Bursa’nın Ufak Tefek Taşları…

Bursa’da gezerken sürekli bu türkü dilimdeydi…

Bursa’nın ufak tefek taşları
Keman olmuş o yarimin kaşları..

Bursa’ya tekrar gitmek, keyfini tam anlamıyla çıkarmak bir Ağustos başlangıcına nasip oldu. Aylar önce eski bir dostu ziyaret için gitmiştim. Ama amaç “turistik” olmayınca pek cami, çarşı vs. gezememiştim.
Bursa’ya İstanbul’dan gitmek Kartal’da oturan biri olarak bana kolay ve keyifli geldi. Kartal’da oturmayanlar İstanbul’dan Bursa otobüslerine biniebilirler. Feyz almak için yazının Bursa Terminali’nden sonraki kısmını -üç paragraf sonrasını- okumaya başlayabilirler. Ama biz Kartallılar için yolculuk başlıyor!
İDO Kartal İskelesi’nden deniz otobüsüyle Yalova’ya geçmekle başlıyor bizim yolculuğumuz. Eğer 2-3 gün önceden bilet alırsanız 10 TL’ye Yalova’ya gidebilirsiniz. Yaz tarifesinde deniz otobüsü yerine motorlar gidiyor ancak 1 saat 15 dakika çok uzun bir süre değil.
Yalova’da indiğiniz yerde bekleyen Lüks Yalova Turizm’in Bursa otobüslerini göreceksiniz. Göremezseniz telaşa kapılmayın, marinaya doğru 15-20 dk yürüdüğünüzde şirketin yazıhanesini göreceksiniz. Yarım saatte bir Bursa otobüsü kalkıyor. Kişi başı 14 TL, çok değil 1 saat sonra Bursa Terminal’inde oluyorsunuz.
Bursa’ya giderken Orhangazi’den geçiyor, Gemlik’e de uzaktan el sallıyorsunuz. Kendi arabanızla seyahat ediyorsanız Gemlik’teki Atatepe Sosyal Tesisleri’ndeki açık büfe kahvaltı tavsiyemdir. Harika bir Gemlik manzarası ayaklarınızın altında kalıyor. 
(Ulu Cami)

