks ikinci durağım oldu evimden sonra. Kahveli kitaplı paylaşımlarım boy gösterdi Instagram hesabımda.
Müzik de vardı her zamanki gibi hayatımda. Müziksiz hayat olur mu zaten? Tarkan’ı dinledim bu yıl, sonunda. Sezen Aksu’yu dinledim. Festivallere gittim bolca. Birgünlük Festival, GNCFEST, Zeytinli Rock Festivali. Pharell Willams ve Happy’i omuzlarda dinledim canlı canlı. Kimleri dinledim en çok derseniz.. Mehmet Erdem, Candan Erçetin, Aylin Aslım, Cem Adrian, Nazan Öncel, Sıla vardı dinlemeye doyamadığım. Pharrell Williams, Kathy Perry, Lady Gaga, Sia, Avicii, Calvin Harris vardı dans etme sebebim. Iyeoka, Indila, Ceylan Ertem, Özlem Bulut, Imagine Dragons, Adamlar gibi keşifler kaldı geriye daha çokca dinlenecek. Ve tabi geç kazanılanlar vardı, bu sene keşfedilenler: Zaz, Joss Stone, Norah Jones, Jehan Barbur, Oi Va Voi gibi. Ama 2014 için benim için en önemli kazanım Ahmet Kaya şarkılarıydı.
Sinema azdı belki ama tiyatro boldu. 2014 tiyatronun değerini anladığım yıldı. Oyun Atölyesi, Moda Sahnesi, Şehir Tiyatroları… Merdivenler diye bir oyun izledim mesela, etkisi derin. Mert Fırat’ı, Haluk Bilginer’i izledim mesela sonunda. Daha defalarca da izlerim.
Kadıköy’de takılmaya başladım mesela. Belfast Irısh Pub ve Lal ilk duraklarım oldu. İkinci Yeni var mesela, Qawah var Kadıköy’de. Bilir misiniz? Bilin derim. Bir de Karaköy’e bilin.
Bir de üzüldük bu yıl bolca. Adaleti bekledik, bekliyoruz umutsuzca. Bu ülke adaletini yitirdi. Umudunu da.. Öfkelendik, yediremedik bazı şeyleri. Bir geyik olan ‘ülke yaşanmaz oldu gidelim’ lafı ciddiye bindi. Ciddi ciddi düşünüldü. Ama her şey kanıksandı zaman sayesinde. Korktuğumuz başımıza geldi. Her geçen gün yeni bir saçmalığa uyanıyor bu ülke.
Ülkenin gerginliğini nasıl attık peki? Ben iyi havalarda çimlerde çıkardım acısını mesela bu yıl. Çimlerde yatarak, gökyüzünü seyrede seyrede.. Caddebostan Sahili’nde yoga yaptım bir de. Al sana bir yenilik daha!

“Bazen bir yere varmayacak olsa da, o yolda yürümek ister insan. Varacağı nokta değil, yolculuğun kendisidir keyif veren.”

Ben de yürümüşüm bu yıl bolca. Varış noktası birisi ya da bir yer olmasa da anılarım olmuş, birikimimlerim olmuş…

Alaçatı’ya gitmeyi çok isterken kendimi Bodrum’da bulmuşum mesela. O da ‘to do list’teydi. Çok da sevdim bu Bodrum’u. Denize, güneşe karşı kitap okumak ne güzeldi! Alaçatı gibi isteyip de ulaşamadığım bir şey daha vardı bu yıl: Opera. Seneye inşallah… 
OT Dergisi’ni keşfettim bir de. Radikal kapanınca gazete alamaz olduk. Gazete tadında bir mizah dergisi ihtiyacı doğdu ve OT imdadıma yetişti. Radikal demişken… Dijital ortama geçmek nasıl radikal bir karardır? Ayrıca Ezgi Başaran nasıl başarılı bir kalemdir?
2014 yılı topuklu ayakkabı giymeye alışma yılı da olabilir, evet. Kurumsal hayata geçişi bahane edip, yıllardır uzun boylu olmamı bahane edenlere inat giydim topuklu ayakkabıları. Feminist ruhun varsa feminen olamazsın diyenlere inat yürüdüm tak tak.
Öylesi, böylesi bitti bir yıl daha. 2015’in mottosu ne olsun derseniz? Unutursam Fısılda filmini izleyenler bilirler, finalde Hümeyra’nın seslendirdiği ‘Kirli Beyaz Kedi’ şarkısından alıntı yapacağım.
‘Kurtul anılardan, sarıl yarınlara.’

Ben daima öğreniyorum…

Yazmaktan keyif aldığım aşikar. Hal böyleyken ajandalar, defterler ve kalemler, almaktan en çok keyif aldığım şeylerin arasında. Hatta öyle ki Maslak’ta çalışırken o zamanki iş yerime çok yakın olan Office1 Superstore’a her fırsatta (öğlen araları 10 dk da olsa) giderdim.
Yeni işime yeni ajanda almak yerine, o zamanlar sadece 1-2 sayfası kullanılmış bir ajandayı tercih ettim. Ancak tam o dönemde fotoğrafta gördüğünüz defteri görmüş ve aşık olmuştum. Üzerindeki söze bayılmıştım çünkü. Basit fakat ‘işte bu benim’ dediğim bir cümle: I write because I am always learning.
Yeni yıldan herkes gibi benim de beklentilerim var. Ancak her yıl olduğu gibi bu yıl da “daha çok” ile başlayan dilekler bunlar. Daha çok film izlemek, daha çok gezmek vs. Daha çok okumak demiyorum çünkü geçtiğimiz yıl bu konuda oldukça başarılı buluyorum kendimi. 
Bu yılın, geride bıraktığımız yıldan farkı ne derseniz? 2012’ye girerken mezundum, 2013’e girerken aşıktım ve 2014’e girerken de iş sahibiyim. Haliyle 2015 için yazdıklarımı, 2014’e girerken kısmen tamamlamış olmanın mutluluğu içerisindeyim. Tabi o zaman da dediğim gibi hayat bu! Elbet yeni yıl da mutluluk kadar üzüntü yaşatacaktır. Fakat yaşamak bu demek zaten. Her zaman öğrenmek demek!