Bursa Terimali’nde indiğinizde otobüs duraklarını göreceksiniz. Önce kendinizi gidiş-dönüş için BuKART alın. Tek basımlık kartlar 3 TL. Ardından da kent merkezine giden 38’e binin. Yaklaşık yarım saat sonra Timurtaş Paşa durağında olacaksınız. (Bu durağa sonra geri döneceğiz.) Gelmeden solda Zafer Plaza’nın piramidini göreceksiniz. Sağınızda da Bursa’nın meşhur Tophane Surları ve tarihi evleri gözünüze çarpacaktır. Burada inmenizi tavsiye ediyorum çünkü karşıya geçip Zafer Plaza YKM’nin önünden geçince tarihi tramvayı ve Cumhuriyet Caddesi’ni göreceksiniz. O tramvaya binip – tabi bunun için de BuKART almış olmanız gerek- Koza Han’ın olduğu bir sonraki durakta inebilirsiniz. Yukarı doğru yürüdüğünüzde karşınıza çıkacak meşhur Koza Han. İçerisinde kahvaltı edip çay içebileceğiniz yerler var. Bol bol ipekli gömlek, eşarp vs. de bulabilirsiniz. Ardından Ulu Cami’ye çıkabilirsiniz. Ben bu şekilde Ulu Cami’ye ulaşmak istemiyorum derseniz de Timurtaş Paşa’dan sonraki durakta inip Ulu Cami önündeki Çınar Cafe’nin tostu ve çayıyla kahvaltı yaparak güne başlayabilirsiniz derim.
Ulu Cami’yi öğlen vaktinden önce gezmenizde fayda var. Hem kalabalık olmuyor hem de dinç olduğunuz zamanlarda gezmeniz gereken bir yer. Evliya Çelebi’nin “Bursa’nın Ayasofya’sı” olarak adlandırdığı Ulu Cami, İslam eserleri içerisindeki en kutsal mekanlardan birisi olarak kabul edilmekte. İçerisindeki şadırvanına kadınların girmesinin yasak olmasını garipsesem de, tüm uzay sisteminin oymacılıkla işlendiği ve hala sırrı çözülemeyen minberi ve hat sanatının harika örneklerini taşıyan duvarları görülmeye değer. Ulu Cami, Karagöz-Hacivat’ın inşaatında çalıştığı cami olarak da bilinmekte.
(Yeşil Türbe)
Ulu Cami’den sonra üzerinde bulunduğunuz Atatürk Caddesi’ni takip ederek 10-15 dk kadar yürürseniz, Ulu Cami’ye arkanızı verin ve soldan devam edin, Yeşil Cami ve Yeşil Türbe’nin olduğu Yeşil Cadde’yi göreceksiniz. İznik Çini sanatının en nadide eserlerinden birisi olarak kabul edilen Yeşil Türbe, Yıldırım Bayezid’in oğlu Sultan Mehmet Çelebi tarafından yaptırılmış. Türbede Çelebi Sultan Mehmet ile oğulları Şehzade Mustafa, Mahmut ve Yusuf ile kızları Selçuk Hatun, Sitti Hatun, Ayşe Hatun ve dadısı Daya Hatuna ait olmak üzere toplam 8 sanduka yer almakta. Türbeye giden yolda eski Bursa evlerine de rastlayacaksınız, yine ipek gömlek, eşarp vs. satan dükkanlar göreceksiniz. 
Hani indiğimiz Timurtaş Paşa durağı vardı, hatırladınız mı? Size tavsiyem İskender yemeyi en sona bırakıp Yeşil Türbe’den Timurtaş Paşa durağından çıkılan Tophane Surları’na kadar o pasaj senin bu han benim diyerek geze geze gitmeniz. Dur bir soluklanalım derseniz de setbaşı/dereboyu olarak geçen yerde simit sarayı var, tavsiyemdir.
(Tophane Surları)
Biz Timurtaş Paşa’ya ve Tophane Surları’na geri dönelim. (Kara) Timurtaş Paşa, Osman Gazi’nin silah arkadaşlarından Aygut Alp’in torunuymuş. Sultan I.Murad’ın kumandanlarından, Anadolu Beylerbeyi Gazi Timurtaş Paşa’nın bugünkü türbesi otobüs durağının hemen arkasında yer alıyor. Türbenin arkasında da yukarı, surlara doğru çıkan merdivenleri göreceksiniz. 
Osmanlı’nın Bursa’ya giriş yaptığı kapı olan Saltanat Kapısı’ndan girip soldaki ilk caddeden devam ettiğinizde tarihi Bursa evlerini göreceksiniz. Sokakların keyfini çıkardıktan sonra solunuzda kalan surlara geçebilir ve Bursa’yı seyre dalabilirsiniz. Tophane Surları’na çıkmayı sona bırakmanızı tavsiye ederim. Böylece gezdiğiniz her yeri bir de kuşbakışı görme şansınız olur.
(Tophane Surları’ndan Bursa)
Eee gezdik gördük nerede kestane şekeri nerede iskender diyeceksiniz. Sıra onlara gelmişti zaten. Surlardan indikten sonra karşıya geçip Ulu Cami yönünde yürürseniz Ulus Pastanesi’ni göreceksiniz. Buradan eşinize dostunuza ya da benim gibi kendinize kestane şekeri alabilirsiniz. Pastaneden sonra aynı cadde üzerinde aynı istikamette yürürseniz Ulu Cami’yi geçtikten 5 dk sonra mavi, şirin bir dükkan göreceksiniz. Muhtemelen önünde kuyruk da göreceksiniz. Göremezseniz Tayyare Kültür Merkezi’ni görürsünüz, dükkan onun hemen yanında. Burada iskender kebabın hasını şıra eşliğinde afiyetle yiyebilirsiniz.
İskendercinin karşısından geçen 38’ler ile terminale dönebilirsiniz. Bursa düzenli bir şehir, görülmesi gereken yerlerin bir çoğu birbirine yakın. Yani rahat rahat gezebilirsiniz, bence güne birlik bir Bursa turundan korkmayın. Giderken Yeşil Türbe ve Tophane Surları hiç aklımda yoktu mesela ama hepsini gezdim gördüm geldim. Eğer Cumartesi giderseniz akşam 6’da Ulu Cami önündeki havuzlu meydanda yapılan mehter takımı ve kılıç kalkan ekiplerinin gösterilerine de denk gelebilirsiniz. Benden söylemesi…
(Koza Han)
Reklamlar